Bunlar ölümse eğer, sen ölümün canısın..
Gelincik çiçeklerinden bir dağmış meğer ölüm Sığırcıklardan bir yayla bulutuymuş Sinilerden gün çeken bir seher yıldızıymış Öğle üstü gezinen bir dervişin gölgesiymiş
"Çok eskiden yaşadım bu anı ben" Dersiniz şaşkınlık içinde. İlk girdiğiniz bir ev, bir merdiven, Birden güneş vuran pencere, Ve tam sırasında tiren düdüğü . . . İşte böyle gelmişti siz dünyada Değilken bir gün öğle üstü Bu renklerle bu sesler bir araya.
Sayfa 327·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Semaver/Sait Faik Abasıyanık
Stelyanos Hrisopulos Gemisi, Burgaz Adası’nda fakir, yaşlı bir Rum balıkçı­nın, ailesinden hayatta son kişi, hayal gücü denizler, balıklarla beslenmiş ve on iki yaşlarında torunu Trifon’un yaptığı, bir metre uzunluğunda, beya­za boylı, yelkenli bir gemidir; küçük bir kotra. Bir öğle üstü denize indiri­lir. Burgaz’ın bütün çocukları pusudadırlar. Gemi hafif yana yatmış pupa giderken, soba borusundan yapılmış bir top, çamların içinden patlar, atı­lan taş, geminin yanına isabet eder; bu taşı ötekiler izler.
Annemi kaybetmemin acısının henüz taze olduğu beşinci sınıfta ise, oturduğumuz sıralar belirli olduğu için, her öğlen yemekhanede Laney'in yanına oturmak zorunda kalırdım. Ben, hiç de iştah açıcı olmayan sıcak yemeğimi didiklerdim. Laney ise pembe pastel boya rengindeki beslenme çantasını açar ve annesinin onun için hazırladığı yemek ziyafetiyle herkesi etkilerdi. Şirin şekillerde kesilmiş sandviçler, ev yapımı kurabiyeler, üstü süslü kekler... Tüm bunlar yoğun sevgiyle hazırlanmış olurdu ve çocuk yemeklerinin başyapıtlarından oluşan saklı birer hazine gibiydiler. Ama beni asıl mahveden, notlardı. Annesi tarafından yazılmış bir notun olmadığı hiçbir öğle yemeği yoktu. Laney'in yüksek sesle okuduğu bu mektupların kenarlarında şapşal çizimler olurdu. Notun alt kısmına, etrafında kalp çizimleri olan "Sevgiler, annen" yazısına gözlerimin kaymasına karşı koymaya çalışırdım. Yoksa o kadar üzülürdüm ki yemek bile yiyemezdim.
Sayfa 14·Kitabı okudu
“‘Çok eskiden yaşadım bu ânı ben’ Dersiniz şaşkınlık içinde. İlk girdiğiniz bir ev, bir merdiven, Birden güneş vuran pencere, Ve tam sırasında tiren düdüğü... İşte böyle gelmişti siz dünyada Değilken bir gün öğle üstü Bu renklerle bu sesler bir araya. Yaşamak anımsamak mıdır yoksa? Sanmam, biz de bir sestik belki Birileri için yıllar önceki Şaşırtıcı karşılaşmada.”
Sayfa 102·Kitabı okudu
Şiir
Ey sevgili yalnızlık Senin günübirlik sokaklarında Dopdolu bir öğle Bir kuş serpintisini, ölümün Canevine sürgün götürüyor