Özellikle de üniversitenin işleyişi açısından çok açıklayıcı: Eğer kariyer yapmak istiyorsan, henüz yeterince araştırılmamış marjinal ve egzotik bir metni (Guillaume d'Ockham'in Mantık Özeti’ni) al, yazarın bile fark etmemiş oldugu bir niyeti arayarak gerçek anlamına hakaret et (Çünkü herkes bilir ki kavramdan bihaber olmak bütün bilinçli niyetlerden çok daha güçlüdür), iyice deforme edip özgün bir teze benzet ki (felsefi kozlar bilinmeyen mantıksal bir analizi temellendiren sey, Tanrı’nın mutlak kudretidir), bunu yaparken bütün ikonlarını (ateizm, inancın aklına karşı akla inanç, bilgelik sevgisi ve sosyalistlerin pek sevdigi diğer ıvır zıvırlar) yak, ömrünün bir yılını masraflarını saat yedide uyandırdığın bir topluluğun karşıladığı bu küçük tiktinç oyuna ada ve tez yöneticine bir kurye gönder.
Profesör bana uzun uzun kuramındaki son gelişmeleri anlattı. Ona göre hiçbir şey yoktu, kendisi bile yoktu. Varlığın hiçliği kusursuz bir biçimde tamdı. Şunun ya da bunun görünür varlığının hiçbir anlam ve önemi yoktu, çünkü Ockham’ın usturası na[2] uygun olarak sav şöyleydi: Gerçeklik, varmış gibi görünebilir; rüyalar da böyledir. Ama gerçekliğin hipotezi gereksizdir. O halde rüya da vardır. Ama bir rüya, rüyayı gören birini gerektirir. Rüya gören birinin koyutlanması da gereksiz bir hipotezdir, çünkü bazen bir rüyada başka bir rüya da görülebilir. Böylece her şey daha sonraki rüya tarafından görülür ve bu sonsuza dek böyle sürer. Savın ana noktası şudur: Her rüya kendisinden öncekinden daha az gerçek olduğundan (bir rüya gerçekliğe doğrudan temas eder, rüyanın içinde görülen bir rüya ise aradaki rüya aracılığıyla dolaylı olarak temas eder, üçüncüsü de iki rüya aracılığıyla ve böyle sürüp gider) bu dizinin en üst sınırı sıfıra eşittir. Ergo, son çözümlemede kimse rüya görmemektedir ve sıfır rüya görülür, ergo sadece hiçlik vardır, yani hiçbir şey yoktur. Kanıtın inceliği ve kesinliği karşısında hayran kaldım.
Siena’s master painters, the brothers Ambrogio and Pietro Lorenzetti, whose names never appear after 1348, presumably perished in the plague, as did Andrea Pisano, architect and sculptor of Florence. William of Ockham and the English mystic Richard Rolle of Hampole both disappear from mention after 1349.
Thomas Aquinas of Italy taught there in the 13th century, as did his own teacher Albertus Magnus of Germany, his philosophical opponent Duns Scotus of Scotland, and in the next century, the two great political thinkers, Marsilius of Padua and the English Franciscan William of Ockham. By virtue of the university, Paris was the “Athens of Europe”; the Goddess of Wisdom, it was said, after leaving Greece and then Rome, had made it her home.