Meryem

Meryem
@okurbibayan
Öğretmen
Yüksek Lisans
Hatay
Antakya, 6 Kasım
35 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
BeyazDiş
10/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Yine Jack London’dan okuduğum başka bir güzel eser. Beyaz Diş. Tıpkı “Martin Eden” romanında olduğu gibi bir hikayeden pek çok ders çıkarttırabilen ve insanı düşünmeye iten bir eser. Ben çok beğendim, okumayı düşünen okurlar için de şimdiden iyi okumalar. Gelelim kitabımızın konusuna. Kurt baba ve köpek anneden meydana gelen bu melez varlığın doğumundan kısa bir süre öncesinden başlayan hikaye O’nun olgunluk çağına dek süren bir serüveni anlatıyor. Jack London, Beyaz Diş isimli bu kurtun üzerinden hem çevreyi hem de duyguları tanımlamayı çok iyi başarmış. Annesinin koruması altındayken; dünyayı ve çevresini tanımaya başlamış, avı, avlanmayı, korkmayı, sevgiyi ve birçok şeyi öğrenmiş. Ancak gün gelip de annesi Kiche’nin Kızıldere’li sahibi tarafından çağrılması sonucunda vahşi ve doğal ortamından koparılan Beyaz Diş için uzun soluklu bir macerası başlamış oldu. Hayvanları ve insanları, onların duygu ve davranışlarını zekasıyla öğrenen kurt, insanları tanrı yerine koymuş ve köpekler gibi olan sadakati ve kurt gibi olan özgürlüğe düşkünlüğü, yılmak bilmeyen ve güçlü kaslarıyla ve ayrıca görüntüsüyle de dikkatleri üzerine çekmekte çok başarılı olmuş. Önce Gri Kunduz ve ailesi, sonra çok çirkin ve ayrıca Beyaz Diş’i ölümüne dövüşlere sokarak üzerinde para kazanan Güzel Smith’i; ardından sevgiyi, güzel yaşamayı ve değer verildiği ortam olan Weed Scoot’un yanında yaşayan kurt, bu yaşam serüveninde bir çok şey öğrenmişti. Yazarımız, çevrenin ve toplumun duygu, davranışlar üzerindeki etkisinden öyle güzel bahsetmiş ki ; insan kendi hayatında da aynı şeylerin olduğunu düşündürüyor. İnsan, çevresinin mahsulüdür. Bir hayvan ya da bir kurtta… Sevgiyle ya da acımasızlıkla dolu olan ortam arasındaki fark çok güzel hikayeleştirilmiş. Ben çok beğendim. Sonuçta Jack London farkı Daha
1000Kitap
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Cimri babası Grandet Baba’ya rağmen kızı Eugenıe’nin babasına bağlılığı ve ayrıca amcası oğlu Charles’a olan sevdasını konu edinen bir roman kitabı. Sevgili Eugenıe, çok sevip yedi yıl aşkla beklemesine rağmen Charles’ın vefasız ve aç gözlü birine dönmesi. Yazık oldu güzelim taşra kızına. Kitabın sonunda yalnız, sevgisiz ve taş haline çevirdikleri kızın buz kalbini o kadar milyonlar ısıtmadı. Tek istediği sevgiydi oysaki… Cimri babasının ölümü üzerine Sultanlar gibi yaşasa da; hayattan zevk alamaması “iyi kalpler için dünyanın bir cehennem” olduğunu hatırlattı bana. Balzac’ın İnsanlık Komedisi içimde Taşra Hayatından Sahneler bölümünde geçen bu roman 1833’te yazılmış. Uzun tasvirler, detayların ayrıntılı şekilde verilmesi ve ayrıca kahramanların kişilikleri de olayların gidişi içinde hareketli bir canlılıkla gelişir.
Edebiyat
Eugenie GrandetHonore de Balzac · Can Yayınları · 20173,917 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2023 2. kitabı
Albert Camus; Nietzsche ve Sartre ile birlikte ateist varoluşçulardan Fransız bir yazar ve düşünürdür. Yabancı isimli bu kitabı fikirlerini destekleyen düşünüşlerini romanın kahramanı Meursault’un diliyle aktarmıştır. Hayatı yaşamaya değer bulmayan, annesinin hatta kendisinin ölümünü bile rahatsız edici bir doğallıkla kabullenen Meursault, çevresindeki tüm insanların düşünce kalıplarından uzak bir karakterdir. Bireyselliğin ön plana çıktığı Varoluşçuluk felsefesi Camus, Sartre ve Nietzsche ile birlikte nihilizm yani hiççilik fikirlerini bu kitapta açıkça görmek mümkündür. İyi okumalar. Albert Camus
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
"Şıpsevdi" (Alafranga)
Puan vermedi·496 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Türk Edebiyatının ilk zamanlarına dair okuduğum ilk kitap oldu. Kitabı bitireli iki gün oldu. Hala Meftun Bey’in o şûh ve alafranga sevdalısı konağından zihnim ayrılamadı. Eseri okurken bazen güldüm hatta kahkahayla bazen de aa ne kadar doğru bir fikir, düşünüş diye düşünmekten alamadım kendimi. Yine aslında düşündüm ki biz o kitabın yazıldığı zaman olan 1911 yılından; sosyoloji, psikoloji ve düşünüş bakımından toplumsal olarak hala ilerleyemedik. O zamanlar ne ise şu zamanlarda da buluyoruz, o günlerden biraz benzerlik. Kitabımızın karakteri Meftun Bey, Fransa’ya eğitim amacıyla gitse de amacından şaşarak eğitim görmekten kaçınmış Fransız gelenek ve yaşantılara hayran olarak geri dönen bir kişilik. Meftun Bey memlekete döndüğünde ailesiyle kaldığı konakta tüm aile bireylerine Fransız usulü bir yaşam tarzına alıştırmak söz yerindeyse aileye adabı muaşeret dersleri vermek için çok çaba sarf eder. Yemek yemeyi, dans etmeyi hatta genç kızlara giyinme sanatı bile öğretmeye çalışan Meftun Bey ve ailesi arasında komik olaylar cereyan etmiş olsa da kitabın sonunda trajik bir son yaşanmasına neden olur. Meftun Bey’in Alafranga bir hayatın gerekliliği olarak yemekleri masada ve çatal bıçak takımlarıyla öğretmeye çalışırken ki roman kahramanlarının komik konuşmaları ve halleri okuru güldürür cinsten. Meftun Bey, zengin, cimri bir o kadar taassupkar Kasım Efendi’nin mallarına göz diker. O servete konmanın en hızlı yolu kızı Edibe Hanımla evlenmekten geçtiğini anlayan Meftun Bey alafranga yaşamından dolayı kendisine bu kızın verilmeyeceğini bildiğinden hileye başvurur. Kendisine bir piyango vurduğunu gazetelerde ilan ettiren Meftun Bey’in servetini Kasım Efendi de duyar. Meftun Bey’in Evine giderek kızını 500 bin liraya evlendiren Kasım Efendi ayrıca oğlu Mahir’i de, Meftun
1000Kitap
ŞıpsevdiHüseyin Rahmi Gürpınar · Bilge Kültür Sanat · 20153,416 okunma
Gün Olur Asra Bedel
Puan vermedi
Aytmatov, kitabında Komünizm sırasında yaşanan anıları, insanların kutsal saydığı şeylerin yok edilmesini ve aşkın sorgulamasını yapar. Nayman-Ana’nın oğluna yapılan mankurtlaştırma efsanesini konu edinen kitapta karakterlerden Sabitcan ile ilişkilendirmiş. Yüksek tahsilli olan Sabitcan geleneklerine aykırı davranışları yüzünden böyle bir benzetmeye tabii tutulmuştur. Mankurt efsanesi Juan-Juan’ların uyguladığı en berbat köleleştirme, makineleştirme sistemlerinden bahseden yazar, Sovyetlerin de insanları buna benzer kendine yabancılaştırma politikası güttüğünden bahseder. Türk toplumları üzerinde kurulan baskıyı, halkın dil, inanç, gelenekler ve değerlerinden koparılışını ve nasıl makineleştirildiğini “mankurt” kavramıyla sembolize etmiştir. Aslında tüm kitap bir günü anlatmaktadır. Bu da kitabın tasvir bakımından çok güçlü olduğunu gösterir. Geçmişini anımsayarak Boranlı’dan Ana-Beyit’e yol aldığı sırada yaşadığı aşk, dostluklar, ailesi ve çocukları ile ilgili tüm anıları hayırlayan Yedigey’in hikayesidir bu kitap. İyi okumalar
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656bin okunma