İnceleme
Puan vermedi·220 syf.··
2026 7. kitabı
Zarifoğlu, eser boyunca modern insanın yalnızlığını, yabancılaşmasını ve varoluşsal sorgulamalarını kendi içsel dünyası üzerinden okuyucuya aktarır. Günlüklerin merkezinde; çocukluk özlemi, aile bağları, ölüm bilinci ve tasavvufi bir arayış yer alır. Anlatımında şiirsel, kesik ve kapalı bir dil kullanan şair, anlık duygu durumlarını ve gözlemlerini adeta birer şiir imgesi gibi kelimelere döker. Müslüman bir entelektüelin Batı modernitesi karşısındaki duruşunu, acılarını ve inancına sığınma çabasını da açık yüreklilikle ortaya koyar.Eser, okuyucuya dış dünyadaki olayların kronolojik bir dökümünü sunmaz. Aksine, o olayların yazarın ruhunda bıraktığı derin izleri, kırılmaları ve felsefi hesaplaşmaları gösterir. Bu yönüyle Yaşamak, hem Cahit Zarifoğlu’nun gizemli ve soyut şiir dünyasını çözmek için benzersiz bir anahtar hem de modern Türk edebiyatının en derinlikli, ufuk açıcı otobiyografik metinlerinden biridir.
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma
Mazide Kalan Okumalardan
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
FAHİM BEY VE BİZ ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR Abdülhak Şinasi Hisar'ın ilk romanı "Fahim Bey ve Biz", 26 Mayıs - 11 Temmuz 1941 tarihleri arasında Ulus Gazetesi'nde yayımlanmıştır. Muazzam bir eser... Edebi yönü yüksek bir Türk klasiği. Okumadıysanız naçizane tavsiye ederim. Fahim Bey, bende muhabbet hisleri uyandırdı. Ömrüm boyunca unutamayacağım roman karakterleri arasına girdi. Eser, yazarımızın babasının arkadaşı olan Fahim Bey'in ölüm haberi ile başlıyor. Daha sonra yazarın ve Fahim Bey'i tanıyan pek çok insanın onun hakkındaki hislerini ve fikirlerini okuyoruz. Görgülü, bilgili, mütevazı, iyi kalpli Fahim Bey, mali sıkıntılar içinde eşiyle küçük evinde saadet, hülya ve para hayalleri kurar. Abdülhak Şinasi Hisar, hayalleriyle yaşayan, nezaketini hiçbir şartta kaybetmeyen bir insanın dünyasını anlatır. Romanın belirgin bir olay örgüsü yoktur. Fahim Bey'i tek bir kişinin gözünden değil, onu tanıyan insanların hatıraları ve anlatıları aracılığıyla tanırız. Böylece okur, "Gerçek Fahim Bey kim?" sorusunun kesin bir yanıta ulaşamaz. Her insanın hafızasında başka bir Fahim Bey vardır. Bu da romana çok farklı bir derinlik kazandırmış. Ayrıca romanı okurken Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde kaybolan bir İstanbul hayatını ve insan tipini de tanımış oluruz. Fahim Bey, hayallerinin peşinden gitmiş; olması pek de mümkün olmayan isteklerinin sonunda hayata veda etmiştir. (Yazarı çok severim çok sayıda eserini okudum onları da paylaşabilmek temennisiyle) ESERDEN ALINTILAR: ✓ İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır. ✓ "Öyle bir adamdır ki ömürdür, Fahim Bey!" diyordu. Emsali dünyada bulunmaz! ✓ Yoksa kütüphanelerine yalnız sahifelerini kestikleri
Fahim Bey ve BizAbdülhak Şinasi Hisar · Everest Yayınları · 20222,440 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mümkün dünyaların en iyisi ve de en kötüsü.
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:06
1759 yılında yayımlanan Candide, edebiyat tarihinin en zeki ve en sivri dilli metinlerinden biri olmuştur. Gottfried Leibniz'in "mümkün dünyaların en iyisi" felsefesini hedefe koyan bu felsefi roman, dışarıdan baktığımızda naif bir gencin maceralarını anlatsa da aslında dönemin dogmalarına, körü körüne inançlarına ve anlamsız savaşlarına açılmış bir isyan bayrağıdır. Bu yüzden de eser defalarca sansüre uğramış ve Voltaire ölüm tehditleri almıştır. Nasıl ki günümüzde medya güçlülerin elindeyse o dönemde de gazeteler ve dergiler kilise ve monarşinin onayından geçmek zorundaydı. Kalkıp da din eleştirisi ya da kralı eleştirmek kimin haddineydi ki! Neyse ki günümüzde böyle şeyler yaşanmıyor. Kitabın özellikle kara mizah kısmını çok beğendim. Öyle ki Voltaire'in Pangloss karakteri üzerinden yaptığı felsefi hiciv tek kelimeyle kusursuz. Karakterlerin başına depremler, savaşlar, hastalıklar ve engizisyon işkenceleri gelirken Pangloss'un hâlâ "her şeyin en iyi amaç için gerçekleştiğini" savunması, toksik ve pasif bir iyimserliğin ne kadar tehlikeli olabileceğini harika bir şekilde gösteriyor. Bir diğer değinmek istediğim hususta şu; 18. yüzyılda yazılmış felsefi bir metin olmasına rağmen inanılmaz bir akıcılığa sahip. Almanya'dan Lizbon'a (özellikle 1755 Lizbon Depremi'nin kitaba entegre edilişi çok çarpıcıydı), Güney Amerika'daki ütopik El Dorado'dan İstanbul'a kadar uzanan macera, aksiyon filmi hızında ilerliyor gibiydi. Voltaire araya asla sırıtmayan çok güzel felsefi göndermeler de bulunmaktan da çekinmiyor. Bunların haricinde beğenmediğim kısımlara da değineyim biraz. İlk olarak gözüme batan kısım karakterlerin tek boyutlu olması oldu. Karakterlerin kanlı canlı insanlardan ziyade, Voltaire'in fikirlerini çarpıştırdığı piyonlar gibi hissettiriyor. Örneğin Cunégonde, hikâye boyunca
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,1bin okunma
5/10
·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 13:54
Sarah ve Şemsi, arkadaşımın beğendiği için ödünç verdiği bir kitaptı. Fakat ben arkadaşım kadar zevk alarak ya da beğenerek okumadım. Kitapta 1800’lü yıllarda yaşamış olan ve ilk uluslararası tiyatro yıldızı sayılan Sarah Bernhardt’ın İstanbul turnesine geldiği bir hafta anlatılıyor. Yazar, büyük büyükbabası Molla Şemsi’nin Sarah Bernhardt ile geçmişte bir ilişki yaşadığını hayal etmiş ve bunu roman şeklinde kaleme almış. Fakat kitapta ne bir olay var ne de gerçekten hissedebileceğim bir aşk hikayesi mevcut. Karakterlerin ağzından sürekli olarak seviyorum, aşığım tarzında konuşmalar duysak da ben o hissiyatı alamadım.  Aslında konu güzel işlenebilse ilgi çekici bir kitap ortaya çıkabilirmiş. Fakat her şey çok yüzeysel; sürekli olarak bir kırılma noktası bekledim, ama yoktu. Her şey oldukça durağandı ve kitap neredeyse elle tutulur bir mevzu olmadan bitti. Sanki yazar Sarah Bernhardt için bir biyografi yazmak istemiş ama çok da derine inmek istemediği için bir roman olarak kurgulamış. Zaten kitabın sonundaki yazıda da araştırmalarını çok derin tutmadığından ve ne kadar yararlanabileceği biyografik kaynak olsa da iki üç tanesini referans aldığından, neredeyse tamamen kurmaca bir metin yazdığından bahsetmiş. Sürekli olarak sanki bir biyografi kitabıymış gibi Sarah Bernhardt ile ilgili bilgiler okuyoruz.  Molla Şemsi aslında ilgi çekici bir karakter olabilirmiş; ama kitap boyunca o kadar tuhaf yansıtılıyor ki kendimi karakteri hiç sevmemiş bir vaziyette buldum. Kitap üzerinden konuşursak Sarah Bernhardt’ı sahiden seven bir karakter mi derseniz bence hayır, saplantı olduğunu düşünüyorum. Bir hafta boyunca gizli aşıklar gibi Sarah ile buluşup gezen Şemsi, karımı da seviyorum diyip akşamları eşi Saide’nin yanında ona sarılarak uyuyor. Sarah’ın kendisini öpmesine izin
Sarah ve ŞemsiNilüfer Kuyaş · Sia Kitap · 2024527 okunma
5/10
·112 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:50
Gürgün Öz’ün oyunculuğunu zaten severim bir kitabını da ilk defa okudum. Kitap “baba” olgusunu bir güzel sorgulatıyor ama bazı aydınlanmalar yaşamayada yardımcı oluyor. Kısa film tadında bir kitap.1 günden bile kısa sürede yaşanan,merak uyandırıcı bir kitap.
Kötü Bir GünGürgen Öz · Masa Kitap · 2025545 okunma
7/10
·56 syf.··
2026 42. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:06
Yalom'un Güneşe Bakmak kitabı içinden bir bölüm, ayrı olarak basılmış nedense. Künye adı aynı çünkü. Hikâyesi anlatılan Robert Berger'in Nazi zulmünden kurtulmuş ve yaptığı kalp ameliyatları ile onlarca kişinin hayatını kurtaran bir doktor olup, sonrasında yüksek miktardaki kazancının çoğunu İsrail'e bağışladığını öğrenmek büyük bir tezat duygusu oluşturdu bende.
Ölüm Korkusunu YenmekIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20092,547 okunma