10/10
·176 syf.··
2026 89. kitabı
#artemisaşkına Eve gider gitmez 5 numara başlayacağım! Her kitapta canım Lana'nın yaşadığı acıları okuduk, ama bu 4 numarada tüm ailenin neler yaşadığını öğrendik. Gerçekten korkunç kelimesinin yetersiz olduğu şeyler... Aslında bu seri bir #gizemgerilim #polisiye serisinden çok öte. İster sisitemez sadece bir kurgu olarak bakamıyorsunuz. Ne Lana'nın yaptıklarına ne ona yapılanlara ne yozlaşmış memurlara ne koyun sürüsü psikolojisine... Bazılar canavar doğar ve bazıları da canavara dönüştürülür. Bu cümlenin yanıtı bu seri. Bu bir katile empati duymak meselesi değil. Lana ile kanka olabilirdik... Kızıl Katil'i çok sevdim 4 numarada sırlar tamamen çözüldü ve en pislik canavar Lana'nın ponçik ellerinde hak ettiğini gördü. Eğer diriltme gücü olsaydı Lana bunu defalarca yapardı... Ancak en başından beri korktuğumuz şey olmak üzere. Bu, Logan'ın seçme vaktinin geldiğinin acı adımları... O yüzden hemen son kitaba geçeceğim. Son derece açıkça ifade edilmiş kanlı eylemler içermektedir. YETİŞKİN İÇERİKLİDİR! Veletlerinizden uzak tutun! Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder!
Mindf*ck 4: Tüm YalanlarS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202643 okunma
Mektup! ya gönderilseydi?
6/10
·106 syf.··
2026 18. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:10
Franz Kafka'nın otobiyografi kitabı olarak da değerlendirilen, babasına yazdığı ama ulaşmayan hem kendi iç dünyasını hemde babasına yüklediği değerleri ve bunun gölgesinde kalan hayatının yanı sıra, evlenme girişimini haber vermek için kaleme aldığı mektubu... Açıkçası kitabı okurken Franz Kafka'nın ne kadar derin ne kadar bir çok şeyi içinde yaşadığını görüyoruz. Franz Kafka'yı Kafka yapan da budur. Lakin, ben Franz Kafka'ya hak verdiğim kadar babasına da hak verdim. Babasına kızdığım kadar Franz Kafya'yı da suçladım... Kuşak çatışması.. Coğrafi, idoloji, din ve kültür ne olursa olsun her dönemde kendini gösteren bir gerçek. Evet büyüklerimiz çoğu zaman öngörülü Franz Kafka'nın babası gibi ama çoğu zaman da bir sevgiyi çocuklarından mahrum edecek kadar da geri kafalı bir tutum takınabiliyor. Fakat gençlikt, en az kuşak çatışmasını körükleyen deli dolu bir kan taşır. Bu hikayede benim için en büyük eksiklik iletişimsizlikti. Bazen çocuklar farkında olmadan çörek otu tanesi kadar bir anıyı konuşamadıkları içselleştirip, büyürken o minik sorunu da kendileriyle birlikte büyütebiliyorlar. Belki çok değersiz 1 saat sonra unutulacak o anı bir veba misali ömürleri boyunca sırtlarında kambur gibi taşımak zorunda kalıyorlar. Kitabı okurken En çok şunu merak ettim. Ya bu mektup babasına ulaşsaydı? Belki o zaman Kafka bu kadar eksik hissetmez bir şeyleri susarak büyüttüğünün farkında olabilirdi. Belki de babası yanlışını idrak eder sivrilerini törpüleyebilirdi. Ama o zaman da biz Franz Kafka'yı tanımamış olabilirdik. Çok ilginç değil mi? Babasının Kafka olarak bile görmediğini düşündüğü Franz, şimdi kaç kuşak sonra Kafka eserleri ile anılıyor. Anlaşılmamak, duyulmamak ve konuşamamak... bir yazarın en büyük kalemi olabiliyor..
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Eğer içimizdeki olumlu ve olumsuz özellikleri ortadan kaldırma şansımız olsaydı, nasıl bir insan olabilirdik? Dr. Jekyll ile Bay Hyde, bu sorunun gerçekleşmesi halinde başımıza gelebilecekleri kısa ve öz bir şekilde gösteriyor. Vicdanımızı yok edebilseydik, nasıl bir kişilik olurduk? Ya da çıkarcı yönlerimizi yok edebilseydik, kim olabilirdik? Bana kalırsa, her insanın içinde sürekli böyle sorular dönüp duruyordur. Gri bir kişiliğimiz bizi iyi ve kötü arasında ayırmıyor olsaydı, neler yapabilirdik? Sorular bitmek bilmeyen sorular; cevapları kişiden kişiye değişen cevaplar. Ve benim de bu tür sorulara şöyle bir cevabım olacak: İnsan doğasındaki sürekli iyi kötü çatışması, aslında bir içsel çatışmadır. Hangi yönümüzü beslersek, o şekilde şekilleniriz. Bu eser tam olarak bunu ele alıyor. Gerçekten keyifli bir okuma deneyimiydi. Bu klasik eseri tüm kitap kurdu arkadaşlara öneririm. Okuduğunuz için teşekkürler, sağlıcakla kalın.
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,2bin okunma
1/10
·405 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 00:11
Yazarın anlatım dili o kadar bana uygun değildi ki okumakta çok zorlandım. Yani Mr. Lockwood'un hikayedeki etkisi neydi? En başından itibaren Nelly'nin bakış açısıyla hikayeye vakıf olabilirdik. Kendimi hikayenin içinde hissedemedim. Karakterlerin öfkesindeki, kinindeki, aşkındaki (sapkınca da olsa) arkasında yatan motivasyon bana geçmedi. Her karakterin duygu yoğunluğunu anlayabiliyorum ama bunu kitabı okurken hissedemedim. Oldukça abartılmış olduğunu düşünüyorum... Sürekli kitabı bırakmakla okumak arasında savaş verdim...
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
8/10
·224 syf.··
2026 41. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 12:49
İskender Pala’nın kalemini kurgusunu seven bir okur olarak yine beğendiğim bir kitap oldu. Kitap yine bir tarihi olay içerisinde anlatılıyor, vaka-i Hayriye yılları içerisindeki o karışık dönemde bir kaşıkçı elması hırsızlığı, ki özlü sözlerle zenginleştirilmiş bir anlatım ile bu hırsızlık olayı bilindik tüm tabuları yıkıyor. Kitabı eleştireceğim yön şu olabilir İskender Pala’nın tüm kitaplarını okumuş biri olarak diğer kitaplarına kıyasla basit bulduğumu söyleyebilirim. Olay örgüsü genişletilebilir sonuç kısmında ters köşe olabilirdik ama yine de okunulabilir bir eser.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,469 okunma
Küllerinden yeniden doğusun hikayesi...
10/10
·136 syf.·
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Farklı ülkelerin egemenliği altındayken Snellman sayesinde özgürlüklerine yeniden kavuşan ve yepyeni bir ülke olan Finlandiya'nın hikâyesi. Yanıp kül olup yeniden doğusun hikayesi gerçekten. Öyle bir doğuş öyle bir değişim ki bugün hala Dünya'nın en mutlu, refah seviyesi en yüksek ülkelerinden biri. Snellman'ın zekası ve çabasıyla gerçekleşiyor bu doğuş. Tıpkı kendisinin de dediği gibi küçük küçük ışıklar yakıyor her alanda ve bu ışıkları çoğaltmak ve söndürmemek için mücadele veriyor. Eğitimle ve bilimle aydınlanmanın en güzel örneğini gösteriyorlar tüm dünyaya. Okuyan herkes Snellman'a eminim ki hayran olmuştur. Ve sürekli kendi ülkemizle kıyaslar yapmıştır. Evet bende hayran oldum doğru ama ben en çok kendi Snellman'ımıza hayran oldum bir kez daha gurur duydum. Kim bizim Snelman'ımız: Tabi ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Zamaninda bu kitabı okuyup etkilenmiş ve herkese okumasını tavsiye etmiş. Hatta okullarda ders kitabı olarak okutulmasını istemiş. Benim canim Atam da büyük bir mücadele vermiş. Ülkemizi bilimle, eğitimle aydınlatmak için çabalamış. Kitapta okuyup etkilendiğimiz taktir ettiğimiz bir çok şey bizim ülkemizde de yapılmış fakat gel gör ki devamı gelmemiş gelememiş. Bugün bir Finlandiya'da biz olabilirdik demeden edemeyeceğim. Bu ülkeye bir daha Mustafa Kemal Atatürk gelmeyecek. Kimse onunla kıyas dahi edilemez ama kitabı okurken Mustafa Güzelgöz'ü(Eşekli Kütüphaneci) de sık sık anımsadım. Bunu da eklemek istiyorum. Son bir konuya daha değinmek istiyorum. Ben bu kitapla 2 yıl önce karşılaştım. 36 yaşıma kadar bu kitabı ne duydum ne gördüm ne de biri tavsiye etti. O kadar üzüldüm ki. Atamızın tavsiye ettiği bir kitaba neden sahip çıkamadık neden okumadik neden okutmadik. Burada en çok ögretmenlerime kırıldım. O kadar eğitim hayatımda bir tane
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,9bin okunma