Bol ödüllü olması ve okuyanların cogunluğundan duyduğum güzel yorumlar nedeniyle başladığım bir kitap oldu ‘Muhabbet’. Adı da hoşuma gitti aslına bakarsanız.
Kitap, Sybil’ın yazdığı ve kendisine yazılan mektuplardan oluşuyordu. Seksen yıllık bir ömre sığdırılan tüm duyguları, mutlulukları, acıları, ayrılık ve pişmanlıkları okuduk mektuplar sayesinde. Evlatlık olmayı umursamıyor gibi görünen, ama içten içe bu konuda hissettiği acıyı bastıran, buna eklenen evlat acısıyla daha da yaralanan Sybil’in öyküsü oldukça sakin bir tempoda anlatılıyordu kitapta. Başlangıçta kişiler biraz karışık gelse de, kitap ilerledikçe kişi ve olayları daha kolay anlamaya başladım. Bunda yazarın sade dili ve akıcı anlatımının da etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sayede, sıkılmadan okuduğum bu kitabın konusunun, arka kapak yazısında çok güzel özetlendigini de belirterek; mektuplardan oluşan akıcı ve duygusal kitaplardan hoşlanan herkese kitabı tavsiye ediyor, konusunu(arka kapak yazısı) aşağıya bırakıyor ve umarım sizler de keyifle okursunuz diyorum.
Kitaplarla kalın.
(arkakapakyazısı)
“Sybil her sabah yazı masasının başına geçiyor ve mektuplar yazıyor.
Erkek kardeşine, en yakın arkadaşına, bahçecilik kulübünün üyelerine,
En sevdiği derse katılmasına izin vermeyen üniversite dekanına,
Favori yazarlarına, editörlere, ajanslara…
Bir de O’na… Yazdıklarını bir türlü gönderemediğine...
Dünyaya tutunmanın yolunu mektuplarda bulan Sybil Van Antwerp.
Onu seven herkesi otuz yıldır kendinden uzakta tutuyor.
Ancak inziva sona ermek üzere.
Geçmişten gelen mektuplar, onu hayatının en acı dolu dönemiyle yüzleştirecek.
Sybil artık o mektubu göndermek zorunda.
Yoluna devam edebilmek için önce kendini affetmeli,
Sonra tüm dünyaya gerçekleri anlatmalı.”