Saramogo'nun kendine has bir yazım tarzı var. Sadece nokta ve virgül kullanıyor. Ayrıca hiçbir şekilde isim belirtmiyor. İnsanları betimlemelerle tanımlıyor. Okurken sıkmıyor ve okudukça içine çeken bir kitap. (spoiler içerir.) Okurken kitabı yaşadığım için fazlasıyla etkilendim bazı noktalarda psikolojim bozuldu yazar insanoğlunun ne kadar vahşileşebileceğini gözler önüne seriyor. İnsanlara göz göze gelmeyle bulaşan fakat gözün yapısında herhangi bir bozulma meydana getirmeyen bulaşıcı bir hastalık. Körlerin sayısının artmasıyla hiyerarşik bir düzenin ortaya çıkışı. Güçlü olanın hayatta kalıp zayıf olanın öldüğü bir düzen.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Camus'un çok ses getiren kitaplarından biridir.Okurken Meursault'un duygularını ve tepkisizliğine anlam veremedim.(Spoiler içerir.)Örneğin annesini kaybettiğinde derin bir üzüntü ve depresyon gibi bir ruh hali beklerken tam tersi bir şekilde toplumun alışılagelmiş tekileri dışında olabildiğince vurdumduymaz ve tepkisiz bir tavırla karşılaştım.Çok şaşkınım gerçekten.Çok hızlı bir şekilde unuttu bu durumu ve yaşantısına normal bir şekilde devam etti.Kitabın ilerleyen sayfalarında planlanmamış bir şekilde kendini savunma için bir cinayet işliyor.Ve aynı duygu durumlarını burada da görüyoruz.Herhangi bir öfke ya da vicdan azabı hissetmiyor.Ama güzel olan tarafı gerçek duygularını hissediyoruz.Kendisini verilmesi gereken bir tepkiye sokmuyor.Toplumsal kalıpların dışına çıkmış bir ruh halinde ve insanların tavırlarına göre şekillenen bir ruh hali içerisinde değil.
Bu kitabı çok fazla erteledim fakat doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum.Elif Şafak üslubunu sürükleyici ve akıcı buluyorum.Bu kitapta öyleydi.Şimdiki zamandan geçmişe yolculuk olması da ayrı güzel.Kitap hakkında spoiler vermek istemiyorum.Bu arada çevremdeki herkese tavsiye edebileceğim bir kitaptı.Okurken kendinimi de sorguladım.Mutlak doğru ya da yanlışın olup olmadığını düşündüren aynı zamanda Ella isimli kadının yaşadıkları,hayatından memnun olmayışı ama sorumluluklarından da vazgeçmediği görüyoruz.Kendisi eşinin bulduğu bir yayınevinde editörlük yapmaya başlıyor.Fakat bir romanın hayatını bu kadar değiştirebileceğini nerden bilebilir?Okuduğu aşk şeriatında da Şems'le Mevlananın buluşma hikayesini okuyoruz.Birbirlerine olan bağlılıkları,yoldaşlıkları,dostukları..Şemsi öldüren katilin her gün yaşadığı ızdırap,kendisini her gün yeniden öldüğünü hissedişini okurken tüylerim diken diken oldu.Ella okuduğu aşk şeriatında gerçek aşkı bulurken bize ne aşkın ne olduğunu ve mutlaka yaşamamız geren bir duygu olduğunu düşündüren bir kitap
'Gönülden gönüle pencere vardır.'
Gerçekten de gönülden gönüle pencere vardır.İki insan birbirine gönülden bağlanınca,artık onlar birbirinden ayrı değillerdi.Bedenleri birbirinden uzak düşse de gönülleri beraberdir.
mevlana hatta bugün herkesin anlayamayacağı şekilde, belki sert de söylüyor.İman namazdan daha iyidir,naazdan daha üstündür.Çünkü imansız namaz olmaz, diyor.Yani şekli yerden yere vuruyor.