Fırtınalarda yitip giden ve parçalanan ailelere
Puan vermedi·192 syf.··
2026 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 16:21
Livanel’in diğer kitaplarının ardından Bekle Beni adlı eserini çok beğendim. Sadece bir hikaye değil; insanın geçmişiyle, pişmanlıklarıyla yüzleşmesinide sağlar. Sade dille anlatılmış ve okurları sürekleyici akıcı bir anlatımı var. Kitap boyunca insan ilişkilerinin karmaşıklığı, özlem, umut ve bekleyiş temaları ön plana çıkıyor. Okurken bazı bölümlerde kendinizden izler bulmanız mümkün. Akıcı anlatımı ve düşündüren yönüyle keyifle okuduğum bir eser oldu. “Teslim olmuştu, bu teslimiyet bir yenilgi değil, bilakis varoluşsal bir zorunluluk, derin bir kabullenişti.”
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2026 13. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:21
Kitabı bitirdiğimde benim için düşündüren noktalar şunlar oldu: Eğitimsiz, hayata dair deneyim sahibi olmayan, çok görmemiş ve kaba denilebilecek yapıdaki bir insanın sahip olduğu bir beceri ile etrafta nasıl tanındığı konusu.. var olan becerisinin onu ancak bir yere kdar taşıdığı kabuğunun içinin küçük bir sohbet anında bile ele verdiği boşluğunu görüyoruz. Ve ün denilen şeyin insanı ancak bir yere kdar taşıyabileceğini .Dr b. İle son oyunu tamamlasalardı belkide artık kendini bitirmiş olacaktı.elindeki tek gücü olan şampiyon ünvanını orada bırakacaktı. Gelelim Dr B. Bize aslında sınırlar içinde de sonsuz seçenekler olduğunu gösteriyor.eline fırsat geçtikten sonra zamanı bu denli dolu geçirmesi, seçenekleri katlanarak arttırması beynin akıl almaz boyutlarını bize gösteriyor. Ama yinede şunu görüyoruz ki akıl almaz boyutlar dediğimiz artık doğru ile hayalî karıştıracak boyuta ulaşınca işlerin renginin değişmesi bizi korkutuyor.psikolojinin ne denli etkili olduğunu ve belli sınırlar dahilinde kalarak gerçek hayattan kopmayacak şekilde düşüncelerimizi düzenlemekten öteye geçmemenin önemini fark ediyoruz.Ve kitabın en sonunda asıl galibiyetin önce kendini seçmek olduğunu yaşayarak bize gösteriyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Geçmiş hayatlarda , kaybolan aşklar ve yüce yürekli kadınlar.
8/10
·176 syf.·
2026 107. kitabı
Gerçekten neydi aşk? Heloise, aşk acısını Abelard'ı kalbinde taşıyarak yaşadı. Şövalyeler, leydilerine duyduk­ları aşk uğruna öldüler. Peki, ya kadınlar? Ahhh kadınlar . . . Hiçbir zaman hissettikleri ve duyguları önemsenmedi. İşte Orta Çağ'da da kadınlara aşkın yanında yaşatılan bu duygusal yoksunluk sonucun­ da onlar ya harcandılar ya satıldılar, ya birilerine köle oldular ya da acı çekerek mücadele ederek belki de kadın olduklarını anlamadan, duygularını yaşayamadan öldüler ya da öldürüldüler. Ve sonradan kahraman ilan edildiler. Peki, aşk, sadece kadınlar açısından acının ta kendisi miydi acaba? Aslında maalesef diyorum ki cevabı "evet" ve aşk, kadınlar için acıydı. Çünkü zamanı ve mekanı fark etmez kadınların aşkı yaşarken bile korkuları vardı. Baskılandılar. Ka­dın gibi hissetmeleri hatta varlıkları bile suçtu. Bu karmaşada kendi kimliklerini arıyorlardı. Yazar Pınar Ülgen Ortaçağ'da yaşananları anlatırken olaylara biraz daha feminen bakmış, bu bana keyif verdi açıkcası... Kilise, krallar, asiller kendilerince herşeyi avantajlı hale getirerek sömürmüş. En çok hoşuma giden Dut ağacının hikayesi oldu. Artık bahçemdeki dut ağacım bana, Heloise ve Abelardı hatırlatacak. Aşk uğruna acı çeken çiftlerle ilgili başka örneklerde vardı. Kitabın sonundaki şiirler güzeldi. Aşkın kuralları bile anlatılmıştı, derinlemesine incelenmişti.Benim için farklı bir deneyim oldu. Bazen tarih sahnelerindeki olaylar hayata bakış açınızı değiştirebilir. Aşk ince bir çizgidir. O ince çizginin dışına çıkanlar hep kaybetmiştir. Keyifli okumalar
Orta Çağ Avrupa’sında Aşk Tutku Entrika Ve RomantizmPınar Ülgen · Yeditepe Yayınevi · 202326 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 116. kitabı
"Kapı çalınmadan hiçbir şey başlamayacak." Beni duygudan duyguya sürükleyen bir kitap oldu Lale Sokak. Tanıyamadığım insanları, bilmediğim yılları, tatmadığım duyguları özletti. Acısıyla, tatlısıyla harika bir eser okudum diyebilirim. Derya'nın masumiyeti, kızların samimi arkadaşlığı, iyi ve yardımsever komşular, sokakta oynayan çocuklar... 90'ların sıcaklığını hissetmemek elde değil. Ancak keşke sadece güzellikler olsa hayat yolunda. Yolun diğer tarafında acılar var. El alemi düşünüp kendi çocuklarını düşünmeyenler, milletin lafıyla hareket edip gençlerin önlerine duvarlar örenler, söylenmemiş aşklar, yarım kalan sevdalar ve kursakta kalan hayaller. Elbet kolay olmayacaktı yaşam. Ne teknoloji vardı ne de insanlarda bireysellik. Şimdi de bazı bazı zorluklar yaşıyor insan ama döneme bakarsak daha zordu ve özellikle insanların yarattığı zorluklara çok güzel değinmiş yazar. Tabii bunu yaparken dönemin güzelliklerini de epeyce hissettirmiş. İnsan zor da olsa o yaşadığı / yaşamadığı dönemi ister istemez özlüyor. Asıl özlemimiz insanların dostluğu, komşuluğı, sıcaklığıydı belki de. Acısıyla , tatlısıyla içinizi ısıtacak, zaman zaman kalbinizde ufak bir sızı uyandıracak bir 90'lar kitabı okumak istiyorsanız doğru adrestesiniz. Not: Hediye için tekrar teşekkür ederim @ kitaplikkedisi68 Lale Sokak
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202633 okunma
5/10
·432 syf.··
2026 27. kitabı
Resmen ite kaka verdim bu yıldızı.. Hatta kitabın ilk bölümlerini okurken bu anlatım şekliyle devam ederse ben 1-2 yıldız ancak veririm diye okudum kitabı.. Dönemine göre kurgu farklı ve şaşırtıcı gelmiş olabilir ama 2026 yılında okununca bu ne ya dedirtti bana :( Okuduğum eski baskılarından biriydi, umarım elden geçirilmiştir tekrar basılırken. Çünkü bendeki hali off yazım hatalarıyla beni çileden çıkarttı. Hiç mi bir editör okumadı bunu Allah aşkına! Yazar bunu yazdı siz de yayınevi olarak wattpad versiyonunu kopyala yapıştır yapıp bastınız mı ne yaptınız? de, da ayrımını falan unutun zaten ama bazı yerlerde cümlenin öznesinin 1.tekil ile başlayıp yüklemin 3.tekil şahsa göre bittiğini düşünün falan.. Bir de sürekli direkt kelimesi yerine direk yazmışlar. Tam bir felaketti.. Gelelim kurguya.. Farklı bir şeyler yapılmak istendiği çok belli.. Aslında sevdim de ama ilk bölümlerdeki o anlatım neydi öyle.. Aşkın zaten yeterince itici bir karakterken Ateş de bu kadar uçlarda mı yazılmış olmalıydı bilmiyorum. Bana tutunacak pek bir dal bırakmamış sağ olsun. Yine de Aşkın'ın yanında melek gibi kalıyor adam.. Kurgu wattpad anladım ama kitap o kadar argo, küfür ve +18 sahne içeriyor ki bu kadar küçük yaştaki bir kitle nasıl okuyabildi anlayamıyorum. Ah bir de o "hidrolik asit" sahnesi neydi!!! Hiç mi araştırılmadan yazıldı bu kitap.. Bir kimyager olarak gözlerim kanadı okurken.. Hayatımda böyle bir asit türü duymamıştım. Breaking Bad izleyenler bilir, orda delilleri yok etmek için hidroflorik asit kullanılıyordu. Sanırım yazar da bu sahneden esinlenmiş. Keşke hangi asit olduğunu öğrenseydi de yeni bir asit türü yaratmasaydı. Bu arada kitap bilimkurgu tarzında öğeler de içeriyor. Ateş'in adasında geçen bölümler bana direkt Johnny Depp'in oynadığı "Transcendence" filmini
Ateşpare 1Ceren Melek · Ephesus Yayınları · 20224,434 okunma
Beklentimi karşılamadı
1/10
·453 syf.··
2026 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 01:31
Benim Adım Kırmızı benim için hayal kırıklığı oldu. Kurgusu ve anlatım tarzı birçok okur tarafından beğenilse de kitaba bir türlü ısınamadım. Özellikle bazı bölümlerde kullanılan dil ve anlatım tercihleri bana gereksiz ve rahatsız edici geldi. Tarihî atmosfer ilgi çekici olsa da hikâyenin işlenişi beklentilerimi karşılamadı. Bu nedenle kitabı okurken zorlandım ve beklediğim keyfi alamadım
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma