• 🌟Altıncı cüz🌟

    Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
    Bismillâhirrahmânirrahîm.

    🌿Nisa sûresi (148-176)🌿

    📍mümin kardeşini teşir etme!
    📍gösterişten kaçın!
    📍Yahudilerin hatalarından örnek al!
    📍Hz İsa yeryüzüne tekrar indiğinde insanlar İslama kavuşacak,Deccal'i helak edecek, hayvanlar bile güzel anlaşacak, Hz.İsa ölünce namazını müslümanlar kılacak!
    📍peygambere ve kurana uymak=lütuf
    📍tüm peygamberler haktır!
    📍kim bir kötülük yaparsa karşılığını görür!
    📍miras

    🌿Mâide sûresi (1-83)🌿

    📍anlaşmalara uy! Akitlere riayet et!
    📍Hac mevsiminde dikkat edilmesi gerekenler!
    📍haramlar(3)
    📍iyi ve güzellikle anlaşın! İntikamdan sakının!
    📍av!
    📍abdest ve teyemmüm(6)
    📍düşmana karşı bile adaletle davran!
    📍Ahde vefa!
    📍Hâbil ile Kabil kıssası!
    📍Haksız yere bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş, bir insanın hayatını kurtaran da bütün insanları kurtarmış gibidir!
    📍bozgunculuk-fitne'den sakın!
    📍eşkıyalik ve hırsızlığın cezaları!
    📍Yahudi-Hristiyanları dost edinme!
    📍Yahudi ve Hristiyanların yanlış inanışlarına cevaplar!
    📍Yahudiler hristiyanlardan daha tehlikelidir!

    ⚠Önemli not;Burada bir arşiv oluşturmak adına paylaşıyorum, ilim sahibi değil talepkârıyım😕 okurken ve size de yardımcı olmasını isterken lütfen bunu göz önüne alın..
    Din, internet paylaşımları ile öğrenilmez. bu da önce kendi nefsimin sonra hepimizin kulağına küpe olsun!💛
  • 299 syf.
    ·44 günde·Puan vermedi
    Türk aydının Tanzimat’tan beri kafası darmadağın oldu. Doğrular yanlışlarla yer değiştirirken nebevi öğütler yerlerini batılı filozofların sözleriyle süslenen hitabelere bıraktı. Batının amansız madde gücü karşısında aşağılık psikolojisine yakalanan aydın (aydın tabiri kilisenin karanlığına karşı başkaldırmış batılı mütefekkir ve sanatçılar için müsemma olmuştur, bu kelimeyi burada kullanmamız da İslam âlemini Hristiyan âlemi zannederek aydınlanma harekatına girişen hakikatte ise apaydınlığı görmekten imtina eden sahte aydınlara atıftır, yoksa İslam âlemi alim, hakim, ariflerle doludur ve karanlık olmayan bir yerde lambaya da ihtiyaç yoktur) kendi değerlerini aşağılayarak bu psikolojiden sıyrılacağı düşüncesine kapıldı. Sonuçta ise ne Batılılaşmış ne de Müslüman kimliğine sahip olabilmiş bir portre çıktı ortaya. Kısaca kimliksiz kaldı bu coğrafyaya yön vermesi, gençleri doğruya yönlendirmesi gereken kimseler. Bu boşluk hususen bu coğrafya umumi olarak da tüm İslam âlemini kasıp kavurdu. Ortaya İslam terakkiye (ilerlemeye) manidir, şeri kurallar on dört asır evvele hitaptır, reform elzemdir kabilinden hezeyanlar çıktı.

      

      İşte bu noktada başlangıç noktası olarak Müslüman kimliğini tam olarak sahiplenmese de geçirdiği buhranlar vesilesiyle bu kimliğe sahip çıkan, batıyı da doğuyu da layık olduğu yere koyan bir aydın ortaya çıktı.  Aynı zamanda Büyük Doğu camiasıyla da yakından ilişkide olan Cemil Meriç Türkiye’deki sağ – sol ayrımına da karşıydı. Böyle bir takdimden sonra Cemil Meriç’ten başlayarak kitabın anlaşılması ve ehemmiyetine dair birkaç kelam edelim:

       

      Hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi olan Cemil Meriç’in kaleminden çıkma bu eser isminden de anlaşılacağı üzere ‘Bu Ülke’yi’ dolayısıyla hususen bu coğrafyadaki Müslüman Gençliği bir hayli ilgilendiriyor. Cemil Meriç sürekli kendini ve içinde bulunduğu cemiyeti tahlil etme gayretinde olan, Batıyı hakikatiyle tanıyan, doğunun üzeri setredilmeye çalışılmış cevherlerini de yüz üstüne çıkarma uğraşında bir fikir işçisi, mütecessistir kendi deyimiyle. 12 Aralık 1916 yılında Hatay’da dünyaya gelen Cemil Meriç çocukluk çağından itibaren kitaplara vurulur. Küçük yaşlarından itibaren Fransızcayı öğrenen mütefekkir batı klasiklerini de kendi dillerinden okumuş ve kitaplarını daima kendisine yegâne dost edinmiştir.


      Hayatı olağandışı geçen ve değeri hala tam anlaşılamamış Cemil Meriç’i rahmetle anıyor ve onun hakkında söylenecek sözleri ehline, Bu Ülke kitabının ilk 70 sayfalık kısmında Cemil Meriç’in farklı portrelerden hayatını sunan oğlu Mahmut Meriç’e teslim ediyor sizi de oraya yönlendiriyoruz.


      Kitaba gelecek olursak, Bu Ülke kitabı hakiki manada alışılagelmişin dışında bir eser. Eser’in ilk 70 sayfalık kısmı önce oğlu tarafından yazılan, sonra Cemil Meriç’in diğer eserlerinden parçalarla kendini anlatan yazılarını barındırıyor. Yani kitaba başlamadan önce Cemil Meriç’i kapsamlı bir şekilde tanıyorsunuz ki bu da okurken size daha da lezzet veriyor. 

     Kitap Hakkında Basında Çıkan Birkaç Haberden Kesit


      ‘Bu ülke yüz elli yıldan beri bir saralılar kafilesi halinde, kendi kültür ve medeniyetlerinden kopup Batı’ya sığınan Tanzimat ve Cumhuriyet devrim aydınlarının hazin macerasıdır. Bu kitap yüz elli yıl sonra da olsa Türk düşüncesinin haysiyetini kurtarmıştır.’ (Ömer Öztürkmen)

    İslami Hareket dergisi Bu Ülke kitabından bahisle: ‘Yeni nesil, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan Bu Ülke’yi okumalı’ diyerek kitabın ne kadar ehemmiyeti haiz olduğunu ortaya koyuyor.

    Ancak, bir cümleyi belli bir saatte yazdığını tahmin ettiğimiz Cemil Meriç Beyin eserinden de, o nispette faydalanmak için, yine her cümlenin üzerinde derin derin düşünerek, o cümlenin manasını yeniden keşfetmeye ve anlamaya çalışarak okumak lazım. (Muhittin Nalbantoğlu)


    Kitabı Okurken Dikkat Edilmesi Gerekenler

      

      Bu ülke kitabı bugüne değin okuduğumuz en dikkat isteyen ve içerisinde aşırı bilgi ve fikir zenginliği içeren kitap diyebiliriz. Öyle ki kitabın sonuna konan kanaviçeye(kitapta geçen anlaşılması muğlak yerlerin müellifin kendi kaleminden açıklandığı kısım) başvurmadan kitaptan hiçbir şey anlamak mümkün değil.  Cemil Meriç kitapta öylesine bir dil kurmuş ve muhafaza etmiş, entelektüel seviyeyi sağlamış ki ya insana kitabı okutturmaktan vazgeçirtecek yahut bu zenginlikle beraber her bölümde fikrinin daha da genişlediği kafasına matkap darbesi gibi inecek…


      Hiçbir insan elbetteki hatadan hali değildir. Ancak kitapta anlayabildiğimiz bir yahut iki yer dışında şüphe ile yaklaşılması gereken yer yok diyebiliriz. Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselamı zikrederken sadece Muhammed denmesi Kâinatın efendisinin ismini yabancı kaynaklardan çok okumaktan olsa gerek. Hâlbuki yazıda da olsa O’nun isminin geçtiği yerde salavata remzen işaret konması Müslümanın şeairindendir.

      

      Bu hususlara dikkat ederek her eseri olduğu gibi bu eseri de temkinle okuyarak azami derecede istifade etmek Müslüman gence yakışandır.

    Son olarak kitabın ehemmiyetini Cemil Meriç’ten dinleyelim: Bu sayfalarda, hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim: Etimin eti, kemiğinin kemiği.

     Allah’a emanet olun…
  • 336 syf.
    ·Beğendi·6/10
    "Zeki olmaktan vazgeçelim, böylesi daha akıllıca olacaktır"
    .
    "Beyin, amaç eksikliği ve anlamsız yaşamayı, önemsiz şeylere ayrılan vakti arttırarak dengeler, boşluğu böyle doldurmaya çalışır"
    .
    Kitaptan 2 cümleyle başlamak istedim. Kitabı nasıl kategorilendireceğimi bilemedim. Bir şeyleri başarmış, başarılı birinin sana kendini nasıl geliştireceğini anlattığı bir kitap diyebilirim.
    .
    .
    Aslında bu tarz kitaplardan pek hoşlanmam. Başarı öyküleri içeren kitaplar okuduğumda kendimi çok yetersiz hissediyorum. İnsanlar başarı öyküleri dinlediklerinde "neden ben bunları başaramadım, adam küçücük fırsatları bile kâra çevirebilmeyi bilmiş ben de eksik olan ne var ki başaramadım" hissine kapılıyor. Belki tam tersi bir amaçla yazılıyor ama itiraf edelim ki hissettirdiği şeyler tam olarak böyle. Halbuki başarı kavramına Kuranın bize gösterdiği şekilde baktığımızda çok farklı bir şey çıkar ortaya. Servet ve makam sahibi Firavundan kaybetmiş biri olarak bahsederken, Allah için serveti makamı ve tüm fırsatları tepen Asiyeden övgüyle bahseder. Bu dünyada Allah için yaptığın sürece kaybetme ihtimalimiz yok. YouTube da "Kişisel gelişimin olmazsa olmaz kuralı-Osman Bulut" yazıp izlemenizi tavsiye ederim. Bu konuyu çok güzel açıklamış. Neyse konuya daha başlamadan konudan çok saptım
    .
    .
    Kitaba önyargıyla başlamama rağmen bana çok şey kattı. Bir çok konuya değinmiş. Bir cümleyle kitabı tanıt derseniz "Okulun bizden götürdüğü şeyleri nasıl geri alabiliriz?" sorusuna cevap aramış derdim heralde. Kitabın yazarı da çok ilginç biri, biraz ondan da bahsetmek istiyorum. Yazar anladığım kadarıyla fen lisesi mezunu sonra rahat bir bölüm(?!) okumak için Gıda mühendisliğine gitmiş. Sonra bir sebepten okulu uzamış ve ondan sonra bölümü haricinde başka şeylerle uğraşmaya başlamış. Okul yüzünden eğitimine ara verenlerden değil yani 16 yıllık okul hayatı boyunca eğitim sistemini sorgulamış biri. Kitapta buna sıkça değinmiş. Okul bittikten sonra üniversitede bölüm dışı ilgilendiği şeyler ona çok farklı kapılar açmış ve o alanlarda aranan biri olmuş (Web tasarım vs) Kütahyada olan ve Türkiyede ilk kitap kahve kafenin kurucusu aynı zamanda. Daha bir çok yönü var. Kısacası hayatta amacı olan biri. Kitapta sürekli veciz cümlelerden alıntı yapmış. Kuranda ki ayetlerden de alıntı yapmış. (Yeri gelmişken değineyim, kitapta peygamberlerden askerlik arkadaşı gibi saygı ifadesi olmadan bahsetmesi rahatsız etti. Musa as yerine Musa, Allah Rasulu sav yerine Allah Resulü demesi gibi) Anlattığı bazı kısımları anlayamadım. Katılmadığım kısımlarda oldu. Yine de bana çok şey katan kitaplardan biri oldu. Son olarak bir şey demek istiyorum. Bu adamı yada herhangi birini şuan geldikleri noktaya kendi bilgileri ve yetenekleri sayesinde geldiklerini düşünmek onları Firavunlaştırmak, Karunlaştırmak olur. Allahın yardımı olmadan kimsenin bir şey başaramayacağını bilerek okumalıyız bu kitapları. Eğer öyle okumazsak önce onları sonra kendimizi Karun gibi görmeye başlarız. İstersem herşeyi başarırım kafasında oluruz Allah muhafaza. Kuranda da geçtiği gibi bize gelen her iyi şey Allahtandır.