Kendini yalnızlığa mahkum etmiş, sevdiği kadınlar bile daha fazla yalnızlaştırmak için hayatında olması, paylaşmak için değil savaşmak için seviyor, kendinden alamadığı intikamı onlar alsın istiyor, ama bu sevmek olmadığını biliyor Sait Faik Abasıyanık... 1940 lı yılların sıkı yönetim mahkemelerinde sivil polisleriyle, Rum kızlarıyla, meyhane masalarında yaşadığı anıları kimler yokki romanda Mina Urgan, Abidin Dino, Nurullah Ataç, Yaşar Nabi, Yaşar Kemal, Ahmed Arif, Sabahattin Ali, ve en sevdiğim şair Orhan Veli Kanık hepsiyle bir hikayesi var, o kadar insan tanımış o kadar seveni olmuş ki. Ama kıymeti sonradan bilinen yazarın Gazi Mustafa Atatürk ten sonra edebiyata katkılarından dolayı Mark Twain onur ödülünü alan ve mirasını darüşşafaka lisesi öğrencilerine armağan eden Abasıyanık; hikaye yazmanın insanları tanımanın ve yürümekle keşfetmenin hikayeyle bir yönü olduğunu bize gösteren eşsiz bir gözlem gücü ile yapıtlarını okuyarak anlıyoruz... Bu eşsiz yazarın çarpıcı hayatını sürükleyici bir şekilde elinizden bırakmadan okuyacaksınız...