Konu göz değil ;)
Eğer biri bize vuracakmış gibi elini aniden gözlerimize doğru kaldırırsa, onun bizim arkadaşımız olduğunu, bunu sadece oyun olsun diye yaptığını ve bize zarar vermekten çekineceğini bildiğimiz hâlde gözlerimizin kapanmasını engellemekte yine de zorluk çekeriz. Bu olay gösterir ki gözleri kapatan ruhun aracılığı değildir, çünkü bu hareket ruhumuzun tek ya da en azından başlıca eylemi olan istemeye karşıdır. Öyleyse sebep şudur: Bedenimizin makinesi öyle oluşturulmuş ki bu elin gözlerimize doğru yaptığı hareket beynimizde can ruhlarını göz kapaklarını indirmeye yarayan kaslara yönlendiren başka bir harekete yol açar.
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası kültür Yayınları Hasan Ali Yücel klasikler dizisi·Kitabı okuyor
Hür seçim yoktur mu dedi şimdi : o
Belirlenimcilik (determinism) İstisnasız tüm olayların tamamıyla önceden oluşmuş koşullar yani olmuş olaylar yüzünden gerçekleştiğini savunan görüştür. Kainatı 2001 yılına döndürelim ve tekrar başlatalım, her olay aynı şekilde cereyan edecektir. Hür seçimler ve kararlar gibi görünen her şey aslında olacağı önceden belirli şeylerdir.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Reklam
Boş Ev – Detaylı Düz Yazı Özeti (Spoilerlı) Sherlock Holmes'un öldüğü sanılmasının üzerinden üç yıl geçmiştir. Dr. Watson, en yakın dostunu Reichenbach Şelalesi'nde kaybettiğine inanarak yaşamına devam etmektedir. Bu süre içinde Londra'da suç oranı yeniden artmış, Holmes'un yokluğu özellikle polis teşkilatında hissedilmeye başlamıştır. Bir gün şehirde büyük yankı uyandıran esrarengiz bir cinayet işlenir. Genç ve zengin aristokrat Ronald Adair, Park Lane'deki evindeki çalışma odasında başından vurulmuş halde bulunur. Odanın kapısı içeriden kilitlidir. Penceresi açıktır ancak odada herhangi bir silah yoktur. Kimsenin eve girip çıktığına dair hiçbir iz de bulunamaz. Polis olayın nasıl gerçekleştiğini açıklayamaz. Watson da merakına yenik düşerek olay yerini incelemeye gider. Kalabalığın arasında yaşlı bir kitap satıcısıyla çarpışır. Adam yere düşürdüğü kitapları toplarken Watson ona yardım eder. Olayın ardından yaşlı adam Watson'ın evine gelir ve bir anda peruk, sakal ve makyajını çıkarır. Karşısındaki kişi Sherlock Holmes'tur. Watson gördüklerine inanamaz. Öldüğünü sandığı dostu yıllar sonra karşısındadır. Holmes, Reichenbach Şelalesi'nde aslında ölmediğini anlatır. Profesör Moriarty ile boğuşurken Japon dövüş tekniklerinden yararlanarak onun dengesini bozmuş, Moriarty uçurumdan düşmüştür. Kendisi ise kayalıkların arasındaki dar çıkıntılara tutunarak kurtulmuştur. Ancak Moriarty'nin suç örgütündeki diğer üyelerinin de peşinde olduğunu bildiği için hayatta kaldığını kimseye söylememiştir. Üç yıl boyunca Tibet, Fransa ve Orta Doğu gibi birçok yerde gizlice yaşamış, suç örgütünün kalan üyelerini takip etmiştir. Holmes artık Londra'ya dönme zamanının geldiğini söyler. Çünkü Moriarty'nin en tehlikeli adamlarından biri olan Albay Sebastian Moran hâlâ serbesttir. Holmes,
Alıntı
Mayının yolun neresine döşeneceğini bilseydim, otobüsün o kısmına oturmazdım. Anlatabiliyor muyum? Oturuyorum, silah yanımda. Ulan, burada mayın vardır... Hava sıcak, uyuyacak gibiyim. Tam dalarken, o gürültü. Öne doğru giderken, havaya fırlarken, yerdeki döşeme nin açıldığını görmek, tamam mı? Döşeme komple yok oluyor, fırlıyorum. Kısa bir karanlık, artık bu boyutta değilim. İnsanlar sırtıma vuruyor. Daha zamanın dolmadı sesleri... Kendime geliyorum, bir Allah'ın kulu yok, otobüste tek başına. Arka kapının girişinde yatıyorum. Bağırıyorum. Kalkmaya çalışıyorum, belden aşağısını hissetmiyorum. Bacaklarımı kaybettim. O kadar soğukkanlıyım ki... Acaba, geri zekâlı mıyım? Çok mu cesurum? Aracın içinden çıkıyorsun, "başka yaralı var mı" diye düşünüyorsun. Biri sarılıyor, "tamam, bir şey yok" diyor. Bir şeylerin olduğunun farkındasın. Çok ucuz yırtılmış bir olay, bir sürü mühimmat vardı otobüste, tüpler falan. Bazen malum oluyor, "ulan" diyorsun, "öleceğim"... O gün gitmek istemiyorsun. "Gitmek istemeyen var mı" diye sorulduğunda... Gitmesem, arkadaşlarım gidecek. Bana olmazsa onlara olacak. İnsan kaderine katlanmak zorunda..
Sayfa 107 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Mesela bugün ordu Irak'a girmiş. "Bizim A timleri teröristlerin arka tarafına atıldı, mayınlar temizlendi, çatışma devam edecek" deniyor. Kamuoyu da bekliyor ki bir hafta sonra açıklama yapılacak, "2000 tane terörist ele geçirildi" denecek. Alakası yok. Olay, o gece biter. Arazi öyle tuhaf ki, terörist çıkıp gidiyor. Basında okuduklarımdan anlıyorum ama haberlerin havası ters. Harekât neden yapıldı? Bence dışarıdaki operasyondan sonra içeride de devam edecek, ondan sonra demokratik haklar, insan hakları dediğimiz olay hükümetçe Avrupa'nın diretmesiyle onaylanmak zorunda kalacak. Bir tür son şov gibi..
Sayfa 104 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Askerlerin bazı yanlışları var. Bazı komutanlar dolaylı veya dolaysız mak da zor değil, haritaya bakılır, nerede olay yok, orada terslik var de Bunu JITEM dahil herkes biliyor. Savcı olsaydım, ispatlardım. Anla mektir. Bu anlamda komutanlardan, iyi ya da kötü niyetli olarak görev lerini ihmal edenler var. Toplumun psikolojisi oraya da yansımış. Asker ilk üç-dört ay çekiniyor, sonra hiçbir şeye takmıyor. Terörist 1.5km uzakta, asker burada uyuyor. Terörist gelse, silahlarını alsa, öldürse olur, asker bunu biliyor ama takmıyor. Askerin inanç konusunda bir zafiyeti var, yani dini inanç değil. Askerin uyuma, inanç ve eğitim düşüklüğünden dolayı problemi oluyor..
Sayfa 103 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Reklam
Reklam