Halbuki çocuklukta olan biten birçok şeyi fark etmeden beynimizin küçük çekmecelerinde saklarız. Bazen bir ses, bir görüntüyle, bazen bir koku ya da kelimeyle çekmecenin kilidi açılır.
Dünyada çocuğuna karşı yanlış yaptığını düşünmeyen, affedilmeye ihtiyaç duymayan bir anne var mı acaba? Evet, bu anne, bu anne benim annem, çünkü o büyük çocuğunu şeytanlaştırmış, küçük çocuğuyla birlikte olan biten ve ailede ters giden her şeyin büyük çocuk yüzünden olduğuna, bu yüzden de onun af dilemek zorunda olduğuna karar vermiş. Annemin yaralarını görürsem belki de gerçekten af dileyebilirim, yaraları için gecikmiş gözyaşları döker, acısını çok geç anladığım için özür dilerim. Kendini ne kadar şaşkın ve kapana kısılmış hissetmiş olmalı.
TELEGRAM, bünyede meydana getirdiği etkiler, Akademya ilmî araştırma grubu tarafından şöyle tesbit edilmiş olan teknik işkence:
- Bir sebebi olmadığı hâlde, kulaklarda sürekli çınlama.
- Fizikî ve ruhî bir sebeb yok iken, elektrik çarpmasına benzer bir duyguyla âniden uykudan uyanma.
- Uyarıcı bir madde kullanılmadığı hâlde, gece yatarken uzun süre güçlü bir uyanıklık hâli hissetme.
- Vücutta, özellikle kol ve bacaklarda iğne batmasına benzer acı ve yanmalar.
- Vücutta, özellikle kol, bacak ve parmaklarda âni kramplar ve sık sık kas atmasına benzer titremeler.
- Vücutta, özellikle yüz ve kasıklarda şiddetli kaşıntılar.
- Dinlenme hâlinde olunduğu hâlde, âni kalb çarpıntısı ve stres duygusu.
- Bilinir bir sebeb yokken vücut sıcaklığında âni yükselme ve âni terleme hâli.
- Yorgun olunmadığı hâlde, vücuda âni bir yorgunluk ve hâlsizliğin çökmesi.
- Baş ve vücudun çeşitli bölgelerinde âniden başlayan ve âniden biten ağrılar.
- Kafada tansiyon yüksekliğine benzeyen bir şişkinlik ve saç derisinde yanma hissi.
- Aşırı unutkanlık; düşünülen bir şeyin zihinden âniden silindiği veya düşüncelerin aktığı hissi.
- Cinsî organda titremeler ve sebebsiz ereksiyon veya orgazm.
- Sebebsiz olarak, aşırı heyecanlanma, sinirlenme, üzüntü, ümitsizlik gibi duygular, sıradan olaylara aşırı tepkiler verme.
- Gözler kapatıldığında, hattâ açıkken, gözün önünde üç buudlu resimler canlanması.
- Şuursuz olarak sürekli zihinde birşeyleri tekrarlama.
- Kafa içinde nereden geldiği belli olmayan ses veya gürültüler duyma.
- Görülen ve duyulan her şeyin sanki birileri tarafından izlendiği ve zihnin okunduğu duygusuna kapılma.
- Bulunulan herhangi bir yerde, sık sık, cisimlerin ısı değişimlerinde çıkardığı seslere benzeyen çıtlama sesleri duyma.
- Kol saati ve benzeri şahsî cihazlarda bulunan
Hans Frank'ın istemi dışında bize gösterdiği bir diğer şey de, kimlik değişiminin dışarıdan yönlendirilen bir kendiliği işaret etmesidir. Gilbert`le sonraki konuşmalarında değindiği bir diğer nokta da Hitler'e duyduğu "sadakattir. "Hitler'in intiharından sonraki üç gün hayatımın dönüm noktası oldu. Liderimiz olarak tüm dünyayı harekete geçirdi ve sonra ortadan kayboldu - bizi öylece ortada bıraktı ve olan biten her şeyin suçunu da bize bıraktı.' Frank, itaatkârlığını demokrasiden yana olan galiplere yönelttikten sonra ise Hitler'e olan sadakatini șu șekilde açıklamaya çalıştı: "Biliyor musunuz, insanlar öylesine kadınsı.., öylesine duygusal, öylesine istikrarsız, moda olana ve dış etkenlere öylesine bağımlı, öylesine etki altında kalabilir.... itaat etmeye öylesine hazır ki..., bu sadece itaat de değil, bir kadın gibi kendilerini teslim ediyorlar. "Kadınlar karşısındaki aşağılayıcılığı, kendisine duyduğu daha da derin aşağılamanın yansımasından başka bir şey değildi. Ama kendi icine ulaşamadığından kendisi bunun farkında değildi, bu yüzden de elinde olmadan hep yeni baştan tabi oldu. Bu yüzden de daha önce değindiğim sürekli kimlik değişimini yaşadı. Hans Frank'ın pişmanlığını sergileyebilmek için onca çaba gösterdiği Nürnberg duruşmalarında gözle görülür hale gelen bir başka durum da buydu. Mahkeme salonunda Hitler'le ilgili bir film gösterildi ve Frank sadakatini yeniledi: "Onu bu filmde gördüğümde, ...bir an için kendi niyetime tamamen aykırı olarak tekrar kapıldım. Ne yapayım ki bu kadar hassas bir insanım..., ama bu sonra geçiyor, elinizi açıyorsunuz ve boş olduğunu görüyorsunuz ya da bomboş." Böylesi dışa sapmış bir benliği olan bu adamın kimlik değişimi, gerçek Duygulardan yoksun erkekler hakkında daha fazlasını ortaya çıkartıyor.
Şu şunda kaynaklanıyor, bu bundan kaynaklanıyor demek yorum yapmaktır. Bunun bilimsel bir temeli de değeri de yoktur. Ya ondan kaynaklanmıyorsa? Bunu kim, nereden bilebilir! Yorum, zan ve tahmin üzerine terapi ve tedavi düzenlenebilir mi!
Hikayeler içinde boğulmayın. Ağacı kimin nasıl diktiğini, ormanı kibritin yahut çakmağın çıkarmış olmasının bir önemi yoktur. Olan olmuş, biten bitmiştir dün dünde kalmıştır. Al hortumu eline, koş yangını söndürmeye. Al baltayı eline, başla ağacı kesmeye. Senin yağmurun güneyden geliyor, senin yağmurun kuzeyden geliyor.. Ne önemi var bunun! Al eline şemsiyeyi, yürü altında keyifli.
Duygu didiklemek bataklıklıktır!
Yorum yapmak bataklıklıktır!
Sürekli eskiyi konuşmak tuzaktır!
Bu kitabı okumayı vazife edinmişlerin okuduklarını inanılır bulması bana çok cazip geliyor. Okulun olayları oturduğum yerde uydurduğumu düşünmesinden hoşlanmıyorum. Her ne kadar bu doğru olsa da… Uyduruyorum. Hepsini. Tek tesellim gerçeğin yine de hayal gücünü aşıyor olması. Gerçekte olan biten genellikle o kadar acayip ki, bunu bir kitapta ya da filmde kullanırsanız kabul görmez.