Funda'dan...
Puan vermedi·159 syf.··
2026 16. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:54
​Acımak, aslında bize çok tanıdık bir insan kusurunu yüzümüze vuruyor: Peşin hükümlülük. ​Zehra’yı okurken ilk başta ona kızıyoruz. "İnsan babasına karşı nasıl bu kadar taş kalpli olur?" diyoruz. Ama Reşat Nuri öyle dahi bir yazar ki, Zehra’nın çocukluk travmalarını önümüze serdiğinde ona hak vermeye başlıyoruz. Tam Zehra’nın tarafına geçmişken, bu sefer Mürşit Efendi'nin günlüğüyle bizi ters köşe yapıyor ve "Dur bakalım, madalyonun bir de diğer yüzü var" diyor. ​İşin Özü: Roman, hayatın siyah ve beyazdan ibaret olmadığını, gri alanların ne kadar can yakıcı olabileceğini anlatıyor. Haklı olmakla, şefkatli olmak arasındaki o ince çizgiyi gösteriyor. Zehra kusursuz bir öğretmen olabilirdi ama "acımayı" öğrenene kadar eksik bir insandı. Kitap bittiğinde boğazınızda bir düğüm kalıyor ve ister istemez kendinize soruyorsunuz: "Ben hayatımda kimi, arkasındaki hikayeyi bilmeden yargıladım?"
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020668 okunma
Reklam
Tanrıların Doğuşu: Theogonia
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:00
Theogonia okumak beni epey zorladı. Kim kimden geldi, kim kimi yedi derken kayboldum. Anlamak için birçok vlog izlemek durumunda kaldım. Anlaşılan o ki Batı medeniyeti için iki Yunan mitolojik kaynağı kritik önem taşıyor: Homeros'un İlyada'sı ve Theogonia. Müzikten resme, heykelden bilimsel buluşların isimlerine, şirket adlarına kadar hepsi bu mitlerden besleniyor. Batı medeniyetinin kökü Yunan mitolojisi. Olayları anlamamda en çok katkı sağlayan içeriği Emel Kalender hazırlamış(YouTube Kanalı) youtu.be/xCcYmFXQSzc?si=... Kitabı mükemmel bir forma sokmuş aslında; hem resim sanatıyla hem heykellerle içeriği zenginleştirmiş. Theogonia, tanrıların soy ağacını anlatan basit bir masal kitabı değil; evrenin hiçlikten varoluşa, düzensizlikten düzene, vahşetten adalete geçişinin yani Kaos'tan Kozmos'a büyük dönüşümün epik hikâyesidir. Ancak bazı eleştiriler de yapmak lazım: Antik Yunan medeniyetinin dünya çapında Batı medeniyetini şekillendirmesinin asıl nedeni Roma İmparatorluğu'dur. Romalılar bu kültürel zenginliği benimseyip geliştirmeseydi Akdeniz havzası ve dolayısıyla Batı medeniyeti bu kadar etkilenmeyecekti. Hatta Romalılar bu kadar hevesli olmasaydı, Yunan mitolojisi belki de yerel bir medeniyetin mitleri olarak kalacaktı. İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Theogonia - İşler ve GünlerHesiodos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20161,948 okunma
Birbirinden Eşsiz İki Kadın
10/10
·176 syf.··
2026 27. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:14
Öncelikle ne kadar salak olduğuma değinmek istiyorum.Bu kitap normalde novella ve ben bunu gayet iyi biliyordum.İçinde iki hikaye var bunun.Her neyse şimdi ben de kutulu set vardı ve kutulu sette bu kitabı üçüncü kitap olarak koymuşlar.Ben herhalde 2,5 gibi bir şeydir diye bunu okumaya başladım.İlk hikayeyi okudum bitirdim.İkinci hikayeye geçtim ve bir anda dedim ki bu işte bir tuhaflık var.Koşa koşa yağmurun hesaba gittim tabi.Onun bu seri hakkında bir videosu vardı.İzlemeye başladım,bir baktım bu kitap en son okunacakmış.Görmeniz lazım evde küfürler uçuşuyor.(küfürden nefret ederim)Kriz geçirdim evde yani bu ne biçim aptallık?!?Şimdi bu yüzden bu iki hikaye arasında benim için bir ay mı ne var!Artık incelemeye geçebilirim sanırım anlattığıma göre.İki hikayeyi de ayrı ayrı anlatıcam. Kraliçe'nin Şarkısı Bu hikaye Cal'in annesi Coriane'i anlatıyor.Coriane Jacos Hanesi'nin vârisi.Ayrıca Julian ile de kardeş.Kendisinin çok trajik bir hikayesi var ve yavaş yavaş aklını kaybeden bir karakter.Aslında bildiğiniz gibi bunun sebebi kendisi değil Elara'ydı.Bu spoiler değil bu arada. Bu hikayede de işte bizim kızımızın kraliçedenemesinde Elara ile tanışmasından ölümüne kadar olan süre işlenmiş.Ayrıca Savaş Fırtınası nda geçen günlüğü de bu hikaye ile okuma şansı elde ediyorsunuz. Açıkçası ben bu hikayeyi çok sevdim.Zaten Coriane dehşet merak ettiğim bir karakterdi seri boyunca.Günlüğünü okumak da çok mükemmel bir şeydi.Yani gerçekten de bir kadının delirişine şahit oldum.Bir de Julian'ın içi bomboş bir kitap hediye etmesi.Gerçekten harikaydı.Zaten bu kitap Coriane'in günlüğü oluyor.Altıncı Tiberias da çok harika adammış.(Hepsinin ismi Tiberias olmasa keşke)Düşünceli bir insan olmasını da çok sevdim.Yani Coriane'iyi düşünmesi çok hoştu. Coriane'nin delirdiği biraz daha iyi
Zalim KrallıkVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2017906 okunma
10/10
·496 syf.·
2026 25. kitabı
Herkese merhaba Tozlu Pembe'nin ikinci kitabıyla karşınızdayım. Bu kitapta artık Ayperi Ömer'e olan kalın duvarını aşkını arkadaşlıkları okuyoruz. Kitaba bayıldım. İlk kitapta güzeldi bu kitapta artık aşk ön plana çıkıyor. Üç kız arkadaşın aşk hayatını da okuduk.Üç kız arkadaşın arkadaşlıkları da okuduk. Karakterleri değerlendirmeye geleyim. Ayperi Ak ilk kitaba göre daha güçlenmeye başladı.Duygularındam emin, savaşçı Ayper'yi okumak çok güzeldi fakat bu noktaya gelmesi kolay değildi. Komşuları olan Lütfiye abladan aldı öğütle Ömer'i kendinden soğutmaya çalışır. Planını uyguladığı akşam Ayper'i yine geçmişinden kurtulamaz ve kötü olur. Her zamanki gibi Ömer yanındadır ama ondan gitmesini ister ve Ömer Seyhan gider. O sahneyi okurken içim parçalandı Seyirhanın dediğine göre 45 gün ayrı kalacaklardır. Sonra Ayperi az önce dediğim gibi duygularından emin olarak Seyirhan'a açıldı onun sayesinde daha mutlu neşeli biri olmaya başladı. Tabii arada abisi gibi odunluğunu göstermeye devam etti. Ayperi’nin de o otoban kenarında, çimleri kavrayarak yaşadığı o ağır içsel yıkım, geçmişin yükü altında ezilişi ve kendi çocukluğuna 'Git artık, taşıyamıyorum seni' diye haykırışı... Travmanın, kırılmışlığın ve aşka inanmak isterken kendi karanlığında boğulmanın acısı bundan daha vurucu anlatılamazdı.. Ömer Seyirhan en sevdiğim kitap erkek karakterlerinden biri oldu Ayperi'nin yaralı olduğu halde onu bırakmaması gittiği halde onu düşünmesi Ömer Seyirhan gitti ama giderken bile Ayperi’nin üşüyen ellerini, midesini yakan koyu çayını, tırnaklarını acıtan antepfıstıklarını ve hatta sinemada izlemek isteyeceği filmi bile ona emanet ederek gitti. Bu tarz erkeklere bayılıyorum kızın geçmişi ne kadar yaralı olursa olsun kızın geçmişini yüzüne vurmadı. Ayperi'yi o kadar çok güzel seviyor ki beni
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026200 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 21. kitabı
Yasaklı Lal Figan 2 ​Herkese selaaam! Ay ben geldim ama içimdeki fırtınaları bir bilseniz... İlk kitabı bitirir bitirmez hız kesmeden hemen ikinciye geçmiştim, iyi ki de öyle yapmışım. Ama peşin peşin söylüyorum: Okurken yine bol bol sinir krizi geçirdim! Neyse ki sonradan olaylar toparladı da tansiyonum dengelendi. Özellikle o "ismi lazım olmayan" tiplerin sahneleri azaldıkça benim de kafa rahatladı, oh be dedim! ​Şimdi müsaadenizle şuraya biraz içimi dökeceğim çünkü söylemezsem çatlarım! ​Doru... Sana ne desem az! Ya gerçekten soruyorum; bir insanın seni sevip sevmeyeceğini, o ağır lafları söylerken ne hissettiğini anlamayacak kadar hödük müsün be adam? Okurken "Yok artık" dediğim çok an oldu. Neyse ki bu krizler çok uzamadı da birazcık sakin kalabildim. Ama yiğidi öldür hakkını yeme; tüm delirmelerime rağmen bu ikiliyi okumak bana müthiş bir seyir keyfi verdi. Birbirlerini her anlamda o kadar güzel tamamlıyorlar ki... Siz kesinlikle nazar değmeden mutlu mesut hayatınıza devam edin, ben sizi uzaktan sevmeye razıyım. Ah benim canım Erva'm... Gelelim kitabın sonuna... Spoiler olmasın diye detay veremiyorum ama cidden neden öyle bir şey oldu ya? Neden?! Ben sonuna kadar canım kızıma hak veriyorum. Erva bence yaşayabileceği en ağır şeyleri yaşadı. Ve işin en acı tarafı, canı yanarken bile sevdiklerini düşünmediği tek bir an olmadı. Okurken "Kızım dur, yalvarırım önce bir kendini düşün!" diye bağırmak istedim ama Erva hiç bencil olamadı. Peki şimdi o sevdiklerine soruyorum: Siz bu kıza bunu neden yaptınız? Sizi affedebilir miyim hiç emin değilim, Erva bunları zerre hak etmedi. Ve Ceylin.. Senden nihayet kurtulduk ama yalan yok, içimin yağı zerre erimedi. Keşke senin için çok daha farklı bir son olsaydı. İçimde en ufak bir rahatlama hissi bile oluşmadı, sana hala çok
YasaklıPınar Salman · Pukka Yayınları · 2024259 okunma
Reklam
Reklam