Rabbimiz hakkında besleyeceğimiz en büyük zan, kaybettiklerimizden daha hayırlısını bize vereceğine inanmaktır.
Dünya, tüm mübahları tatmak için hırsla çalışmamıza değecek bir yer değil ki.
Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: "Sizden birisinin cennette elde edeceği yay veya kırbaç kabzası kadar yer, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır."
Karışık duyguları hissetme becerisi, olgunluğun bir işaretidir. İnsanlar zıt duyguları bir arada harmanlayabilirlerse, örneğin suçlulukla mutluluğu ya da kızgınlıkla sevgiyi, bu durum hayatın duygusal karmaşıklığını göğüsleyebildiklerini gösterir.
Bir arada yaşanan zıt duygular birbirlerini evcilleştirir.
İnsanlar farklı duyguları bir arada hissetme becerisi geliştirdiklerinde, dünya daha zengin, daha derin bir hâle gelir.
Denildi ki
-Cehaletten daha şiddetli bir şey tanır mısın?
Dedi ki
-Evet! Cehaleti bilmemek.
Durum hazretin dediği gibidir. Zira cehaleti bilmemek, öğrenmek kapısını tamamen kapatır. Acaba bir kimse nefsinde âlim olduğunu zannederse, o artık nasıl öğrenebilir?
Böylece yüce Allah'a, kendisiyle itaat yapılanın en üstünü ilimdir. İlmin başı da ilmi bilmektir. Nitekim cehaletin başının cehaleti bilmemek olduğu gibi. Zira menfaat verici ilmi, zarar verici ilimden ayırt etmeyen bir kimse halkın dünyalarının vesileleri olan gösterişli ilimlere dalıp da meşgul olur.