Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.
Kişi, yaşamının anlamı için hep olanaksızlıklar ister -- onları kendisi ile birlikte isteyecek kişi(ler)i ise, hiç bulamaz --- işte, herhalde, budur zaten, en baştaki olanaksızlık...
Baştan sona, olanaksızdır, anlamı, yaşamının, kişinin.
Hep yorgunluk bekler yaşamının anlamını bekleyen kişiyi -- gidip arayınca bitkinlik; durup bekleyince, bezginlik...
--Ne de güzeldir ama, aramak --acılı; ama nasıl da yüce, beklemek...
Birbirimizi anlamayacağız korkusuyla, kelimeleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz.
‘An’lar yaşamın akışını durdurur. Yaşamı durdurur. İnsan ormandaki kuşları işitmek için durup dinlememeli. Durup dinlemeden işitmeli okyanusun kükreyişini.