Off kıyamam sana. Babanın evinde kuru fasulyenin yanında soğanı bir yumrukla pehlivan gibi kırıp yiyorsun bir de seçicilik yapıyorsun hırtiye seni. Ya Allah için kim öğretiyor size bunları ,fikir ananız babanız kim? Dizilere mi özeniyorsunuz anlamadım.
Edebiyat
Off hep de bir fikrim var ya her şeye bık bık konuşup duruyorum
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rock-besk :)
Müslüm Gürses' den daha on yedi şarkısı çalıyor. Buna nasıl tepki veriyorduk unutttum kafa mı salliyorduk yoksa tribe mı giriyorduk. Keşke Yonca Evcimik'ten bandıra bandıra ye beni calsaydi off ya..
Modern dünyada da geçmişte de vergiyi zenginler değil, sırtında kırbaç patlayan orta sınıf ve ücretli çalışanlar öder. Zenginlerin ellerindeki devasa sermaye, onlara "vergi planlaması", muafiyetler, teşvikler, off-shore hesaplar ve holdingleşme gibi yasal kılıflarla vergiden kaçınma (bazen de düpedüz vergi silme) imkanı tanır. Devlet ise en kolay tahsilat yöntemini seçer: Bordrolunun maaşı daha eline geçmeden kaynağında kesilen gelir vergisini ve marketten aldığı ekmekten, benzine kadar herkesten eşit oranda alınan dolaylı vergileri artırır. Bu, serveti tabandan alıp yukarıya transfer eden acımasız bir matematiksel çarktır. İster bir Osmanlı monarşisi olsun, ister modern bir Cumhuriyet; eğer bir sistem vatandaşından vergiyi, askeri ve sadakati tam alıp, karşılığında ona can güvenliği, siber güvenlik, ekonomik refah ve adalet sağlayamıyorsa, o rejim meşruiyetini kaybeder. Roma'dan Osmanlı'ya, Fransız Monarşisi'nden modern ulus devletlere kadar yıkılan tüm sistemler, dış düşmanlardan ziyade, içerideki bu "toplumsal sözleşmenin" bozulması yüzünden çökmüştür. Vatandaşını veri sızıntılarına karşı koruyamayan, dolandırıcıların eline bırakan, enflasyonla birikimlerini eriten ama kendisini korumak için "kozmik dijital kaleler" inşa eden bir yapı, kendi varlık sebebini (toplumsal sözleşmeyi) ihlal ediyor demektir. "Devlet aklı" denilen şey romantize edilecek, kutsanacak bir "bilgelik" değildir. Çoğu zaman kendi liyakatsizliğini, ekonomik adaletsizliğini ve vatandaşına karşı olan görevlerindeki başarısızlığını örtmek için kullanılan kibirli bir kalkandır. Siz bugün sokağa çıktığınızda dolandırıcıların hedefi oluyorsanız, vergi yükü altıda eziliyorsanız ve buna karşılık "büyük stratejiler" dinliyorsanız, orada vatandaşını koruyan bir cumhuriyet idealinden ziyade, kendi
Sosyoloji
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe
Ya yarım yanlışlıkla attığım gönderileri neden beğeniyorsunuz off