Kitabı okurken herkesin derinlerinde bir yerdeki yarasına dokunacağını düşünüyorum. Karakterin babasıyla olan durumu,öfkesi ,hüznü, pişmanlıkları,çaresizliği hepsi okuyucuya geçiyor . Karakterin yerinde ben olsam duygum daha çok öfke olurdu sanki,yaşanabileceği halde yaşanmayanlara, gösterilmeyen sevgilere,görülmeyen ilgilere, içimin hep buruk kalmasına..Kitabın baba oğul hikayesini beğendim.Beğenmediğim yerse erkek bakış açısıyla kadınların hep bekleyen taraf olarak yansıtılması,baş karakterimiz 15 yıl önce aslında çok da aşık olduğu bir kadını terk edip onu ne kadar unutmasa da hayatına devam ediyor, şehir değiştiriyor, çalışıyor, hayatına sayısız kadın giriyor fakat o kadına yazdığı mailinde onu hep kendisini beklerken , onu terk edişini yıllardır sindirememiş, hep çok üzgün hep çok kırılmış hayal ediyor. Bu hayalde asla bir erkek yok, hep kendisini bekliyor kirginliklariyla birlikte.Babasi da aynı şekilde arkasında bir sürü yıllarca onu bekleyen kadınlar bırakmış.Yazarin ucunda ölüm var kitabında da bu babayı ömrü boyunca bekleyen bir kadının hikayesi anlatılıyor.Ben yazarın ideal kadın anlayışının bu olduğunu düşünüyorum, kadınlar böyle olmalı gibi, bu kısım gerçekçi gelmedi,ya da erkeklerin de aşklarına biraz daha sadık kalmalarını isterdim.Genel olarak kitabı beğendim, bitirdiğimde yüreğimde acı bir tortu kaldı.