"Askerim ben! Arif Çavuş'um! Gaziyim! Bilmiyor muydun len. Ahhh! Arif Çavuş'um. Balkan Harbi'ne gittim, bıyığım terlememişti... Kasığımdan vuruldum, topallığım ondandır.
Ahhh! Aldırma be, sonram Çanakkale'ye gönderdiler ya."
"Hiç Atatürk'ü gördün mü amca? Çavuşum?"
"Gördüm ya... gördüm... Çanakkale'de değil, çok sonra Ankara'da. Istiklâl madalyam var benim, dört kurşun yaram.
Off, böyle yakmadı, böyle vurmadı hiçbiri... Büyük adamdı Gazi Paşa, büyük adam! Nerde bunlar, heyy, nerede o!.. Dursun söyle Nurten Hemşire'ye, dayanamıyo, de.... Gâvur mu bu kadın be…”
Dardanos Tabası'ndaydım, Dardanos. Gavurun gemisi, gâvurun gemisi çevirdi mi topları üzerimize, kıyamet!
Arif Çavuş durur mu, Arif Çavuş'un topları susar mı? Eheyy!
Ulan gâvurun düşmanı, ulan imansız! İkinci tabur subayı Teğmen İsmail Hakkı, sarı oğlan!. Ver bi yudum su daha ver.
Bak bu da gâvurun karısı işte yapmıyo iğne. Vardır kanında bi karışıklık, gördün mü Dursun. Sarı bir oğlancıktı İsmail Hakkı ama yiğitti, Allah'ı var, sapına kadar yiğit. Sonra ne oldu ona?.. Ben de bilmiyorum. Şu ağrı var ya, kafamı bulandırıyor Dursun. Dursun sensin değil mi? Ahh aman be, anam!"
"Dayan be Arif Çavuş. Dardanos Tabyası'nda nasıl dayandın, ha biraz daha amca, sık dişini bak Arif Çavuş'sun sen."