İnsanı, insan yapan diğer insanlardır... O yüzden her birimizdeki insani degerler ölçüleri sadece bize ait değildir. En yakinimizdakinin de insani ölçüsü dur...
Almancada Schuld hem "suç" hem de "borç" anlamına gelir. insan, doğası gereği her zaman "suçlu"dur Ancak bu, bir suç işlediğimiz anlamına gelmez; varoluşsal bir durumdur. Hayat boyunca bir karar verdiğimizde otomatik olarak seçebileceğimiz diğer milyonlarca olasılığı öldürürüz. Her "evet", sayısız "hayır" demektir. İşte bu yüzden insan, yaşayamadığı o diğer hayatların, gerçekleştiremediği potansiyellerin suçunu/borcunu içinde taşır. Her seçim, bir katliamdır.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Vakar
Kadınlardan uzak durmak; şerefli bir kimsenin erkekliğini, iffetini ve dinini selâmette kılmasının en birinci şartıdır. Nitekim kadın fitnesi ve bu imtihanın erkek ruhu üzerindeki şiddetli tesiri hakkında şeriatte sayılamayacak kadar çok sakındırıcı ikaz mevcuttur. Kim bu fitnenin girdabına düşerse, bu durum onun ya Rahman’ın şeriatindeki hudutları bilmediğinden yahut da şeytanın sinsi emirlerine boyun eğişindendir. Hal böyleyken; iffetiyle, hayasıyla ve vakarıyla toplumun manevi kalesini korumaya yardım eden saliha kadınlardan Allah hoşnut olsun. O mümin kadın ki, hem kendisi fitneye düşmekten hem de bir başkasının günaha girmesine sebebiyet vermekten hakkıyla ittika eder. Karşı cinse meymel etmekten ve kendisi yüzünden bir kalbin tahrif olmasından gerçekten korku duyar. O mümin kadın, yarın huzur-u ilahiye çıktığında utanç duyacağı ve kendisini rezil edecek amellerle Allah’ın karşısında durmaktan haya eder. Şüphesiz bu ölçü tek taraflı değildir; erkeklerden uzak durmak da kadının iffetini ve dinini emniyete almasıdır. Bu duruş, hem nefislerin arılık ve selâmeti açısından hem de Allah’ın fıtrata koyduğu ezeli kanun gereği böyledir. Kadın, velev ki aslen iffetini koruyan biri olsun, duygusallığı ve çabuk etkilenen narin yapısı dolayısıyla kolayca inanıp kanabilen bir varlıktır. Bu yüzden mümin bir kadın, ister gerçek hayatta isterse sosyal medyanın o aldatıcı dehlizlerinde olsun, olabildiği kadar erkeklerle arasına mesafe koymalı, namahremden uzak durmalıdır. Hal böyleyken; kadının şerefini, mürüvvetini ve mümin hanımların itibarını korumak için kendi gözünü ve gönlünü muhafaza eden asil erkeklerden de Allah hoşnut olsun. Aklı başında müslüman bir adamın ve vakur bir müslüman kadının, iki cins arasındaki -velev ki çok basit görülen- bir yakınlığı dahi hafife alması
Din
03/05/2026
Acı bir hakikat olması ve yarama vurması, bu hakikatin merhem olmasına mani değil. Küçük ve zahiren önemsiz sebeplerin, sevk ettiği düşüncelerle beraber tefekkür edince, bunun tamamen sevk-i ilahi olduğunu fark edememek imkansız. Zamanlaması dahi mevcut bir sürecin uyumlu parçası... Hep savaşmışım bugüne kadar. Ancak bazı cephelerde silahı kendime doğrultup, kendimi vurmuşum ve bazı parçalarımı koparmak elzem imiş. Ne bileyim, ben de isterdim bir sevda şiirinin içinde ahenkle dans eden kelimeler gibi süzülmeyi bu hayatın içinde ama sanırım ölene kadar zırhımı bırak(a)mayacağım... Yaraların dahi birçok katmanları varmış. Hem iyileştiren, hem acıtan, hem bazı yollarda dizlerinin dermanını emen, hem de daha güçlü yürümene sağlayan... bazen önce öldürüp, daha güzel dirilmene sebep olan... Bazı yaralanmalar dikkatsizlikten, görememektendir belki yara bile değildir de biz elimizle deşip yara ediyoruzdur ancak bazı yaralar ise kaderimizin kaçınılmaz bir parçasıdır yani aksi mümkün değildir, mecbur o yarayı alacaksın, gönlüne katacaksın, bununla yaşamayı da öğreneceksin. Bizim yaptıklarımızı da yaratan Allah'tır ve hangi olayda, ne kadar irademizin olduğunu bilen ve tayin eden O'dur. İşimize geldiği gibi "kahrında hoş lütfun da" demek kolay. Kahır, kolaysa "hoş", zorlandığımızda ise "vah bu neden oldu, olmasaymış, olmamalıydı" demeye başlar nefis. Bizler kahıra bile burun kıvırabiliyoruz... Şunu da unutmamalı; bazı "kahırların" içerisinde de nice lütuflar vardır ve istisnasız yaşanılan her şeyde rahmet vardır....
Duygu ve Düşünce
ALLAH BİZİ NASIL YARATIYOR?..
Güzel sorular güzel tefekkürlerin kapısıdır. Ve zâten güzel sorular güzel zekâlardan haber verir. Sorusu olmayanın tefekkürü de olmaz. İmâm Muhammed rahimehullahın, daha küçücük bir çocukken, İmâm-ı Âzâm rahimehullaha kendisini bir soruyla farkettirdiği anlatılır. Soruyu cevaplayan İmâm-ı Âzâm Hazretleri şaşkınlıkla sormuştur: "Çocuk, bu soruyu sen mi düşündün, birinden mi duydun?" İmam Muhammed rahimehullah "Ben düşündüm!" deyince onun "derslerine gelmesini" istemiştir. Ve o güzel sorulu yiğit çocuktan Hanefî imâmlarının en büyüklerinden birisi çıkmıştır. Maşaallah. Barekallah. (İmam Muhammed, Bağdat hayatında yanında misafir kalan, İmâm Şafiî rahimehullahın dahi zekâsını övdüğü birisidir.) İmâm-ı Âzâm rahimehullahın her türlü faziletinin yanı sıra hem de bir "insan sarrafı" olduğu anlaşılıyor. Hattâ yine Hanefî imâmlarının en büyüklerinden İmâm Ebu Yusuf rahimehullahı da, annesinin göndermek istememesi üzerine, maaşla derslerine getirttiği biliniyor. Yâni, Hazret, talebenin sağlamını bulunca "cebinden masrafını karşılamakla olsun" tutuyordu. Benim de güzel sorular soran arkadaşlarım var. Gerçi, âhirzaman çocuğuyuz, bizim sorumuz hiç bitmez. Biraz da zamanın gereği olarak şüphelerle yaralıyız. Ancak aynı zamanda o şüphelerle imkânlıyız. Cenâb-ı Mevlâ Furkan'ında "uğruna cihad edenlere yollarını göstereceğini" vaadediyor. Cevap arayışlarımızın da bir cihad olduğunu düşünürsek bu ayetin kapsama alanına dahiliz demektir. Hüda elbette bizi istikamete hidâyet edecektir. Yeter ki cihada ihlâs ile devam edelim. __Geçenlerde de bir arkadaşım bana şöyle sordu: "Abi, her şey tamam da, Allah bizi nasıl yaratıyor?" Kimileri böyle soruları "Sen yaratmıyorsun ya! Ne düşünüyorsun? Senin işin mi?" şeklinde bastırabilir. Ben öyle bir yolu tercih etmem. Üzerine bir müddet
Tefekkürât
YÜRÜMEK İSTEMİYORUM
Ben yabancı değilim, Bir olsun, Topraktan yanarken, Ben... O zaman nefesini üfle, Hayal olayım, Hayal olmalıyım. Ben yabancı değilim, Bir cadde boyu. İnsan üzerinde sızısı, Fikir üzerine boyut. Ben, Evet, Ben... Gözler ağrırken gizliden, Yaş, Yaş ağarırken şimdiden. Saygılı dur. Dünya prova aslında, Sen yabancı değilsin buna, Aklımı çeliştiren hoca. Gözlerim ağırdan, Salla beni sağırdan. Âmâ olunca, Ama olunca. Zafer bizimdir, Azizlendikçe ezizlenmek,
Edebiyat
Reklam
Reklam