1. Cild (ÂDEM ALEYHİSSELÂM)
Verdiği sözü ilk unutan Âdem aleyhisselâmdır. Üç defa unutmuştu. Allahü teâlâ onu beline mesh buyurdu. Kıyâmete kadar gelecek çocuklarını onun belinden zerreler hâlinde çıkardı. Hepsi Âdem aleyhisselâma gösterildi. Âdem aleyhisselâm bunlar arasında nûrlu birini görünce; 'Ey Rabbim bu benim evlâdımdan hangisidir?' dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: 'O senin oğlun Dâvûd'dur.' Âdem aleyhisselâm; 'Onun ömrü ne kadardır?' dedi. Allahü teâlâ; 'Altmış senedir' buyurdu. 'Onun ömrünü ziyâdeleştir' deyince, Allahü teâlâ; 'Hayır ancak sen onun ömrünü artırırsan (kendi ömründen bağışlarsan) olur' buyurdu. Âdem aleyhisselâmın ömrü bin sene idi. Ömründen kırk senesini Dâvûd aleyhisselâma bağışladı. Böylece bu bağışı yazıldı ve melekler de şâhit kılındı. Âdem aleyhisselâmın ömrü bitip eceli gelince, melekler rûhunu kabzetmeye geldiler. Âdem aleyhisselâm; 'Daha ömrümden kırk sene var' dedi. Melekler; 'Sen ömründen o kırk seneyi evlâdın Dâvûd için hibe etmiştin, bağışlamıştın.' dediler. Âdem aleyhisselâm (unuttuğu için); 'Ben böyle bir bağış yapmadım' dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmın bağışladığının yazılı olduğu kitabı ona indirdi ve melekleri de şâhit olarak bulundurdu. Sonra Âdem aleyhisselâmın ömrünü bin seneye Dâvûd aleyhisselâmın ömrünü de yüz seneye çıkardı."
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Her adam için, heyet-i içtimaiyede görmek ve görünmek için mertebe denilen bir penceresi vardır. O pencere kamet-i kıymetinden yüksek ise, tekebbür ile tetavül edecek; eğer kamet-i kıymetinden aşağı ise, tevazu' ile tekavvüs edecek ve eğilecek.. tâ o seviyede görsün ve görünsün. İnsanda büyüklüğün mikyası; küçüklüktür, yani tevazu'dur. Küçüklüğün mizanı; büyüklüktür, yani tekebbürdür.
Reklam
"Pelerini örümcek ağlarından ve gölgelerden oluşuyormuş. Aynca her parmağında bir yüzük varmış. Dur bakıyım nasıldı o? "Bir elindeki yüzükler taştı, Demir, kehribar, kemik ve tahtaydı (...) "Diğer elindeki yüzükler görünmezdi Biri akan kandan bir şeritti. Biri nefes misali bir fısıltıydı. Ve buz yüzüğünde bir çatlak vardı, Alev yüzüğü hafif hafif parlardı, Ve son yüzüğün yoktu bir adı."
Sayfa 31·Kitabı okudu
... Günün birinde baştan başa parçalarına ayrılacak insan; belki Düşünce'nin, İstenç'in öğeleri bulunacak. Ama bunu yapanların karşısına hep o X –bir zamanlar benim de gelip çarptığım şey– çıkacak ve onu çözemeyecekler. Bu X, SÖZ'dür. SÖZ, onu kabule hazır olmayanları yakar, yok eder. SÖZ, durmaksızın TÖZ'ü doğurur.
Sayfa 110 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları III.BASIM, HAZİRAN 2020·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce Psikoloji
İnsan içinde benden uzar dur. - Uzak durmuş! Kolaydı söylemesi. Bu yakın olma sevdası, herkes duysun çabası nedir, anlamadım ki! - İşine gelmeyince ne güzel anlamıyorsunuz öyle, Sayın Vali’m! O zaman şu sözlerimi de duy, anla. Ben herkese azım da sana çok fazlayım be, Nazenin Hanım. Herkese çatık kaşlıyım mesela ama sana hiç çatılamıyor bu kaşlarım. Herkese iki, bilemedin üç kelimeyim de sana gelince… Methiyeler düzüyorum güzelliğinden. Herkese taş gibi olan bu kalbim sana gelince pamuk gibi oluyor. Eriyor, bitiyor sanki.
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Agnes gün boyu ve sabaha kadar ağlamanın mümkün olduğunu görüyor. Ağlamanın farklı farklı türleri olduğunu görüyor: gözlerden ansızın boşanan yaşlar, derinden gelen, işkence gibi hıçkırıklar, dur durak bilmeksizin sessizce akan yaşlar. Göz çevresindeki morlukların gözotu ve papatya özü damlatılmıs yağla giderilebildiğini görüyor.
Reklam
Reklam