Türk Edebiyatının ilk zamanlarına dair okuduğum ilk kitap oldu. Kitabı bitireli iki gün oldu. Hala Meftun Bey’in o şûh ve alafranga sevdalısı konağından zihnim ayrılamadı. Eseri okurken bazen güldüm hatta kahkahayla bazen de aa ne kadar doğru bir fikir, düşünüş diye düşünmekten alamadım kendimi. Yine aslında düşündüm ki biz o kitabın yazıldığı zaman olan 1911 yılından; sosyoloji, psikoloji ve düşünüş bakımından toplumsal olarak hala ilerleyemedik. O zamanlar ne ise şu zamanlarda da buluyoruz, o günlerden biraz benzerlik.
Kitabımızın karakteri Meftun Bey, Fransa’ya eğitim amacıyla gitse de amacından şaşarak eğitim görmekten kaçınmış Fransız gelenek ve yaşantılara hayran olarak geri dönen bir kişilik.
Meftun Bey memlekete döndüğünde ailesiyle kaldığı konakta tüm aile bireylerine Fransız usulü bir yaşam tarzına alıştırmak söz yerindeyse aileye adabı muaşeret dersleri vermek için çok çaba sarf eder. Yemek yemeyi, dans etmeyi hatta genç kızlara giyinme sanatı bile öğretmeye çalışan Meftun Bey ve ailesi arasında komik olaylar cereyan etmiş olsa da kitabın sonunda trajik bir son yaşanmasına neden olur.
Meftun Bey’in Alafranga bir hayatın gerekliliği olarak yemekleri masada ve çatal bıçak takımlarıyla öğretmeye çalışırken ki roman kahramanlarının komik konuşmaları ve halleri okuru güldürür cinsten. Meftun Bey, zengin, cimri bir o kadar taassupkar Kasım Efendi’nin mallarına göz diker. O servete konmanın en hızlı yolu kızı Edibe Hanımla evlenmekten geçtiğini anlayan Meftun Bey alafranga yaşamından dolayı kendisine bu kızın verilmeyeceğini bildiğinden hileye başvurur. Kendisine bir piyango vurduğunu gazetelerde ilan ettiren Meftun Bey’in servetini Kasım Efendi de duyar. Meftun Bey’in Evine giderek kızını 500 bin liraya evlendiren Kasım Efendi ayrıca oğlu Mahir’i de, Meftun
"Bir milleti ilerleme yolundan geri koyan sebeplerden en birincisi dilindeki kapalılıktır. Bu kapalılığın en müthişi bazı hakikatleri söyletmemek için edipler ve âlimlerin dilinin anlatım tutukluğuna mahkum edilmesidir. anlaşılmayan sözlerle beyinler doldurulmaya uğraşıldıkça muhakeme düşüncesi ve zeka söner. yerlerine ahmaklık ve aptallık geçer. herkes okuduğu ve incelediği şeylerin çürüğünü sağlamından ayırmayı başarsa, anladım zannettiklerinin anlaşılmaz şeyler olduğunu bilse yahut fikir gıdalanmalarına hiç yaramayan sahte mantık yaldızlarıyla örtülmüş malaya niler, safsata olduğunu fark etse ilerlemeye karşı milletlerin gözlerine perde çeken engellerden en büyüğü kaldırılmış olur."