1 Kimseye cevr ü cefâ eyleme devletde sakın
Bed-du'â eylemesün gûşe-i mihnetde sakın
2 Kâr-bân ile iriş menzile yol korkuludur
Gaflet uyhusına ŧalma dem-i rihletde sakın
3 Gice gündüz dir isen tola mezîd ü berekât
Şükrin unutma Hak’un virdügi ni'metde sakın
4 Kurtulam dirsen eger âfet-i derd ü gamdan
Zînete aldanuben kalma bu şöhretde sakın
5 Yakar âhum odı bir gün seni ey çarh-ı felek
Gün gibi rif'ata irgür koma zilletde sakın
6 Seni bahre düşürüp sonra helâk eylemesün
Yâr ile birliğe bitdüm dime vuslatda sakın
7 Çünki sevdün o güzeller şehini Sebzî gibi
Mümkin oldukça kuśûr eyleme hizmetde sakın
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1 Söylesem âh-ı dilim cümle cihân oda yanar
Yalınuz sanma cihân kevn ü mekân oda yanar
2 Şöyle 'aşk âteşi var sînede ey zâhid-i huşk
Bir 'alev žâhir ola iki cihân oda yanar
3 Bilmezem âteş-i 'aşkı nice takrîr ideyin
Dutuşur başdan ayağa dil ü cân oda yanar
4 Şöyle yakdı beni 'aşk odı ser-â-ser cânâ
Yanıma gelse benüm pîr ü cüvân oda yanar
5 Teb-i fürkatde nedür hâli disen Sebzî’nün
Dutuşur külli teni sanki hemân oda yanar
Odi, nec possum, cupiens nan esse, quod odi, 281
281 Ovidius'un Amores adlı eserinden bir alıntı: "Nefret ediyorum, ama
ne kadar istesem de, nefret ettiğim şey olmaktan kurtulamıyorum:'
Gün gibi ṭoġdı ḳarşudan o meh-liḳā seḥer
Rūşen gözüñ dėgil baña ey āşnā seḥer
"O ay yüzlü (sevgili), seher vakti güneş/gün gibi karşıdan doğdu. Ey arkadaş
seher, bana “Gözün aydın” de!"
“Kime haset ediyorum biliyor musun?” diye sordu.
“Bilmiyorum Lordum.”
“Tewdric’e.”
Güldüm. “Tewdric. İçi kurumuş bir keşiş mi olmak istiyorsunuz?”
“O mutlu,” dedi Arthur kararlı bir edayla, “her zaman istediği hayatı buldu. Rahip saç traşını istemiyorum, Tanrısı da umurumda değil, ama onu kıskanıyorum.” Yüzünü buruşturdu. “Benden başka kimsenin kazanacağımıza inanmadığı bir savaşa hazırlanmak için kendimi harap ediyorum. Bunlardan hiçbirini istemiyorum. Hiçbirini. Mordred’in Kral olması gerekli, onu kral yapmak için and içtik ve Derfel, Saksonları yenersek ona yetkilerini vereceğim.” Meydan okur gibi konuşuyordu ve ben ona inanmıyordum. “Her zaman istediğim şey,” diye sürdürdü, “bir ev, biraz toprak, davarlar, hasat mevsiminde ekinler, ocağımda yakacağım odunlar, demircilik yapacağım bir demirci ocağı, su için yakında bir dere. Çok mu fazla şey istiyorum?” Kendine pek ender bu kadar acırdı ve ben de kızgınlığını açığa vurması için bir şey demedim. Çoğu kez böyle kendine ait bir ev halkı, ormanlar ve tarlalar içinde dünyayla bağını koparmış bir yaşamdan söz ederdi.
Ama şimdi Aelle ve Cerdic mızrakçılarını toplarlarken bunun ümitsiz bir rüya olduğunu görüyordu. “Dumnonia’yı sonsuza kadar elimde tutamam,” dedi, “Saksonları yendiğimizde Mordred’i dizginleme işini başkalarına bırakacağım. Bana gelince, ben Tewdric’in mutluluğunu arayacağım.” Dizginlerini topladı. “Şimdi Guinevere’ı düşünemem” dedi. “Ama tehlikedeyse onunla sen meşgul ol.” Bu kısa emirden sonra atını topukladı ve uzaklaştı.
Olduğum yerde kalakaldım. Şaşkındım, ama aklından ne geçtiğini biliyordum. Guinevere’ı öldürmeyeceğimden emindi ve bunun için de onun güvende olduğunu biliyordu. Ama böyle sert bir emir vererek onu ne kadar sevdiğini saklamış oluyordu. Odi et amo, excrucior.
O sabah hiçbir hayvan