okusamyazsam

okusamyazsam
@okusamyazsam
Kendi hâlim diye bir yer var, çoğu zaman oradayım...
İstanbul
18 Haziran
50 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Yeni Entelektüel İçin...
Puan vermedi·267 syf.··
2023 50. kitabı
Yeni Entelektüel İçin / Ayn Rand Kurduğu "objektivizm felsefesi" ile tanınan filozof-yazar Ayn Rand’ın felsefesi ve kitapları, kendi bireycilik, rasyonel bencillik ve kapitalizm mefhumları üzerinedir. Yeni Entelektüel İçin kitabı aslında romanlarında ele alınan felsefi düşüncenin temel argümanlarını içeriyor ve yeni bir felsefi sisteminin taslağını sunan, hayata dair bütüncül bir görüş edinmek isteyenler için yol gösterici bir özet niteliğinde. Ayn Rand; her romancının aynı zamanda bir düşünür olduğunu çünkü felsefi bir çatı olmadan insan hayatının manzarası sunulamaz der. Ki bana göre de öyle... Ayn Rand insana ve hayata dair temel görüşü, mevcut felsefi görüşlerle çatışınca kendi insan kavramını tanımlamak, açıklamak ve sunmak için iyi bir düşünür, romancı da olmak zorundaydı...Kendini ne önce edebiyat ne de önce filozof olarak görmeyen, ikisi, ayrılmaz bir bütün olarak önceleyen Rus yazar; eski çağlardan bu yana kullanılan; “Kral öldü, yaşasın yeni Kral.” sloganından yola çıkarak gelecek için; “Entelektüeller öldü, yaşasın yeni entelektüeller!” diyerek bu onurlu ünvanın bir zamanlar ifade ettiği sorumluluğu yerine getirmeye ancak bu şekilde devam edebileceğimizi ifade ediyor. Ki bu kitapta düşüncelerinin kronolojik gelişmeleriyle ilgilenenler için dört romanından alıntılara yer vermiş. ( Yaşamak İstiyorum, Ego, Hayatın Kaynağı, Atlas Silkindi ) Bu dört kitaptan alınan alıntılar da az çok Ayn Rand hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor. Ayn Rand; Aristoteles’i, Kant’ı, kapitalizmi ve entelektüelliği ele alıyor. Rönesans’tan sonra yükselen entelektüel düşüncenin, Kant’la birlikte nasıl mistisizme yöneldiğini ve bundan sonra birçok insanın düşüncelerinin aslında Büyücü Doktorlar dediği kişiler tarafından yönetildiğini, anlık ve şiddetli olan inanca dayalı bu
Felsefe-Düşünce
Yeni Entelektüel İçinAyn Rand · Plato Film Yayınları · 2009104 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sevmek sanat mıdır?
Puan vermedi·200 syf.··
2023 2. kitabı
·
687 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2023 20:21
Sevme Sanatı / Erich Fromm Sevmek sanat mıdır? Ve bir kişiyi ihtiyacımız olduğu için mi severiz, yoksa sevdiğimiz için mi ona ihtiyaç duyarız? Fromm aslında sevgi kavramını yalnızca çiftler arası ilişki bazında değerlendirmemiş. Ona göre 5 tür sevgi vardır: Anne ile Baba Sevgisi, Kardeşlik Sevgisi, Kendini Sevme, Cinsel Sevgi ve Tanrı Sevgisi. Lakin ister istemez hep ikili ilişkilerdeki sevgi kavramına eğiliyoruz. Özünde kesinlikle narsistçe olmasa da aslında kişinin kendini(özünü) sevmesiyle karşısındakine yansıtması temelde… Sevmeyi bir eylem olarak onun “ içinde olmayı” belirtirken , "kapılmayı” kastetmediğinin altını özellikle çiziyor. İçinde olmanın şartı da almaya değil öncelikle vermeye dayandırıyor. Bu veriş, sevginin üretken yönünü, yani emeğe dayalı yönünü vurguluyor. Aklıma hemen Cengiz Aytmatov’un Selvi Boylum Al Yazmalım kitabındaki Sevgi neydi? Sevgi emekti sözleri geldi :) Fromm’a göre, seven kişi sevdigine ilgi gösterir, ondan kendini sorumlu hisseder, ona saygı duyar ve onu tanımaya çalışır, hakkında bilgi sahibi olur. Yararlanma, zorbalık, sömürü ya da baskı kurmak istemez. Sevilenin kişiliğine özen gösterir onunla bir olur. Bu açıdan da emekle bire bir ilişki içindedir. İnsanların sevgiyi, kendini ya da başkasını sevmekten çok, kendilerini sevdirme olarak görmesi sevgi konusundaki yanılgılarından biridir. Dolayısıyla birey sevgiyi öğrenmekle değil; nasıl sevdireceğini keşfetmekle ilgilenir. Diğer bir yanılgı sevmenin kolay olduğu ancak sevilecek nesneyi bulmanın zor olduğu şeklindeki düşünce. Üretmeden tüketmenin zirve yaptığı bu çağda, parayla her şeye sahip olunulacağı fikriyle, sevgi de yalnızca emek vermeden bulunması ve harcanması gereken bir nesne olmuştur adeta. Aşık olma gibi bir duyguyla, uzun süreli emeğe dayanan sevginin birbirine
Psikoloji
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20227,7bin okunma
Dikkat ve rikkat kesilerek yürüyebilenlerden misiniz? :)
Puan vermedi·191 syf.··
2023 49. kitabı
Yürümenin Felsefesi / Frédéric Gros Yürümeyi oldum olası seven bir insanım. Bir nevi yürümenin felsefesine dahilmişim meğer diyerek :) kitabı okuduğum süre içinde gerçekten zevk aldım. Yürümek spor değildir diye başlamış Gros, çünkü ona göre sporda; rekabet, puan, kurallar, teknik terimler var. Spor disipline eder, para ile ilişkilidir ve tüketim kültürünün bir parçasıdır. Oysa yürümek için bunlara ihtiyaç yoktur. İki ayağımızın olması yeterli ve yürümek yavaşça gerçekleşen bir eylemdir. Yazarın söylediği gibi “eğer hızlı olmak istiyorsanız tekerlekleri kullanın. Yürümek pek cazip gelmeyebilir ama gökyüzünü, güneşi ve manzarayı kaçırabilirsiniz.” Der. Gros’un penceresinden bakınca yürümenin yavaşlatıcı olması sanırım günümüz insanının önemli sorunu çünkü zaman hep hesaplanan, iyi kullanılması gereken bir durum yaratıyor biz de…İnsan, kendi icat ettiği sürenin esiri oluyor böylece değil mi? Nietzsche’nin neden bu kadar iyi bir yürüyüşçü olduğunu, Rimbaud’un kaçma arzusunu, Henry David thoreau’nun neden kendisini her şeyden soyutlayıp ormanda yaşamaya başlamasını, Rousseau’nun yürüyenin gündüz düşlerini, hacıların neden tâvâf ettiğini ve Gandi’nin yürüme felsefesini anladıkça yürümenin insana neler kattığını idrak edebiliyorsunuz. Bunların dışında Gros Nerval, Kentli Flaneur, Kinik yaşamının üzerinden de değiniyor yürümeye…Ayrıca “yürümenin felsefesi” eko-anarşizan bir felsefi bakış da sunuyor bize aslında. Bizi yollarda olmaya davet ediyor çünkü ağaçlarla, yapraklarla, gökyüzüyle, güneşle doğanın insana bahşettiği tüm güzelliklerle yatay bir ilişki biçimi kurmanın yürümekle mümkün olabileceğini, felsefi bir düşünüş ile birleştirerek bize sunmuş. Kitapta bahsedilen isimlerin yolları, yürümeyi nasıl bir varlık meselesi durumuna taşıdığını ve masa başlarında değil
Felsefe-Düşünce
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
İntihar
Puan vermedi·81 syf.··
2023 48. kitabı
“İntihar” / Edourad Levê “İnsan ölümü yaşamak zorunda olduğu için korkmalı mıdır?” Kitap ve yazarla ilgili bir bilgim yoktu. İsim ürkütücü ve soğuk geldi sadece. Kitabın ortalarına doğru geldikçe yazara olan merakım arttı biraz araştırdım ve meğer intihar mektubuymuş aslında... Edouard, kitap basıldıktan kısa bir süre sonra yazdığı gibi intihar etmesinden dolayı “İntihar” isimli eser, 2007 yılında kült eser olarak anılmaya başlamış. Kitap o kadar akıcı ve sade dille yazılmış ki bir solukta arzularını, duyarlılıklarını ve acılarını okuyup iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Kitabı yazdıktan 10 gün sonra, 42 yaşında intihar etmiş ne yazık ki. Kitapta, intihar olayının bir son mu yoksa sonun başlangıcı mı olduğuna dair bir soru soruyor ve bu sorunun cevabını arıyor. Tuhaf ve etkileyici geldi. Edouard Leve, ölüme giderken kendisini en iyi şekilde ifade edebilmek için tüm hislerini yazıya dökmeyi başarmış bence, içinden geldiği gibi net bir şekilde...Okurken yaşamlarına devam eden insanların yaşamak için sonsuz bir zamanlarının olmadığını tüm gerçekçiliğiyle yüzümüze çarpmış şu satırlar gibi mesela... “Peru’ya gitmedin, siyah potinleri sevmedin, pembe çakıllı yolda yalınayak yürümedin. Yapmadığın o kadar çok şey var ki insanın başı dönüyor, çünkü bizimde yapamayacağımız ne kadar çok şeyin olacağını gösteriyor. Zamanımız yetmeyecek. Sen beklememeyi seçtin. Sonsuz sanıldığı için yaşama tutunulması sağlayan gelecekten vazgeçtin. İnsan tüm yeryüzünü kucaklamayı, tüm meyvelerin tadına bakmayı, tüm insanları sevmeyi isteyebilir. Bizi umutla besleyen bu yanılsamalara sırt çevirdin.” Karamsar ve umutsuz bir hava yaşatsa da satırlarında, intihar düşüncesine sahip kişilerin neler yaşadığını ve hissettiğini okuyucuya aktarması açısından kesinlikle okunmalı dediğim bir
İntiharÉdouard Levé · Sel Yayıncılık · 20214,165 okunma
Gurur ve Önyargı (Bilmem kaç kez izledim:))
Puan vermedi
Kitabı değil de ben filmi üzerine konuşmak istiyorum:)...Film izlemeyi çok severim...Dönem dönem de halet-i ruhiyeme göre değişir izlediğim filmlerin teması...Bu filmi sanıyorum,10-15 kez izlemişimdir...Ara ara ruhum böyle tatlı tatlı okşanmak ,mutlu mesut hayallere dalmak, kendi kabuğuma çekilme hissiyatıyla dolduğumda bu filme sığınasım geliyor...Aşkı, sevmeyi, fedakarlığı,gururu,incinmeyi,beklemeyi...olası tüm insani durumları öyle nahif bir şekilde anlatmış ki öncelikle hayran olduğum yazara Jane Austen’e teşekkür ediyorum...Farklı bir zaman diliminde olsak ta şuan duyduğuna inanıyorum...iyi ki varsın Jane Austen Ve Aşkın gururla imtihanı...Delicesine yağan yağmur altında Mr. Darcy'nin aşkını itiraf ettiği ve karşılık beklediği sahne gördüğüm ve unutamadığım en romantik sahnelerin başında gelir. Elizabeth’in bütün kızgınlığına, içinde duyduğu içten içe büyüyen nefretine rağmen Mr. Darcy'in yüzüne bakışını, aşkın çekimine karşı koymaya çalışmasına rağmen Mr. Darcy'nin tek bir hareketinde çözülüverecek gibi görünen ruh halini ve oluşan duygu atmosferini kaç filmde bulabilirsiniz ki... Bu filmdeki romantik var oluşun temelinde sanat yönetmeninin bakış açısının çok etkili olduğunu düşünüyorum. Aklınıza filmin en can alıcı sahnelerini getirin, kendinizi oracıkta bulduğunuz filmin içine serpiştiriverilen o eşsiz sahneleri düşününüz, hayatta benzeri olmayan yaşayamadığınız bir duyguya dokunacak kadar yakınsınızdır. Romantik sinemanın büyüsüde buradan ileri gelir, günlük hayatın sıradan alışkanlıklarına esir düşen hayallerinizin çırpındığını, size birşeyler anlatmak istediğini sadece ve sadece bu kareler duyar. O anda karşınızda bir film yoktur artık çözümlenmesi gereken
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,7bin okunma