Bilgisiyle meydan okumak cahillerin kendini tutamadığı doğamıza işlemiş bir güdüdür. İnsanlar bu yüzden sıkça görüş ayrılığı yaşarlar. Oysa bilmeyenler susabilse görüş ayrılıkları ve tartışmalar da azalır.
Bir gece Allah'ın evini tavaf ederken Kâbe'nin astarına yapışmış,ağlayan bir genç gördüm.
Şu misraları okuyarak gözyaşı döküyordu :
"Ey karanlıkta kıvranan kulunun duasını kabul eden Allahım! Senin rızan için gelenler,
Evinin etrafında uyudular, uyandılar.
Ama sen uyumadın;
Ey gafletten münezzeh
Hayy ve Kayyum
Ben; acı, hüzün, hayret içinde sana duadayım.
Beyt ve Harem hakkı için ağlayışıma rahmet eyle!
Senin cömertlik ve keremini âsîler ummazsa,
Onlara kerem edecek kim olabilir?"
Peygamber Halkası , Necip Fazıl Kısakürek
Küfür gece, İslam gündüzdür. Çünkü, "Allah göklerin ve yerin nurudur." Kur'an-ı Kerim'in yaşandığı asırlarda o nur fikirde, sanatta, siyasette, içtimaiyatta, iktisatta tecelli etmiş, insanlar O nurla bakmış, o nurla görmüş, yalandan, tuğyandan, inkardan şirkten onurun bereketiyle uzak durmuştur. Işığın olmadığı gecelerde göz, eşyayı; nurun olmadığı dünya da da kalp hakikati göremez.
Üstad, Hitabe'de tarih muhasebesini ikinci sahabe dönemi dediği, Osmanlı Devleti üzerinden kıymetlendirir. Allah Rasulü'ne ittiba ile başlayan Beylikten Cihan devletine yürüyen ve nihayet zirve noktasına ulaşan, Onun hayat ilkelerinden uzaklaşmayla bir inhitat sürecine giren ve nihayet yeni bir zuhurla geri dönmek üzere tarih sahnesinden çekilen ideal devlete Osmanlı denir.