Mayının yolun neresine döşeneceğini bilseydim, otobüsün o kısmına oturmazdım. Anlatabiliyor muyum? Oturuyorum, silah yanımda. Ulan, burada mayın vardır... Hava sıcak, uyuyacak gibiyim. Tam dalarken, o gürültü. Öne doğru giderken, havaya fırlarken, yerdeki döşeme nin açıldığını görmek, tamam mı? Döşeme komple yok oluyor, fırlıyorum. Kısa bir karanlık, artık bu boyutta değilim. İnsanlar sırtıma vuruyor. Daha zamanın dolmadı sesleri... Kendime geliyorum, bir Allah'ın kulu yok, otobüste tek başına. Arka kapının girişinde yatıyorum. Bağırıyorum. Kalkmaya çalışıyorum, belden aşağısını hissetmiyorum. Bacaklarımı kaybettim. O kadar soğukkanlıyım ki... Acaba, geri zekâlı mıyım? Çok mu cesurum? Aracın içinden çıkıyorsun, "başka yaralı var mı" diye düşünüyorsun. Biri sarılıyor, "tamam, bir şey yok" diyor. Bir şeylerin olduğunun farkındasın. Çok ucuz yırtılmış bir olay, bir sürü mühimmat vardı otobüste, tüpler falan. Bazen malum oluyor, "ulan" diyorsun, "öleceğim"... O gün gitmek istemiyorsun. "Gitmek istemeyen var mı" diye sorulduğunda... Gitmesem, arkadaşlarım gidecek. Bana olmazsa onlara olacak. İnsan kaderine katlanmak zorunda..