Ben gitmelerle gelmeler arasında kalan biriyim. Hani gitmek mi gelmek mi diye tercih edecek olsam gelecek ya da dönecek bir yerim yokmuş gibi sandığımdan belki de hep gitmeleri tercih ederim ben. Çünkü gitmek her zaman kolaydır. Zor olan kalmak bence. Yok aslında yanılıyorum ya da kendimi kandırıyorum. Çünkü gitmekle de gidilmiyor ki.
"Zaman içinde, bir varlık, bir yokluk; bir varlık, bir yokluk... Varlık ve yokluk birbirini takip eder. Oluktan, kesik kesik, fazla hızla inen su damlaları gibi... Bunlar o kadar hızla birbirini takip eder ki, insan varlığı yekpâre ve sürekli görür: (Halbuki o, üstüste konmuş tavla pulları gibi, bir siyah, bir beyaz; bir siyah, bir beyazdır.) Her şey, her ân helakte: yine her şey, her ân hayatta... Allah her ân her şeyi yok ve her ân her şeyi var eder. Vahdet-i Vücut nüktelerin- den biri de bu..."
"Yalnızlık anlaşılamamaktır." demişti ya Cemil Meriç.
Ben de şöyle diyorum bütün bunların üstüne aslında;
"Bazen birilerine bir șey anlatmanın en iyi yolu; anlatmamaktır."
Ne de olsa anlamıyorlar ve anlamayacaklar...
Yaşasın mukaddes yalnızlığım.