Özge

"Kadın özgürlüğü nedense, erkeklerin elindeki ayrıcalıkları ve iktidarı sinsice ele geçirmek isteyen bir hareket gibi algılanıyor; sanki bir tarafın kaybetmeye mahkum olduğu, taraflardan sadece birinin özgür ve güçlü çıkabileceği bir savaş var ortada. Oysa birlikte özgürleşir ya da birlikte köleleşiriz. Kazanmayı, karşısındakine diz çöktürmeyi, ceza vermeyi ve üstünlüğünü sürdürmeyi planlayan bir zihniyet, özgürlükten çok uzaktır. Bu hedefin peşini bırakmak insanı özgürleştirecektir. Yazmak istediğim başka konular da var, ama cinsiyetler arasındaki savaş hayatın diğer tüm alanlarını da etkiliyor. Bir düşünsenize, bizler hayatta kalmak için bunca kafa yormasaydık başka şeylere ne kadar çok zamanımız ve enerjimiz kalırdı."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Hepsinden öte, reklam panoları Türkçeydi. Gözlerime inanamadım; kendimi Türkiye’de sandım. (Aslında gerçekten Türkiye’deydim.)”
Sayfa 11
”Evlerin üzerine çatılar kuruyorlar Dila Hanım. Yıldızların hiç mi zoruna gitmiyor? Sana şehir ışıkları diliyorum Dila Hanım. Nihayetinde yıldızların en büyük katili. Sana betondan evler, çiçek olmayı beceremeyen insan gürültüsü diliyorum.”
Sayfa 121
”Bir Mülkiyeli garson, diğer Mülkiyeli Dışişleri Bakanı’na, penguen kıyafeti içinde sosis ikram ediyordu. Hayat işte...”
Sayfa 92
“Kasabada dev incinin öyküsünü anlatıp dururlar; ilk nasıl bulunduğunu, sonunda nasıl yeniden kaybedildiğini.”