"Hakikati" diye devam etti Nietzsche, "ancak inanmayarak ve kuşku duyarak yakalayabilirsiniz, böyle çocuksu bir tavırla 'keşke öyle olsa' diyerek değil!”
Geçmiş olsuna gitmek adetini kim çıkardıysa… Geçtikten sonra gitmişsin ne kıymeti var? Hani hastayken gideceksin, bir çorba kaynatacaksın, sırtını ovacaksın, terleyince üstünü değiştireceksin, ne bileyim suyunu vereceksin… O zaman gel geçmiş olsuna. Geçip iyileştikten sonra ben ne yapayım seni?
Başarı, itibar, para, güç hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edebileceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz.
Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek işteyişimiz de bu yüzden değil midir? Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakma ihtiyacı yahut “Ben artık bir başkasıyım!” diyebilmek saadeti…