Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar?
Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar?
Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların?
Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?
Bu kitabı okurken kimi yerde kahkahalarla güldüm kimi yerde gözyaşlarım sel oldu. Dışarıdan baktığınızda sıradan ve birbirine bağlı görünen bir aile. Ama ne sırlar saklı içlerinde, ne günahlar yer etmiş de yük olmuş gönüllerine. Okudukça, karakterleri dinledikçe yavaş yavaş çözülüyor ilmek, yanıt buluyor kafanızdaki sorular.
Herkesin bir hikayesi var, açıp baktığında herkesin yaraları var. Dışarıdan baktığınız binaların her penceresinde ayrı ayrı hikayeler, hayaller, umutlar, sırlar, acılar var ve bu kitapta bu evlerden birinin hikayesine, acılarına bir psikolog edasıyla şahit oluyorsunuz...
"İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir."der Fernando Pessoa.
Başlangıçta ısınamadığım, kötü gördüğüm, sevemediğim karakterlere, kitabın devamında kendi hikayelerini dinleyince hak verdim. Hayat herkese iyi davranmıyor. Bazen hayat insanı kötü olmaya itiyor. Kimseyi yargılamamalı, yadırgamamalı...
Şermin Yaşar'ın okuyup da sevmediğim hiçbir kitabı olmadı şu ana kadar. Genç edebiyat alanındaki bu ilk romanını da öyle sevdim ki kitaplığımda favoriler arasında yerini aldı. Herkese tavsiye ederim ve keyifli okumalar dilerim...