"Hayat, başkalarının hatalarını yüklenemeyecek kadar kısaydı. Herkes kendi hayatını yaşıyor ve bu hayatı yaşamanın bedelini ödüyordu. Acı olansa, insanların çoğu zaman tek bir hata için çok fazla bedel ödemek zorunda kalmasıydı. Aslına bakılırsa, insan tek bir hata için sürekli bedel ödeyip duruyordu. Kader, insanla olan alışverişinde alacak defterini hiçbir zaman kapatmıyordu."
"Dini bir borç ödeme kurumu olarak görürsek; “Ödedim borcumu, tamamdır" dersiniz, ama nimet olarak algılarsak, ne yaparız bu defa? Teşekkür ederiz. İşte "şükr”ün manası budur. "Çok şükür sana!.. Sana borcumuzu ödemek ne mümkün! Şükürler olsun sana!" Görüyor musunuz? Dinin gayesini Kur'an şöyle beyan ediyor: "Allah size zorluk değil, kolaylık diler." "Ey müminler! Allah sizi zor durumda bırakmayı değil, iman ve ibadet ile mânevi olarak temizlemeyi ve tanıdığı kolaylıklarla size olan nimetini tamamlamayı murat etmektedir. Bu durumda size düşen bu ilâhî hükümlere riayet etmektir" 5 Yani, Allah sizi dinle sıkıntıya sokmak istemiyor; bilakis din adı altında üzerinizdeki baskıları, yükleri kaldırmak istiyor. Şu ayete kulak verelim: "...Allah'ın elçisi Muhammed -diğer bütün elçilerimiz gibi- insanları doğru ve güzel şeylere yöneltmekte, Allah'a ortak koşmak ve benzeri çirkin işleri yapmamalarını öğütlemekte, İsrailoğulları'nın kendi kafalarından haram kıldıkları şeylerin esasında Allah tarafından haram kılınmadığını belirterek, dini zorlaştıran bâtil inançları ortadan kaldırarak insanların üzerlerindeki yükleri hafifletmekte, helali haramı bildirmektedir" Bu ve benzeri birçok ayete rağmen, din bizde baskı gibi anlaşılmıştır; yük gibi anlaşılmıştır. Bu, adeta “kuşun kanadını yük telakki etmesi" gibi bir şeydir. Kuşu uçuran kanat, yük telakki edilir mi? Biz de dini bu şekilde anlamazsak, kırık kanat kuşa yük olduğu gibi din de bize yük olur. Ve bugün, genelde yük gibi telakki edilmektedir. Allah sizi manevi temizliğe kavuşturmak ve size nimetlerini tamamlamak istiyor. Size nimetini, lütfunu, yardımını göndermek istiyor. Din bu"s.55
Sayfa 55 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir insanın en önemli parçaları kalbi ve kafasıdır ve en pahalı bedeli onlar için ödemek gerekir. Eğer kalp durursa önceki gibi devam edilemez ve eğer kafa tıkır tıkır işlemeyi bırakıp her şeyden koparsa kişi meziyetlerini yitirir ve hayattan yararlanamaz. 
Kitap Alıntısı
İnanıyorum ki, bütün insanlar zaman zaman aşka haraç ödemek zorundadır ve bundan kaçınmak için çabalamak boşunadır.
Alıntı
Kur’ân, kainatın yaratılışı konusuna ayrıntılı şekilde değinmez; vurguladığı temel nokta, ahlaki ve toplumsal değerlerdir. Bu tür konuları ise pozitif bilimlerin incelemesine bırakır. Buna karşılık, Hristiyanlık İncil’de “Tekvin” adlı bölümde kainatın yaratılışı hakkında geniş açıklamalar yapılmıştır. Hristiyanlar, bu metnin Tanrı kelâmı olduğuna inandıkları için doğruluğunu kabul etmekle yükümlüdürler. Ancak gözlem ve deneyler bu anlatımları desteklemediğinde, Hristiyan düşünürler akıl yürütmeye ve Aristoteles’in mantığına başvurmak zorunda kalmışlardır; çünkü Aristoteles’in mantığı, adeta bir rehber işlevi görüyordu. Batı’da gözlem, deney ve analiz yoluyla kainat incelenmeye başladığında, kilise otoritesi giderek zayıfladı. Bilginler, pratik yöntemlerle önemli keşifler yaptıkça, kilise yetkilileri iktidarlarının sarsılmasından endişe duydular. Bu durum, din ile bilim arasında sert çatışmalara yol açtı. Hatta bu süreçte, kainat üzerinde kapsamlı araştırmalar yapan birçok bilim insanı, bazen ilimlerinin bedelini ödemek zorunda kalmıştır. Ilimlerinin kurbanı olmuşlardır
Kendi payını ödemek!
Kendi ekmeğimi taşıyacak gücüm var hâlâ, Daha ağır gelen, başkalarının ekmeğidir çoğunlukla, Yakınmaya hakkım yok, başkalarının payının ağırlığını yüklenirsem kendi payımı ödemiş olacağım.
Sayfa 181 - Gözü siyah bantlı yaşlı adam
1000Kitap