Murathan Mungan kadını dışarıdan değil, bir kadın kahramanı üreterek içerden anlatmaya çalışmış. Büyük bir cesaret. Böylesi bir cesarette ancak yüksek bir egoyla olur, ki Mungan'da fazlasıyla var ve neredeyse her satırda sırıtıyor. Murathan Mungan bir kadın olsaydı, muhtemelen kitabın kahramanı Nermin olurdu. Ve ben Nermini ve dolayısıyla Mungan'ı hiç sevmedim...
"Yüksek topuklar" bir sembol, yazar bu noktayı güzel yakalamış. Modern kadının bir yandan bağımsızlık, bir yandan güç arayışının takılan maskeler, giyilen yüksek topuklu ayakkabılar gibi kısıtlayıcı, sıkıcı ve acı verici yanları da olduğunu gözler önüne sermiş bir bakıma. Her şeyin bedeli olduğu bir dünyada başkası mümkün olabilir miydi zaten. Bu sarmala girmemek için gerçekten yüksek şahsiyet sahibi olmalı insan.
Kitapta boyuna kadın tiplemleri ile karşılaşıyorsunuz. Kadınları anlatacağım diye kurguya habire farklı kadın modelleri serpiştirmiş yazar, ama çok suni durmuş, yamalı bir halı deseni gibi sırıtmış. Kurgu diye bir şey olduğu da pek söylenemez bu yüzden, çok başarısız buldum bu açıdan.
Nermin'in kimseyi beğenmememsi, her konuda bir fikrinin olması, insanlara (hatta her birine nerdeyse) bir lakap takması, iç sesinin tam bir kovboy olması, medeni olmanın ahlaki olmaktan ne kadar uzak olduğunu, dolayısıyla birbirinden bağımsız şeyler olduğunu gözler önüne seriyor.
Murathan Mungan kadını iyi anlamış ve iyi anlatmış mı? O bir kadın düşmanı mı?
Bence gereksiz bir soru. Mungan insan sevmiyor bir kere. Kendisini sevdiğinden de şüphe etmek lazım, çünkü egosu yüksek insanlar aslında nefret ettikleri kendileriyle yüzleşmekten kaçar ve başkalarını eleştirerek aşağılayarak kendilerini kenkendilerine bakmaktan uzak tutar, alıkoyarlar.
Ama bir konu var ki, yazar adına hiç aff götürmez. Kadını anlatacağım