Bir dosta sahip olmak isteyen, onun uğruna savaşmayı da göze almak zorundadır: savaşmak için, düşman olabilmek mecburiyetindedir insan.
İnsan, kendi dostundaki düşmanına da hâlâ saygı göstermelidir. Onun tarafına geçmeden, o kadar ona yaklaşabilir misin? İnsan, dostunda en iyi düşmanına sahip olmalı. Ona karşı koy- duğunda, kalp ile onunla içli dışlı olmalısın.
Dostunun karşısında hiçbir elbise giymek istemiyorsun, öyle mi? Olduğun gibi görünmen, dostun için bir onur olmalı, değil mi? Fakat işte bu yüzden dostun sana, şeytan görsün yüzünü der!
Kendini gizlemeyen, çıldırtır: çıplaklıktan korkmanız için yete³rince sebebiniz var! Evet, sizler Tanrılar olsaydınız, o zaman giysile rinizden dolayı utanabilirdiniz!
Dostun için ne kadar süslenip bezensen azdır: çünkü ona göre sen, Üstüninsan'a duyulan hasret ve yöneltilen bir ok olmalısın.
'' Zerdüşt'ün dostluk ve düşmanlık kavramlarını alışıldık anlamlarının ötesinde bir boyu- ta taşımaktadır. O, dostta sadece dostu değil, düşmanı da görür. Onun için dost ideal bir kişi değildir, bilakis farklı düşünceleri ve aynı zamanda içinde düşman olma potan- siyeli olan kişidir. Ve eğer dost, bir gün düşman olursa, bunda üzülecek, garipsenecek bir şey yoktur, çünkü dostun düşman hâline gelmesi, sende var olan değerin onun tarafından görülmesi ve önemsenmesi demektir. Bu yüzden insan, düşmanını sevmeli ve ona saygı duymalıdır. Eğer karşımdaki kişi beni düşman olarak görüyorsa, bu zaten bana saygı duyduğunun kanıtıdır. Böyle düşmanca bir ilişki dolaylı olarak dostluğa fayda sağlar; mücadele ruhunuzu ve gücünüzü artırır. Belli bir düşmanlık gerilimi aynı zamanda insanların tamamen birbirine karışmasını, tamamen bir ve aynı olmasını da engeller. Çünkü dostluk, şahsiyetlerin yok edildiği değil, her bir kişinin karşılıklı ilişki içerisinde