"Sen kendinden hoşnutsun." "Tam tersine gayet bezginim." "Bezgin olanlar kitap yazmazlar. Mutlu, seyahat eden, aşık olan insanlar yazarlar ve sözlerinin şu ya da bu şekilde doğru noktaya ulaşacağı inancı içinde hiç durmadan konuşurlar." "Öyle olmaz mı?" "Hayır, sözler ender olarak doğru noktaya ulaşırlar ve bu çok kısa bir süre için olur. Geri kalan süreçte, şimdi olduğu üzere gelişigüzel konuşmaya yararlar. Ya da her şey kontrol altındaymış gibi numara yapmaya." "Numara yapmaya mı? Her zaman her şeyi kontrol altında tutmuş olan sen, numara mı yapıyordun?" "Neden olmasın? Biraz numara yapmak kaçınılmazdır. Devrim yapmak isteyen bizler, kaos ortamında bile bir düzen icat edenler ve olayların nasıl gelişmekte olduğunu tam olarak bilirmiş numarası yapanlar olduk." "Kendini mı ihbar ediyorsun?" "Aynen öyle. İyi bir gramer, iyi bir sentaks. Her şeye uyar bir açıklama. Ve muazzam bir mantık yürütme kabiliyeti: Bu bundan türer ve zorunlu olarak şuna götürür. Oyun tamamdır." "Artık işe yaramıyor mu?" "Gayet güzel yarıyor. Hiçbir şey karşısında şaşırmamak öyle rahatlatıcı ki. İltihaplanan yatak yarasıydı, dikiş atılmamış yaraydı, korku veren karanlık odalardı, bunların hiçbiri yok. Sadece bir noktaya varılıyor ve numara artık işe yaramaz oluyor." "Yani?" "Blablabla, Lena, blablabla. Kelimeler anlamlarını yitiriyorlar."
Sayfa 86 - Everest Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
“Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. "Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?" diyorlar. "Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?" Hiç olmaz olur mu? Arayıp, bulup görmek lazım. Bunun için de kenarı köşeyi araştırmak istemez. Her şey apaçık ortada, göz önünde. Sade güler yüzlü, bahtiyar insanlar değil, bahtiyar köpekler bile var. Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ızdıraptan, nefretten değil... rahattan, tokluktan, sevgiden bahsedeceğim."
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki,
(Bir kimse, şeytâna la’net ederse, ben zâten mel’ûn oldum. Bu la’netin bana zararı olmaz der. Yâ Rabbî! Beni şeytândan koru derse, eyvâh bel kemiğimi kırdın der). Bir başka hadîs-i şerîfde, (Şeytâna söğmeyiniz! Şerrinden, Allahü teâlâya sığınınız) buyuruldu.
Sayfa 513 - Hakîkat Kitâbevi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Aşkta mantık olmaz. Mutlu ve huzurlu uyumasını ister insan sevdiğinin.
Diyelim ki ölüler gerçekten de yaşayanları ara sıra yokluyor. Yaklaşık Jim diye tanımlayabileceğimiz bir şeyler, George başının çaresine bakıyor mu diye bir göz atmak üzere geri gelebilir. Peki bu bir işe yarar mı? Hatta değer mi? Bu olsa olsa bir an için özgürlüğünün uçsuz bucaksız sokaklarından içeriye göz atmasına izin verilen başka bir ülkeden bir konuğun kısacık bir ziyarete gelmesi, camın gerisinde, ta uzakta, daracık odada tek başına küçük bir masanın başına oturmuş, uslu uslu, görev gibi yumurtasını yiyen birini, o müebbet mahkumunu görmesi gibi bir şey olmaz mıydı?
Sayfa 10
İsmini, aslını, travmalarını benden gizleyebilirsin, bu benim yaşamıma devam etmeme engel olmaz. Ama bunları kendinden gizlersen, yaşamına devam edemezsin. 
Sayfa 41 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat