9/10
·211 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:22
Efsane Oidipus'u okuyup bunu icsellestirmiş bir genç , babasizliğı nedeniyle mi bu efsaneyi icsellestirdi bilinmez ama bu hikaye kendini gerceklestiren kehaneti hatırlatıyor. Babasızlık ve sonuçları derin ve incelikli işlenmiş . 70/ 80'lerin siyasi atmosferi , ruhu hakkında anlatılanlar merak uyandırıyor . Hikaye öyle güzel, düzenli anlatılmış ki bu da Orhan Pamuk yeteneği sanırım, hiç kafanız karışmadan bitiyor kitap. Olay örgüsü çok güzel, metaforlar, semboller okumayı keyifli hale getiriyor. Kahramanımız Cem, liseli toy bir genç hayatı tanımak belki de bir macera uğruna bir yaz kuyucu Mahmut usta ile çalışmaya gider , günlerce kuyu kazarlar, Cem bu arada kasabada kırmızı saçlı kadına kadına aşık olur, kader aslinda çoktan ağlarını örmüştür ve bu kadın babasının annesini aldattığı kadındır. Kadının peşinden gittiği bir gece tüm hayatı değişir hem ilk aşkına kavuşur,hem baba olur hem de ustasını öldürdüğünü sanarak kuyuda bırakıp kaçar. Sonrasında hayatı çok iyi gidiyor gibi görünse de gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 62. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:41
Saffet Murat Tura, 143 sayfaya, Freud'dan Lacan'a gelene kadar, neler sığdırmış neler... Descartes, Sartre, Adler, Sullivan, Rank... Hatta Dostoyevski'den alıntı bile bulmak mümkün. Freud'dan Lacan'a Psikianaliz, Lacan'ın Freud'dan dönüşen yaklaşımını konu alıyor. Freud'un yaklaşımıyla başlayarak Sartre, Adler gibi yaklaşımların karşılaşmasıyla devam edip, Lacan görüşü ve yine karşılaştırmalarla konu tamamlanıyor. "Bilinçdışı, dil gibi yapılanmıştır." diyen Lacan'ın kavramlarından en önemli iki tanesi: Ayna Evresi ve Dilbilim yaklaşımı. Lacan'ın özgün yanı, psikanaliz ile yapısalcı dilbilim arasında kurduğu ilişkidir. Saffet Murat Tura, Freud ve diğer kuramcılarla yapılan karşılaştırma ve yorumlarla, Lacan yaklaşımını detaylandırıyor. Örneğin; ️Freud dürtülere, Lacan dile öncelik veriyor. ️Freud'da göre bilinçdışı bastırılmış dürtülerden oluşur, Lacan'a göre bilinçdışı dilsel bir yapılanmadır. ️Freud'a göre gelişim Oidipus Kompleksiyle başlar, Lacan Oidipus Kompleksini "Baba Adı" olarak tanımlar. Konuların içine girdikçe öğrenmenin keyfi artarken, sorgu listesi de gittikçe kabarıyor. Hala benimseyemediğim bazı yaklaşımlar var ki bu konu da aynı fikirde olan kuramcıların olması beni rahatlatıyor. :) Ama Lacan'la şimdilik iyi anlayarak gibiyiz. Ancak, kavramlarını daha iyi tanımam, sindirmem gerekiyor. Şu an için sadece fikir edindiğimi düşünüyorum. Umarım geliştirip, harmanlayabilirim. :) Yeni keşiflerde görüşmek üzere.
Freud'dan Lacan'a PsikanalizSaffet Murat Tura · Metis Yayınları · 2021229 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·56 syf.··
2026 27. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 16:48
Okuması en leziz tragedyalardan biri, çok akıcı ve dehşetli. Sophokles bu işi biliyor. Oidipus'un bence en ayırt edici yanı, gerçeğin felaketi olabileceği ihtimalini sezinlemesine karşın yılmadan onun peşinden koşmasıdır. Nitekim yüzleştiğinde de ilk yaptığı şey bilmeden yaptıklarının sorumluluğunu alıp kendisini cezalandırmak olur. Bu haliyle gurur duyulacak, örnek teşkil eden bir karakter. Haricinde, bu eserde de yine siyasal izler bulmak mümkün: "Adaletsiz krala boyun eğilmez. (...) Bu kent yalnız senin değil." (s. 24). Kentin hükümdarın malı değil, yurttaşların ortak malı olarak görülmesi bugün bile içselleştiremediğimiz bir değer. Meşruiyetin güçten değil adaletten gelmesi vurgusu da oldukça önemli.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Rezillik ve Sapkınlık
1/10
·211 syf.··
2026 4. kitabı
Bu Kitap hayatımda okuduğum en kötü,en mide bulandırıcı,sapkın 1 kitap.Nobel almış edebiyatçı diye öve öve bitiremedikleri ORHAN PAMUKÇU,tek yapmış olduğu Batı efsanelerinden en çok sevilen Oidipusu+Doğu Efsanelerinden en çok sevilen Rüstem ve Sührap'ı kopyala yapıştır yapıp üzerine Yeşilçam dramı koymuş,başka birşey yok!Nasıl olsa NOBEL ödüllü,eleştirecek kimsede yok,sat gitsin! Orhan Pamuk okurlarıyla resmen dalga geçiyor.Okurlar olarak koyun sürüsü psikolojisinden çıkıp,herkes okuyor övüyor,ödüllü,diye okuduğumuz adama akıl ve mantığımızla bakarsak yazdıklarının sapıklıktan başka birşey olmadığını görürüz.Bugün Orhan Pamuğun yazdıklarını sıradan,fakir bir vatandaş yazsaydı,Toplumda linç edilir,Sapıklıkla itham edilirdi.Tabi bunu Orhan Pamuk yazınca(NOBEL ÖDÜLLÜ!);Geçmiş Efsanelerden;Oidipus ve Sührab'ı Modern ve sade bir edebi sanatla tekrar yazmıştır,deniyor.Kitab'ın içeriği ise;Bir gün çalışmaya giden 16 yaşındaki veledin,kırmızı saçlı evli bir kadınla yasak ilişki yaşamasını,Rüstem ve Sührap,Oidipusla kafayı sıyırmasını,bu düşüncelerle iş esnasında ustasını yaralar,kaçar,büyür,üniversite okur,şirket kurar,evlenir ama çocuğu olmaz.Daha sonra ustasıyla iş yaptığı yere ustasının sonunu öğrenmek ister.Ustasının sonradan işkazasından kurtulduğunu öğrenir.Ayrıca 16 yaşındayken birlikte olduğu kırmızı saçlı kadının,eskiden kendisini terk eden babasınında 3 yıllık sevgilisi ve ilişkisi olduğunu öğrenir.Bu yüzden 16 yaşındayken, Kırmızı saçlı kadın onu babasına benzettiği için birlikte olmuştur.Dahası bu kadından,30 yıl sonra çocuğu olduğunu öğrenir ve kadının geçmişte 2 evlilik yaptığınıda öğrenir.(İnsanın kusması geliyor!)Kadının, kitapta vermediği erkek karakter neredeyse kalmamıştır.Sonra kendi oğlu,kendisine neden babalık yapmadığı(klas yeşilçam)hesabını sorarken
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Puan vermedi
Buralarda yeniyim ve bu benim ilk yazım olacak. Hatalar ve yanlışlıklar varsa görmezden gelin. İncelemem spoiler içeriyor bunu bilerek okuyun lütfen. Yaşar Kemal bu romanda klasik tragedyayı roman haline getiriyor. Bunu yaparken iki temel tragedya olan  Oresteia ve Kral Oidipus ’u birleştirip günümüze taşıyor. Romandaki Hasan karakteri Oidipus ile Orestes arasında gidip geliyor: İçi Oidipus ama dışsal olarak toplum ve gelenek tarafından Orestes olmaya zorlanıyor. Yaşar Kemal böylelikle tek bir göğüste iki karşıt duyguya sebep oluyor. Romanda modernizme dair hiçbir şey geçmese de, hikâye arkaik bir metin gibi görünse de son derece modern bir romandır. Çünkü Yaşar Kemal Yunan tragedyadan farklı bir ahlaki çıkarımda bulunuyor. Oresteia ’da ana katili Orestes mahkeme tarafından aklanır. Ama bu romanda son öyle bitmiyor. Romanın başında annesine düşkün, iyi bir çocuk olan Hasan; sonra hayvanları öldürmeye, kuş yuvalarını bozmaya başlar. Yani doğayı (anne motifini) karşısına alır, maddeye indirger. Hikâyenin sonunda bütün zenginliğini, statüsünü borçlu olduğu bir araç haline getirir (kapitalizm eleştirisi). Hasan toprak ağası olur ama bazen portakal çiçeklerinin kokusu burnuna geldiğinde yüreği sızlar ve yitirdiklerini hatırlar. Yaşar Kemal, klasik tragedyaların en temel motifleri olan ve modernizmin de bilinçaltı olan baba katli, anne katli ve anneye düşkünlük üçgenini ataerkil düzeni eleştirmek için kullanır. Romanın modernliği, modernizmin ikiliğinde saklıdır. İkilik şudur: Hasan’ın annesini öldürmesi gerekir. Çünkü o, babasının oğlu olarak son derece aydınlanmacı ve Platonik bir geleneğin taşıyıcısıdır. Bu gelenekte kadının adı yoktur. Kadın birey değildir, sadece kuluçka makinası olarak görülür. Aynı zamanda Hasan bir gelişim romanı kahramanı olarak annesini
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:05
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Vedat Türkali'den “Tek Kişilik Ölüm” adlı tarihi roman oldu. Yazar, 1940'lar sonrasının en hazin dolu gerçeklerini, en acı verici olayların tarihini romanın içine katık yaparak özen gösterdiğini ifade eder. 1940 döneminde TKP tarihinde yaşanan arbedeleri, taşkınlıkları, gencecik insanların hayatlarının ölümle son bulduğu, kargaşalarla dolu acı geçmişi eleştirel bir üslupla ortaya koyar yazar. Nazif geçmişte kıskançlığının kurbanı olarak arkadaşı Müslim'i ihbar etmiş kendisini durumdan kurtarırken arkadaşının ölümüne de sebep olmuştur. Onun kendisine dair iç çatışmaları romanın başından ortasına kadar hakim olan anlatıcıdır. Doktor Gülşen'i ise bir dönem TKP'li olarak görüyor, geçmişiyle hesaplaşırken buluyoruz. Nazif ve Gülşenin oğulları Levent ise tam bir ideolojik yaklaşımla TKP (Türkiye Komünist Partisi)'yi benimseyen, fikirleri ve davranışlarıyla aktif olarak görev alanlardan. Yakalanır ve idamına hükmedilir. Anne, baba ve oğul üzerinden geçmişin nabzını tahlil eden bir üslupla tarih-i dönemin portresini sertçe dile getirilir. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve geçmişe ve dönemin bakış açısına dair bilgi sahibi olduğum verimli bir okuma oldu. #kitapalıntıları İnsanları seviyordu (Hangi insanları?), kurtulmalarını istiyordu (Hangilerinin?) ama kendi kurtuluşunu niye onlara bağlamalıydı (Hangilerine?) Yanıt veremeyebilirdi; sormadan duramıyordu. İçinin bitip tükenmek bilmeyen gelgitiydi bu. Bir yaşam biçiminden başkasına sığınmanın kaçınılmaz uyumsuzluğu belki de. Yaşam zorluyor, sürekli bir yerlere itiyor insanı. İsteyerek yaptıklarınla yapmak istemediklerin, bir bakıyorsun, yer değiştirmiş. Bu dünya karmakarışık. Hep de böyle gidecek. Düzeltmeye kalkan biraz daha bozuyor! Öyle değil mi? Benim savaşım değil bu; yokum
Edebiyat & Roman
Tek Kişilik ÖlümVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015669 okunma