“ Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.” “Yalnızlık Sözlüğü” adlı başlığı tercih etme sebebim tahminimce okurlarca anlaşılacaktır. Çünkü Oğuz Atay, hayatta yalnızlık kelimesi üzerine çok düşünmüş, yaşarken onu iliklerine kadar hissetmiş ve can verdiği karakterlerle de bize anlatmaya çalışmıştır. Bazı yazarlar vardır, keşke şuan karşımda olsa, o anlatsa ben dinlesem dedikleriniz. Kendime yakın gördüğüm yazarların belki böyle olması çok iç açıcı olmasa dahi, Dostoyevski, Unamuno gibi yazarların yanına kendi ülkemizden bir yazar olarak Oğuz Atay’ı da yazabilmek, sanırım ayrı gurur verici. Açıkçası altını çizdiğim cümleleri bu incelemeyi yazarken tekrardan gözden geçirirken, hem miktarının çokluğuna şaşırdım hem de çok hızlı süre de anlaşabildiğim bir dostumla vedalaşıyorum gibi hissettim. Teknik bir incelemeden ziyade daha çok bende bıraktığı hisleri aktarmak istedim, nitekim teknik analizi benden çok daha iyi yapmış ve yapıcak bir çok insan var.
Not: Kendinizi kötü hissettiğiniz dönemde dinlenen bir melankolik şarkı gibi hissettirebilir fakat şarkı bu hissi belki körüklerken, bu roman, içinde bulunduğunuz okyanusun çok daha derinlerinde boğulmakta olan kişileri görmenizi ve bir nebze olsun buna da şükür demenizi sağlayabilir.
Herkese iyi okumalar :)
Gerilim romanları okumak normalde çok sık yaptığım bir şey değildir ama ara sıra değişik türleri özellikle o türlerin önemli isimlerini okumak, kitap kültürü ve keyfi açısından kanaatimce gerekli oluyor.Agatha Christie’nin okuduğum ilk romanıydı bu.Küçüklüğümüzde oynadığımız katil kim oyununu oynar gibi hissettim sanki romanın her anında.Çok akıcı ve heyecanlı olduğunu söyleyebilirim.Aynı zamanda tatlı bir şekile sinir bozucu çünkü katili bulmak sizi gerçekten yoruyor ve düşündürüyor.Bu tarz kitaplar okumaktan hoşlanıyorsanız mutlaka, hoşlanmıyorsanız da şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.Keyifli okumalar :)
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,6bin okunma
Yazarı engizisyon mahkemesi korkusundan dolayı isimsiz yayınladığı için bilinmiyor.Kitap kısa olmasına rağmen akıcı ve etkileyici üslupuyla dikkat çekiyor.Karakterimiz başından geçen yoksulluk günlerini anlatırken,hem hayret edip hem üzülüyorsunuz.Tabi bir de o dönemin dini uygulamalarını o kadar güzel eleştiriyor ki haliyle yazarın da beklediği gibi kitabın kara listeye düşmesi gecikmiyor.Kit
abı herkese tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
Dostoyevski'yi kronolojik olarak okuduğum için,acının bir insanı nasıl olgunlaştırdığını gözlemleme fırsatım olduğunu söyleyebilirim.Gerek kurgusal açıdan akıcı,gerekse psikolojik tahlil yönünden çok etkileyici bir romandı.Kısaca roman karakterline bakmak gerekirse yazar Prens karakteri üzerinden saflığı,Prens-Nastasya ilişkisinden tutkuyu(acıma duygusuyla nefret arasındaki),Rogojin karakteriyle hırsı,kini;böyle bir sürü karakterin birbiriyle etkileşimi ortaya müthiş bir yapıt çıkarıyor.Okumanızı tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Bu kitapı okuduktan sonra tüm varoluş amacımı gerçekten de bir hikaye oluşturabilmekten mi ibaret diye düşünmeden edemiyor insan.Gerçekten de hikayesi bilinmeyen milyonlarca insan aslında yoklar.Bu kitapta da Nazi almanyasından bir profesörle eşinin dramatik aşk hikayesini başka bir gözden dinliyorsunuz.Gerçekten de düşünmeden edemiyor insan.Ne acılar,ne aşklar,ne hayatlar var.Okumanızı tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma