8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:29
"Aşkın Matematiği", aşkı, romantik duyguları, anlatırken, insanın akıl ile kalbi, mantık ile sezgisi arasında kurmaya çalıştığı hassas dengeyi sorgulayan psikolojik ve felsefi yönü güçlü bir roman. Tesadüf gibi görünen karşılaşmaların zamanla karakterlerin geçmişleri, kırgınlıkları ve seçimleriyle iç içe geçmesi, okuru kendini ve çevresinde olanlara karşı düşünmeye yöneltiyor. Başkarakter, aşkı bilimsel bir kesinlik içinde çözmeye çalışan, duygularını mantığın süzgecinden geçiren biri, karşısındaki karakterin de sezgileri, kırılganlığı ve cesaretiyle bu katı bakış açısını dönüştüren güçlü bir tamamlayıcı işlev görüyor. Yan karakterler hikâyeyi desteklemekle kalmayıp sadakat, kayıp, fedakârlık ve bireysel özgürlük gibi temaları derinleştirerek hikâyeye nitelik kazandırıyor. Yazarın sade fakat duygu yoğunluğu yüksek anlatım dili, bazen bilimsel göndermeler ve psikolojik çözümlemelerle zenginleşirken, diyaloglar karakterlerin iç dünyasını yansıtıyor. Aşkın rastlantısal bir duygu değil, güven, seçim, emek ve karşılıklı dönüşümle şekillenen dinamik bir süreç olduğu ve geçmiş travmaların bugünkü ilişkiler üzerindeki belirleyici etkisi başarılı biçimde işlenmiş. İnsan psikolojisini, ilişkilerin kırılgan yapısını ve sevmenin dönüştürücü gücünü sorgulatan, düşünsel derinliği ile edebî estetiği dengeli biçimde buluşturan etkileyici bir roman.
1000Kitap
Aşkın MatematiğiEmma Darwin · Pegasus Yayınları · 201289 okunma
8/10
·416 syf.··
2026 1. kitabı
·
275 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:28
Herkese merhaba!!! Geçtiğimiz yıl okuyup kitaptaki bazı bölümler yüzünden Yahudi zihniyeti ile yazılmış diye kenara attığım kitaba bir şans daha verdim; iyi ki verdim. (1 haftada okudum bu arada 275 gün değil) 19. yüzyıl Viyana’sında henüz 2 kitabı yayınlanmış son derece hasta ve fakir olan friedich Nietzsche nin yolu dönemin önde gelen sanatçı ve düşünürlerinin tedavi olduğu zengin ve entelektüel bir doktor olan Josef Breuer ile kesişir. Hikaye Nietzsche’nin arkadaşı (pisagordaki hipotenüs) Lou Salome’nin Breuer’a Nietzsche’nin hastalığını yalnızca onun iyileştirebileceği fikri ile buluşup konuşmaları ile başlar. Her hastanın hikayesinin biricik olduğu fikrinde olan Breuer Nietzsche’yi kabul eder fakat Nietzsche tedaviyi kabul etmek istemediği gibi hasta olduğunu da kabullenmez. Zorlu süreçler, konuşma terapileri, psikolojik destekler ile hasta doktoruna doktor olur bu süreçten ikisi de teselli bulur bu konuşma terapileri ya da Breuer’un deyimiyle baca temizliği Breuer’un ahlaksızlığı ve şeytani yönüyle yüzleşmesini sağlamış ve her iki tarafa da destek olmuştur. Gelişmeleri henüz 26 yaşındaki genç arkadaşı Sigmund Freud ile paylaşır birçok bölümde de bu konuşmalara yer verilir. 5 çocuk babası, zengin ve saygın bir aileden gelen Mathilde’nin kocası olan Josef Breuer; konuşma terapileri ve hipnoz yöntemi ile saplantılı olduğu Bertha ile yollarını ayırır. Nietzsche’nin de uğradığı üç ihanetten psikolojik desteği alması sağlanır. Bizlerin payına da hayata dair derin sorgulamalar ve kendimizle yüzleşme fırsatı düşer. Okuyacak olanlara keyifli ve sabırlı okumalar dilerim.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Günübirlik Hayatlar| Irvın D. Yalom ~207 sayfa
8/10
·208 syf.·
2026 139. kitabı
Günübirlik Hayatlar kitabı 10 psikoterapi öyküsü ile oluşuyor . Spoiler içerir ! Bu öyküler başlıca : •Hastamız olan Paul; tez danışmanı olan Profesör Claude Muller ile olan yazışmalarını okumasını isteyerek karşısındaki insanın kendisine önem verdiğini duymak istiyor . •Hastamız olan Charles; arkadaşının intihar etmesi üzerine hayatını sorguluyor ve hiçbir şeyin gerçek olmadığına, kendi gerçekliğimizi kendimizin yarattığını düşünüyor ve tüm konuşmalarının sonunda bu gerçeklik algısı değişiyor . •Hastamız olan Natasha; eski sevgilisi olan Sergey’i bir müzede tekrardan hatırlayarak terapistimizin yanına geliyor . Gerçek hayatın tam o anda içerisinde yaşadığını fark ediyor. •Hastamız olan Alvin Cross; kardeşi Jason’un abisini arayıp akciğer kanseri olduğunu ve röntgenlerime bakabilir misin diye sorması üzerine ,kardeşinin son evrede ve yapılabilecek bir şey olmadığını fark etmesiyle kendi mesleğini artık yapmak istememesini anlatıyor . •Hastamız olan Rick Evans; eşinin ölümü üzerine huzurevine yerleşerek hayatının spontane bir hale gelmesinden yakınıyor , aslında yakınmasının temel nedeni eşini kaybettiği için kendisinin de ölüm gerçekliği ile yüz yüze kalması. •Hastamız olan Hemşire Justine Casey; eşinden ayrılması, oğlunun uyuşturucu bağımlısı olması üzerine terapistimizin yanına geliyor . Kendisinin kötü bir anne ve kötü bir hemşire olduğunu düşünüyor fakat tüm konuşmalardan sonra kendisinin iyi yanlarıyla tanışarak bu algısını değiştiriyor. •Hastamız olan Sally; yazar olmak istiyor , 18 yaşında yazdığı öykü ile ödül bile alıyor fakat hiçbir zaman kendisinden tatmin olmayarak yazdığı şeylerin hiçbirini paylaşmıyor . 42 yıl boyunca yazıyor ve tüm yazdıklarını saklıyor. Yazma dürtüsünü kaybettiği zaman terapistimizin yanına geliyor ve tüm konuşmaların sonunda yazar
İnceleme
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,3bin okunma
Spoiler içerir
7/10
·280 syf.··
2026 3. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:35
Gençliğiyle ve güzelliğiyle dikkat çeken Dorian, ressam arkadaşı Basil'in modelliğini yapmaktadır. Basil, onu Henry ile tanıştırdıktan sonra Dorian'ın hayata karşı bakışı değişir. Henry'nin verdiği bir kitaptan çok etkilenir. Sadece hayattan zevk almanın peşine düşer. Sibly'nin intiharından sonra Basil'in çizdiği portresine yaptığı iyilik ve kötülüklerin yansıdığını fark eder. Çünkü Sibly'nin intiharına onun sebep olması tablodaki o çok güzel yüzü çirkinleştirmiştir. Portresi çizilirken ettiği dua gerçekleşmiştir. "Keşke hep bu tablodaki gibi kalsam!" Seneler boyunca yaptığı kötülükler tabloya yansır ancak Dorianda ne bir çirkinlik ne de bir yaşlanma belirtisi vardır. Tablosunu yaptığı için Basil'i suçlayan Dorian, bir gün onu öldürür. Sibly'nin abisinin onu öldürmek için peşine düşmesiyle işler daha çok sarpa sarar. Adamdan kurtulsa da günahlarının yüklerini taşıyamaz hale gelir. Tabloyu yok etmeye karar verir. Tabloya sapladığı bıçak adeta büyüyü bozar. Bıçak Dorian'a saplanmış olur, o an oracıkta ölür ve tablodaki tüm çirkinlik kendi vücuduna sirayet eder. Tanınamaz bir hale gelir. Onu öldüğü yerde bulanlar bile üzerinde eşyalar sayesinde tanırlar. Kitaptan beklentim biraz farklıydı o yüzden bazı noktalarda çok şaşırdım bazen de çok sinirlendim. Sanırım ben Dorian'ı ahlaki olarak daha farklı bir boyutta canlandırmıştım gözümde. Okurken bazı cümleleri sosyolojik bir tespit içerdiği kanısıyla tekrar tekrar okuyup düşündüm, bu açıdan zevkliydi. Ancak bazı konuşmaları okurken çok zorlandım. Nedense hep dış görünüşün yanılgısına kapılıyoruz. Güzel biri kötü olamazmış, yakışıklı bir adamın yaptıkları aklanabilirmiş gibi. Uzun süre önce tanıştığımız birini tanıdığımızı sanmak gibi. Özellikle üst sınıf olarak adlandırılan kesimin bencillikleri, hayatlarını
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,4bin okunma
5/10
·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 13:54
Sarah ve Şemsi, arkadaşımın beğendiği için ödünç verdiği bir kitaptı. Fakat ben arkadaşım kadar zevk alarak ya da beğenerek okumadım. Kitapta 1800’lü yıllarda yaşamış olan ve ilk uluslararası tiyatro yıldızı sayılan Sarah Bernhardt’ın İstanbul turnesine geldiği bir hafta anlatılıyor. Yazar, büyük büyükbabası Molla Şemsi’nin Sarah Bernhardt ile geçmişte bir ilişki yaşadığını hayal etmiş ve bunu roman şeklinde kaleme almış. Fakat kitapta ne bir olay var ne de gerçekten hissedebileceğim bir aşk hikayesi mevcut. Karakterlerin ağzından sürekli olarak seviyorum, aşığım tarzında konuşmalar duysak da ben o hissiyatı alamadım.  Aslında konu güzel işlenebilse ilgi çekici bir kitap ortaya çıkabilirmiş. Fakat her şey çok yüzeysel; sürekli olarak bir kırılma noktası bekledim, ama yoktu. Her şey oldukça durağandı ve kitap neredeyse elle tutulur bir mevzu olmadan bitti. Sanki yazar Sarah Bernhardt için bir biyografi yazmak istemiş ama çok da derine inmek istemediği için bir roman olarak kurgulamış. Zaten kitabın sonundaki yazıda da araştırmalarını çok derin tutmadığından ve ne kadar yararlanabileceği biyografik kaynak olsa da iki üç tanesini referans aldığından, neredeyse tamamen kurmaca bir metin yazdığından bahsetmiş. Sürekli olarak sanki bir biyografi kitabıymış gibi Sarah Bernhardt ile ilgili bilgiler okuyoruz.  Molla Şemsi aslında ilgi çekici bir karakter olabilirmiş; ama kitap boyunca o kadar tuhaf yansıtılıyor ki kendimi karakteri hiç sevmemiş bir vaziyette buldum. Kitap üzerinden konuşursak Sarah Bernhardt’ı sahiden seven bir karakter mi derseniz bence hayır, saplantı olduğunu düşünüyorum. Bir hafta boyunca gizli aşıklar gibi Sarah ile buluşup gezen Şemsi, karımı da seviyorum diyip akşamları eşi Saide’nin yanında ona sarılarak uyuyor. Sarah’ın kendisini öpmesine izin
Sarah ve ŞemsiNilüfer Kuyaş · Sia Kitap · 2024527 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 37. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:38
“İmar olmak için viran olanlara…” Küllerimden Doğarken’i bitirir bitirmez sıcağı sıcağına birkaç satır yazmak istedim. Kitabın kapağındaki bu cümle aslında tüm hikâyeyi tek başına özetliyor. Kitap boyunca her karakterin ayrı bir imtihanına, sabrına ve iyileşme yolculuğuna tek tek şahit olmak bende çok güzel bir his bıraktı. Funda Uçuker’in daha önce de birçok kitabını okuduğum için kalemine aşinayım. Özellikle karakterlerin karşılıklı konuşmaları o kadar doğal ve akıcı ki, okuma keyfini daha da artırıyor. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki, herkesin taşıdığı yük kendine ağır. Dışarıdan gördüğümüz hayatların ardında nice görünmeyen mücadeleler var. Ama aynı zamanda şifanın; Rabbine teslim olmakta, O’na güvenmekte ve yaşanan olaylara sadece bulunduğumuz yerden değil, farklı pencerelerden de bakabilmekte olduğunu hatırlatıyor. Bazen yaşadığımız imtihanların nedenini o an anlayamıyoruz. Oysa zaman geçtikçe, Rabbimizin bizim için hazırladığı hayrın o yaşanmışlıkların ardında saklı olduğunu fark ediyoruz. Kitap bunu çok güzel hissettirdi bana. İnsan, her şeyin kendi istediği gibi değil, Rabbinin takdir ettiği gibi olması gerektiğini yeniden idrak ediyor. Her karakter kendi hikâyesiyle bana farklı bir şey öğretti. Kiminde sabrı, kiminde affetmeyi, kiminde ise umudu gördüm. Okurken sadece bir hikâye okumuyor, karakterlerle birlikte onların yükünü de omuzlarınızda hissediyorsunuz. Ben bu kitabı gönülden tavsiye ediyorum. Kalbini biraz olsun dinlendirmek, olaylara daha derin ve farklı bir pencereden bakabilmek isteyen herkesin okuyabileceği, içinde güzel mesajlar barındıran bir eser. Ve son olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim… Kitabın finali, hiç beklemediğim bir şekilde bitti. Son sayfalara geldiğinizde sizi gerçekten şaşırtacak bir sürpriz bekliyor. Sırf o final
Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202633 okunma