Yine Kore edebiyatı yine güzel bir eser. Haftalarca elimde sürünmesi kendimle ilgili bir sorun, akıp giden bir kitap aslında. Daha konusunu okurken Oldboy kokusu almıştım, pek de yanılmış sanılmam, çok daha zayıfı da olsa benzer işler diyebiliriz. Keza yakında beyaz perdede de izleyecekmişiz. Ucundan kıyısından da olsa klasik Kore intikamlarından, kitabı gibi enfes olacaktır diye düşünüyorum.
Kitaba dönecek olursak Kore edebiyatına ilgimin yanı sıra bu kez ismi de ilgimi çekti. Korece eserlerin tercümesinin doğrudan Korece-Türkçe şeklinde yapılmasını çok seviyorum, çünkü hem dil hem kültür olarak benziyoruz. Korece-İngilizce-Türkçe şeklinde giden çeviriler (bunun bir kitap olmasına da gerek yok) kendini hissettiriyor. Ajumma kavramı bizim kültürümüze hiç de uzak bir kavram değil, bu yüzden Kore kültürüne bir aşinalığınız olmasa bile yabancı hissetmiyorsunuz.
Pençe lakaplı yaşlı bir kadının (eli bıçaklı ajumma) “temizlik görevi” ve yaşamının temel alındığı kitapta merakınız hiç yok olmuyor. Saf gerilim kitabı değil, Pençe’nin geçmişini öğrenip duygularına, duygularındaki dilemmalara da şahit oluyoruz sık sık. Bu anlamda edebi değerinin gözümde arttığını söyleyebilirim. Yaşlı bir kadının, bu her ne kadar uç bir örnek de olsa, kendini toplumdan soyutlanmış hissetmesi, birilerine bir şeyler hissetmek için vadesinin dolduğu konusundaki kendi benliğine yönelik yargıları, basmakalıp fikirler yüzünden artık neyi kendisine yakıştırıp yakıştırmayacağının kendi gözünde bile pek önemi kalmaması hasebiyle bunlardan kaçınması, evcil hayvanıyla kurduğu alışılagelmişin biraz dışındaki bağ… Evet Pençe bir kiralık katil, bu yüzden tipik bir ajummayı okumuyoruz. Ama yaşlı bir insanın, en tehlikeli ve en eli kirli olanın bile başka bir yüzü, başka bir iç dünyası olduğunu görüyoruz. Kore