Puan vermedi·88 syf.··
2025 35. kitabı
YAŞLI ADAM VE DENİZ / ERNEST HEMINGWAY Eserin ilk sayfasındaki cümle: “Charlie Scribner ve Max Perkins’e…” şeklindedir. Bu kısımda öğrendiğimiz bilgiler, eserin giriş kapısıdır. İçeriye adım attığınız andan itibaren umut, mücadele, sabır ve inancın odalarını dolaşırsınız. Bu mücadelenin odalarında gezerken, masanın üzerinde bir mektup karşılar sizleri. Bir yazara ve kalemine konuk olur, odalardaki gezintiniz. Tozlu raflardan gün ışığına süzülmüş bir kitap belirir ellerinizde. Bir sağa bir sola çevirdikten sonra yavaş yavaş aralarsınız, hikâyenin sayfalarını. Gözleriniz, sayfalara çarpıp çarpıp geri döner adeta. Eserin başlangıç bölümündeki “önsöz” ile birlikte devam eden şu sözler oldukça dikkatinizi çeker: “Hemingway, üç yıl sonra editörü Max Perkins’e yazmayı planladığı yeni bir kısa kurgu kitabıyla ilgili bir mektubunda şöyle demişti: Yaşlı ve ticari balıkçının kayığında tek başına dört gün, dört gece kılıçbalığıyla mücadele ettikten sonra kayığa çekemeyip bordoya bağlamasının ardından köpekbalıklarına yem olmasıyla ilgili. Küba kıyılarının muhteşem bir hikâyesi. Diğer kayıkların hepsinden uzakta, denizde yapayalnızken kayığında verdiği uzun mücadele esnasında yaptığı ve düşündüğü her şeyi doğru bir şekilde anlatabilmem için ihtiyar Carlos’un kayığıyla açılacağız. Eğer doğru anlatabilirsem muhteşem bir hikâye. Kitaba dahil olacaklardan biri.’” Ve bu umudun yolculuğunda adım adım yürüdüğünüz diğer odalara, eser hakkındaki bilgiler yaprak yaprak yayılmıştır. Her bir yaprakta Hemingway’ın “Yaşlı Adam ve Deniz” eserine ait izlenimler yansır. Hepsini bir düzene koyduktan sonra sayfaların içinden kalbinize ve ruhunuza bir ömür ışık olacak “kitap analizi” yazısı çıkar. KİŞİLER Santiago (Yaşlı adam): Yalnız bir ihtiyardır. Geçimini balıkçılıkla sağlar. Onun kalbinin
1000Kitap
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 27. kitabı
Yaşlı Adam ve Deniz /Ernest Hemingway Eserin ilk sayfalarında başlayan cümle; Charlie Scribner ve Max Perkins’e şeklindedir. Bu kısımda öğrendiğimiz bilgiler, eserin giriş kapısıdır. İçeriye adım attığınız andan itibaren umut, mücadele, sabır ve inancın odalarını dolaşırsınız. Bu mücadelenin odalarında gezerken, masanın üzerinde bir mektup karşılar sizleri. Bir yazara ve kalemine konuk olur odalardaki gezintiniz. Tozlu raflardan gün ışığına süzülmüş bir kitap belirir ellerinizde. Bir sağa bir sola çevirdikten sonra yavaş yavaş aralarsınız hikâyenin sayfalarını. Gözleriniz, sayfalara çarpıp çarpıp geri döner adeta. Eserin başlangıç bölümündeki “önsöz” ile birlikte devam eden şu sözler oldukça dikkatinizi çeker: Hemingway, “Üç yıl sonra editörü Max Perkins’e yazmayı planladığı yeni bir kısa kurgu kitabıyla ilgili bir mektubunda şöyle demişti: “Yaşlı ve ticari balıkçının kayığında tek başına dört gün, dört gece kılıçbalığıyla mücadele ettikten sonra kayığa çekemeyip bordoya bağlamasının ardından köpekbalıklarına yem olmasıyla ilgili. Küba kıyılarının muhteşem bir hikâyesi. Diğer kayıkların hepsinden uzakta, denizde yapayalnızken kayığında verdiği uzun mücadele esnasında yaptığı ve düşündüğü her şeyi doğru bir şekilde anlatabilmem için ihtiyar Carlos’un kayığıyla açılacağız. Eğer doğru anlatabilirsem muhteşem bir hikâye. Kitaba dahil olacaklardan biri.” Ve bu umudun yolculuğunda; adım adım yürüdüğünüz diğer odalara, eser hakkındaki bilgiler yaprak yaprak yayılmıştır. Her bir yaprakta Hemingway’ın “Yaşlı Adam ve Deniz” eserine ait izlenimler yansır. Hepsini bir düzene koyduktan sonra sayfaların içinden kalbinize ve ruhunuza bir ömür ışık olacak “kitap analizi” yazısı çıkar… KİŞİLER Santiago (Yaşlı adam): Yalnız bir ihtiyardır. Geçimini balıkçılıkla sağlar. Onun
Alıntı
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tanrıların savaşı hiç de beklediğim gibi değil.
9/10
·416 syf.··
2025 70. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2025 10:49
Abisi tanrılar uğruna savaşmak için cepheye gittiğinde ve annesi üzüntüden kendini kaybettiğinde Iris'in tek amacı ailesini bir arada tutmak olur. Iris'in bu zor hayatında en büyük hayali ise çalıştığı Oath Gazette'te köşe yazarlığına terfi etmektir ancak bu konuda bir rakibi vardır: Roman Kitt. İkili köşe yazarlığı için birbiriyle yarışırken Iris bir yandan cephedeki abisinin özlemini çekmektedir ve ona mektuplar yazmaktadır. Bu mektupların olayında küçük bir sihir söz konusu, Iris bu mektupların abisine ulaştığını umut ederken bir gün en nihayetinde mektuplarına cevap gelir: Mektuplar Iris'in abisine gitmemiştir. Mektupların ulaştığı kişi de Roman. Roman ve Iris bu şekilde mektuplarla konuşmaya başlarlar ancak Roman konuştuğu kişinin Iris olduğunu bilirken Iris mektup arkadaşını yalnızca bir yabancı olarak bilir. Olaylar bu şekilde başlayıp yavaş yavaş cepheye doğru ilerliyor. Şimdi konumuz kısaca böyleydi, benim yorumuma gelecek olursak; Öncelikle bu kitabı sevmenin tamamen doğru beklentiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Eğer epik fantastik veya gerçekten destansı bir savaş beklentisiyle başlarsanız bu kitap sizin için sınıfta kalır. Ben daha önce birkaç kişiden bunu duyduğum için beklentimi daha düşük ve daha farklı tuttum ve kitabı bu haliyle oldukça sevdim. Kitabın fantastik yönü biraz arka planda kalıyordu ama zaten o beklentiyle başlamadığım için benim için bir sorun olmadı bu durum. Son bölümler yüzünden ikinci kitapta fantastik unsurların biraz daha artacağını düşünüyorum. Karakterleri sevdim. İtici değillerdi, beklediğim gibi aralarındaki ilişki minnoştu. İlişkilerini düşmandan aşka olarak değil de rakipten aşka olarak tanımlamak daha doğruydu bence ama o da aman aman değildi. Sadece Iris'in düşünceleri arada garip geldi, Roman'ın tek varoluş amacının
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,243 okunma
Peter Pan'ın Karanlık Yüzü
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 00:00
Öncelikle ben eski masalları seven bir insanım ve Peter Pan’a da bayılırım. Hatta küçükken onun filmini izledikten sonra uzun yıllar boyunca gözlerimle pencereleri yoklayarak Peter’in benim için gelmesini bekledim ve birlikte Var Olmayan Ülke’ye uçmanın hayalini kurdum. Gerçekten güzel günlerdi... Masallardan daha da çok sevdiğim bir şey varsa o da hikâyelerin farklı ya da karanlık versiyonlarını okumaktır. Şahsen benim zevkime onlar daha çok uyuyor; tatlı halleri küçüklüğüme kalabilir. Brom ’un kaleminden çıkan ve Peter Pan 'ın karanlık bir versiyonu Çocuk Hırsızı en basit tabirle rahatsız ediciydi. Evet, güzel ve fazlasıyla da fantastik bir hikâyeydi ama çok rahatsız edici olduğu da bir gerçek. Dünyanın karanlık tarafı o kadar çok yüzümüze vuruluyor, o kadar fazla berbat olay ve ölüm okuyoruz ki, kaç kez kitabı bırakıp kaçmak istediğimi bir ben biliyorum bir de Allah. Yanlış anlaşılmasın, hikâye kötü falan değil; sadece çok fazla şiddet, cinayet, ölüm, işkence ve benzeri olumsuz öğe içeriyor. Büyük bir insanı bile rahatsız edip moralini yerlerde süründürecek cinsten şeyler hem de. Bu arada itiraf etmeliyim ki buradaki Peter bir efsaneydi — ama kötü olanlarından. Ne yalan söyleyeyim, yine de tüm o hayallerimin aksine eğer beni almak için Brom’un Peter’ı gelecekse, hiç gelmesin daha iyi. Onun için ya da o Modron karısı için gidip de boşu boşuna ölemem valla. Hikâyede Peter Pan, bildiğiniz gibi insan dünyasına gelip çocukları kaçırıyor (daha doğrusu kendiyle birlikte gelmeleri için kandırıyor diyelim) ve onları acayip bir adaya götürüyor. Tabii amacı evini kurtarabilmek ve bunun için de çocuklar ona yardımcı olacak. Nedenini ve nasılını sormayın, okuyun. Bizim Nick diye bir ana karakterimiz var; işte o da yaşadığı yerde başından büyük işlere kalkışıp tam da
1000Kitap
Çocuk HırsızıBrom · İthaki Yayınları · 2021238 okunma
Metafor Cenneti ***** (5 Yıldız)
10/10
·49 syf.··
Beğendi
·
2024 32. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2024 00:30
Evvela bu incelemenin bir incelemeden çok çözümleme olacağını peşinen ifade edeyim. Bu yüzden bu paragraflar spoiler içerecektir. ... Herkesin zevki kendine ancak böyle bir eserin hak ettiğinin çok altında bir puan aldığını görmek de bana biraz dokunuyor. Hoş bu da benim zevkim dolayısıyla tenkitim de aynı düzlemde bir meşruiyete sahip ama yine de bu eserin anlaşılmamış olmasından ötürü bu kadar düşük puanla değerlendirilmiş olacağını düşündüğümü itiraf edeyim. Eserdeki hikayeye literal bir hikaye olarak bakmak fazla düz bir düşünce yapısını işaret eder bana göre. Zira yazar hikayenin en başından en sonuna kadar bu hikayenin bir metafor olduğunu okuyucunun resmen gözüne sokuyor. Buna rağmen bir aşk hikayesi okur gibi okumak yahut esere bir çocuk kitabı nazarı ile yaklaşmak fazla sığ bir temayül olsa gerek. ... Velhasıl eser evrensel anlamda dünyanın evrildiği üç paradigmayı içeriyor aslında. Daha doğrusu bu üç paradigmanın bir organizma olarak yaşamda geçirdiği evreleri -doğum,yaşam,ölüm- tek bir tanesi üzerinden metaforik bir dil ile anlatıyor. Bu yüzden ben eserin başında Zacharius usta'nın Tanrı'yı sembolize ettiğini düşündüm. Daha sonra Zacharius usta din oldu. Ve nihayet bilim olarak son buldu bende. Eserin başında bana göre Zachurius Tanrı idi bana göre ve saatlerinin insanı temsil ettiğini düşünmüştüm. Tanrı, kendi suretinde insanı yarattığında güç zehirlenmesi yaşayarak bütün bir hakikati bedenlendiğini düşündü. Fakat bu kibir, insan soyunun tehlikeye girmesine (bilişsel olarak) ve dolayısıyla tanrının başarısız olmasına neden oldu. Bu, aslında tanrının hakikati idrak etme konusunda eksik olduğu anlamına geliyordu. Yani eserin verdiği mesaj buydu bana göre. Burada Tanrı olarak klasik anlamda anlatılan Kral tanrı kavramından bshsediyorum. Daha sonra Zacharius
Edebiyat
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma
Ulan Halid Ziya...
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Bir Ölünün Defteri;edebiyatımızın ilk büyük ustalarından,ağdalı Türkçesiyle çoğu okurun Kubbealtı Lügatı'yla tanışmasına vesile olan Halid Ziya Uşaklıgil'in ilk dönem romanlarından biri,kendisinin üçüncü romanı.Kitap,esasında 20. yüzyılın Ali Cabbar'ı Osman Vecdi'nin, sevdiği kadının eşine ölmeden önce bir günlük bırakmasıyla başlıyor ve biz Türk edebiyatının ikinci Zavallı Necdet'i Osman Vecdi'nin bu günlüğünü okuyoruz kitap boyunca.Burada bir şerh bırakmak istiyorum ki ben bu tarz kitaplara "anlatı edebiyatı" diyorum.Damızlık Kızın Öyküsü kitabının yazarı Margeret Atwood da bu şekilde isimlendiriyor bu tarz kitapları.Yani kitap boyunca biteviye bir kimsenin mektubunu, günlüğünü okuduğumuz bu eserler kendi başlarına yeni bir literatür oluşturacak kadar çoğaldılar artık.Anne Frank'ın Günlüğü, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu,Elif Oya'nın Güncesi,Ahitler...Bir Ölünün Defteri de bu anlatı edebiyatının Türk edebiyatındaki kolunu oluşturuyor işte. Osman Vecdi;tüm Türkiye'nin okuduğu ve çok satanlardan inmeyen,kimilerinin Madonna'nın hayatını anlattığını sandığı,kimilerinin kahve fotoğraflarının vazgeçilmezi olan Kürk Mantolu Madonna'nın başkarakteri Raif Efendi'den sonra Türk edebiyatının en bahtsız,en bedbaht,en bikes karakteri olabilir hatta bu "zavallı çocuk"luk açısından Raif Efendi'yi bile sollayabilir.Ulan Halid Ziya,insan böyle bir karakteri nasıl yazar?Ben okurken bile yüreğime kıymıklar battı,vücuduma ve nesicime acıdan bir şırınga enjekte edildi,üzüntü çıtam Allah-u Ekber dağlarına kadar yükseldi de bir daha inmedi,tüm mesamelerimden keder fışkırdı be adam!Sen nasıl yazdın peki bu satırları,yüreğin nasıl el verdi de gencecik Osman Vecdi'yi kitap boyunca o acıdan bu acıya sürükledin?Körpecik çocuğu önce annesi terk etti,yetmedi sonra babası terk etti.Tüm bu müessif
Bir Ölünün DefteriHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 20052,196 okunma