Ah Reis Bey, sevmek, hele benim gibi sevmek berbat bir şeydir. Hayatımda yalnız o vardı. Gözümü kapadığım zaman onu, açtığım zaman onu, uyuduğum zaman onu, uyandığım zaman onu görüyordum.
Halbuki ben onun için bir hiçtim; gelmiş ve geçmiş birisi... Nasıl anlatayım efendim; çorabının yırtığı, şapkasının kurdelesi kadar benimle alakalı olmuyor, evlerindeki kedi kadar bile beni sevmiyordu.
Bu kızların hepsi biraz yarım akıllıydı zaten. Karşılıklı anlaşabileceğimiz dilde konuşmaktan morona dönüyordum. Bir de çok acayip hayatları başarmak derdindeydiler. Yahu anlıyorum, çok başarılı, çok güzel ve 'çok' demeye utansan da yeterince zengin bir insan olmak istiyorsun. Ben de aynısını istiyorum valla bak. Ama yani o kadar sevdik ettik, işin sonu neden pahalı çamaşır makinesi oluyor anlamıyorum. Küçük küçük milyonlarca şeyi birleştirip ona büyük bir mutluluk vermemi bekliyor. Kendi başına kocaman bir mutluluk olduğuna inanmıyor. İşte bunlar onlar. Sen bedavaya sevsen de çalmak isterler.
Gözler ki birer parçasıdır senden İlâhın,Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,Vur şanlı silâhınla, gönül mülkü düzelsin;Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Güzelliği hayatlarımızdan kovalı çok oluyor. OSokakta ve evde, insanda ve âlemde burnumuza hep leş kokularının gelmesi bundan. Halbuki, Gafûr olan Allah güzel olanı koruyan ve çirkin olanı saklayandır. O sonsuz bağışıyla çirkinlikleri setreder ve bizim de insan kardeşlerimizin ayıplarını, kusurlarını örtmemizi ister.