Yürümenin Felsefesi / Frédéric Gros
Yürümeyi oldum olası seven bir insanım. Bir nevi yürümenin felsefesine dahilmişim meğer diyerek :) kitabı okuduğum süre içinde gerçekten zevk aldım.
Yürümek spor değildir diye başlamış Gros, çünkü ona göre sporda; rekabet, puan, kurallar, teknik terimler var. Spor disipline eder, para ile ilişkilidir ve tüketim kültürünün bir parçasıdır. Oysa yürümek için bunlara ihtiyaç yoktur. İki ayağımızın olması yeterli ve yürümek yavaşça gerçekleşen bir eylemdir. Yazarın söylediği gibi “eğer hızlı olmak istiyorsanız tekerlekleri kullanın. Yürümek pek cazip gelmeyebilir ama gökyüzünü, güneşi ve manzarayı kaçırabilirsiniz.” Der.
Gros’un penceresinden bakınca yürümenin yavaşlatıcı olması sanırım günümüz insanının önemli sorunu çünkü zaman hep hesaplanan, iyi kullanılması gereken bir durum yaratıyor biz de…İnsan, kendi icat ettiği sürenin esiri oluyor böylece değil mi? Nietzsche’nin neden bu kadar iyi bir yürüyüşçü olduğunu, Rimbaud’un kaçma arzusunu, Henry David thoreau’nun neden kendisini her şeyden soyutlayıp ormanda yaşamaya başlamasını, Rousseau’nun yürüyenin gündüz düşlerini, hacıların neden tâvâf ettiğini ve Gandi’nin yürüme felsefesini anladıkça yürümenin insana neler kattığını idrak edebiliyorsunuz. Bunların dışında Gros Nerval, Kentli Flaneur, Kinik yaşamının üzerinden de değiniyor yürümeye…Ayrıca “yürümenin felsefesi” eko-anarşizan bir felsefi bakış da sunuyor bize aslında. Bizi yollarda olmaya davet ediyor çünkü ağaçlarla, yapraklarla, gökyüzüyle, güneşle doğanın insana bahşettiği tüm güzelliklerle yatay bir ilişki biçimi kurmanın yürümekle mümkün olabileceğini, felsefi bir düşünüş ile birleştirerek bize sunmuş. Kitapta bahsedilen isimlerin yolları, yürümeyi nasıl bir varlık meselesi durumuna taşıdığını ve masa başlarında değil