"İnsanlar yakın bir geçmişe dek huzur içinde, kendi evlerinde ve kendi ailelerinin yanında ölme hakkına sahiptiler. Ölümün bir tedavi nesnesine dönüşmesiyle birlikte ölme mekânları da değişti. Artık insanlar hastanelerin soğuk koridorlarında, son nefeslerinde yakınlarının şefkatini dahi hissedemeden can veriyorlar."
(...) Hayatın gayesi olan “ölmeden ölme sırrına ermiş” bir kahraman: Necib Fazıl Kısakürek… Ben varım da, o yok; veya asıl var olan o da, ben yokum… Bir tür hayat ve ölüm bitişikliği!..