Toplumun Aynasına Gülümseyerek Bakmak: Rıfat Ilgaz'ın Sosyal Kadınlar Partisi
Bazı yazarlar vardır; aradan yıllar geçse de anlattıkları insanlar hiç değişmemiş gibi gelir. Rıfat Ilgaz benim için tam olarak böyle bir yazar. Sosyal Kadınlar Partisi'ni okurken sık sık "Bu karakteri sanki tanıyorum" diye düşündüm. Çünkü Ilgaz'ın anlattığı insanlar sadece kendi dönemine ait değil; bugün de çevremizde yaşamaya devam ediyorlar.
Kitabın ilk dikkatimi çeken yanı, mizahın hikâyelerin merkezinde olmasına rağmen asla yüzeysel kalmamasıydı. Rıfat Ilgaz güldürmek için yazmıyor; güldürürken düşündürmek, düşündürürken de topluma küçük ama etkili eleştiriler yöneltmek istiyor. Bu yüzden birçok öykünün sonunda yüzümde oluşan tebessüm kısa sürede yerini sorgulamaya bıraktı.
Eserde karşılaştığımız karakterler oldukça tanıdık. Kendi çıkarlarını toplum yararının önüne koyanlar, görünüşe ve gösterişe fazlasıyla önem verenler, farklı görünmeye çalışırken aslında birbirine benzeyen insanlar... Ilgaz, onları yargılamadan ama bütün kusurlarıyla gözler önüne seriyor. Belki de bu yüzden karakterler karikatür gibi değil, gerçek insanlar gibi hissettiriyor.
Kitabın adını taşıyan "Sosyal Kadınlar Partisi" öyküsü ise özellikle dikkat çekici. Rıfat Ilgaz burada yalnızca kadınlar üzerinden değil, toplumun genel yapısı üzerinden bir eleştiri kuruyor. İnsanların sosyal görünme çabalarını, popüler olma isteğini ve zaman zaman samimiyetten uzaklaşan davranışlarını ince bir ironiyle anlatıyor. Okurken birçok sahnenin günümüzde sosyal medya çağında bile geçerliliğini koruduğunu fark etmemek mümkün değil.
Rıfat Ilgaz'ın kalemini sevdiğim noktalardan biri de dili. Ne süslü ne de yorucu. Son derece doğal bir anlatımı var. Hikâyeler sanki bir arkadaşınız size yaşanmış olayları anlatıyormuş hissi veriyor.