10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:34
Çok üzülüyorum bu Thomas ve arkadaşlarına ben :( Thomas'ın ve diğerlerinin çok küçük yaşlarda İsyan'a alınmasını, büyüme süreçlerini ve Labirent'in oluşum aşamasını anlatan bir kitaptı. Serinin ana kitaplarındaki tüm soru işaretleri bu kitapta cevap buluyor. Meğer Thomas ve arkadaşları Kayran'dan önce de küçük yaşlardan itibaren arkadaşlarmış ama Labirent'e girmeden önce hafızaları silindiği için birbirlerini hatırlamıyorlarmış. Bu benim için kabul etmesi çok acı bir gerçek oldu. :( Thomas başlarda tedavi bulma umuduyla İsyan'ın yaptığı her şeyi kabul ediyordu ama sonlara doğru bunun asla mümkün olmayacağını anlayıp kendisinden önce Labirent'e gönderilen arkadaşlarını kurtarmaya karar verdi. Ama yanıbaşındaki ihaneti hesaba katamadı. Ölümcül Kaçış kitabının başlamasından sadece birkaç saat öncesinde tam olarak neler olduğunu anladığım bir kitap okudum. Ek kitap deyip kesinlikle okumamazlık etmeyin derim
Labirent: Virüs KoduJames Dashner · Pegasus Yayınları · 20163,608 okunma
8/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2026 196. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:32
"Ülke içerisinde istediğimiz birliği ve desteği yakalama şansımız şu aşamada yok. Bu konudaki işler düşmanın faaliyetlerini bizim daha da aleyhimize bir hal alacak. Topyekün savaşı hazırlarsak bile işgali engelleme şansımız çok az görünüyor. En iyi ihtimalle elimizde tamamen yıkılmış, halkının büyük bölümü yok edilmiş, hiçbir ülkenin yardım etmeyeceği bir vatan kalır .Ondan sonra tabii ki rahat bırakmayacaklar .Hedefleri bu bölgeyi sürekli istikrarsız bırakıp ,yeni kuracakları dünya düzeni için ibretlik halde tutmak. Bu şekilde bu bölgedeki vatandaşları tamamen yok ettikten sonra ise yeni kuracakları dünya düzeninin kalp sahası haline getirmek. Bu kalp sahasının kalbini de İstanbul'da kurarak dünya yönetiminin merkezi yapısını tehdit edecekler. Yani arkadaşlar bu millet tam olarak ölüm ,kalım, esaret ya da özgürlük savaşının eşiğinde duruyor .En kötüsü de bu oyunu değiştirebilecek, bozabilecek hiçbir yapının bundan haberi olmaması. Hatta bu olabilecekleri aklına bile getirmemiş olması..." Kitaptan küçük bir paragraf sadece ama insan okuyunca nasıl da kötü hissediyor degil mi?Ama maalesef bunların hiçbiri uzak degil ülkemize. Çünkü bizim ülkemiz Osmanlı döneminden beri dünyanın bir çok ülkesinin ağzını sulandıran bir cografya .Hatta bazılarının öyle emelleri var ki ,çoğu zaman saklama gereği bile duymuyorlar.. İşte burda Düzen giriyor devreye Tarihin ilk gizli teşkilatı. Seçilmiş kişilerden oluşan bir oluşum . Türkan 15 yaşında normal bir hayat süren bir kızken bir gün kendini değişik bir ortamda buluyor..Çeşitli yaşlarda 16 çocuk toplanmış. Onlara Düzenin oluşumu anlatılıyor ve onların anne karnından beri izlendikleri..Çocuklar dört gruba ayrılıp farklı yönlerde egitiliyor.Türkan Saka oluyor . Beş yıl süren egitim neticesinde normal hayatlarına dönüyorlar, tabi
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202415 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kavramları Yaşayıp Ruh Büründürmek!
Puan vermedi·79 syf.··
2026 111. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:47
Jean-Paul Sartre Sartre Sartre'ı Anlatıyor kendi düşünce ufkunun oluşum temellerini, eserlerini ve hayatının sekansları hakkındaki bilgileri röportaj havasında bir anlatıyla soru-cevap şeklinde okuyucuya aktarmıştır. Bu aktarımda seçilen soruların inceliği ve sezinlenişi; Jean-Paul Sartre'nin varoluşçuluk kavramının hem görüngüsel hem de kökensel yapısına dair anlam ve mana diyagramı biz okuyuculara anlatmıştır. Özellikle eserin soruları ve sorulara verilen yanıtlardan hareketle Jean-Paul Sartre hem politik hem de eylemsel durumu üzerinden net figür ve şema çizebilmekteyiz. Bu şemadan hareketle düşünürün hem dönemini hem de kendinden sonra gelecek düşünürleri etkisi altına alındığıda kaçınılmaz bir biçimde kendini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda hareketle eser hem bir otobiyografi hem de kendilik eleştirisinin yer yer göstergelerini barındırmaktadır. Sartre Sartre'ı Anlatıyor eserinin politik duruşunun anlatılan yerleri göz önünde tutulduğunda Jean-Paul Sartre'nin Karl Marx'ın etikisini de görmekteyiz. Bu etkiyi de tarihsel sahnede yeri olan figürler ve yönetimler noktasındaki örneklerle anlatısını günçlendirmiştir. Bu güç bize aynı zamanda dönemin yazar gözündeki siyasal havasını okumamıza yardım etmektedir. Sonuç olarak; Jean-Paul Sartre Sartre Sartre'ı Anlatıyor eserinde kendiliğinin temellerini oluşturan şeyler üzerinden hem kendini hem de kendiliğini oluşturan kavramların kendi dünyasından hareketle devşirilerek yeni bir anlam ve mana dünyası kazandığını anlatmıştır. Bu anlatımla birlikte kavramların kazandağı yeni kimliklerle yaşama eylemindeki karşılıkları öncelikle yazarın kendi davranış hayatındaki yerinden hareketle sağlamıştır. Kısacası kavramlar önce yazarın kendi hayatında cisimleşerek yazarın eserlerinde ruha bürünmüştür.
Sartre Sartre'ı AnlatıyorJean-Paul Sartre · Yapı Kredi Yayınları · 2004404 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 70. kitabı
Bir itirafla açayım: Eğer Cusk okumaya bu kitabıyla başlamış olsaydım, başka bir kitabını okumak için itici bir güç hissetmezdim sanırım. Cusk’ın somurtkan İngiliz göğünün altından kaçıp ailesiyle üç aylığına İtalya’ya yerleşmesinin hikâyesi bu. Yolculuk, göçmenlik, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı küçük sürtüşmeler, kültürlerin görünmez kuralları, sanat ve gündelik hayatın altındaki güç ilişkileri… Gözlem gücü her zamanki gibi hayranlık verici. Bir sofradaki gerilimi birkaç cümlede yakalayabiliyor. Ama alıştığım o damıtılmış düşünce akışı yok bu kitapta. Ne söylemek istediğini biliyor ama henüz onu en kısa, en etkili ve en kaçınılmaz biçimde söylemeyi öğrenmemiş gibi. Cusk’ın sonraki metinlerinde gereksiz olan her şey ayıklanmıştır sanki. Hatta bazen eksiltir. Boşluklar bırakır. Cümleler, anekdotlar ve karşılaşmalar tam olması gereken yerde durur. Bana kalırsa bu kitap, Cusk’ın tüm yazdıklarını okuduktan sonra dönüp gelmek için. Yazı atölyesine sessizce girip oluşum hâlindeki Rachel Cusk’ı izlemek için. Sevdiğimiz yazarların vardıkları yer kadar, oraya hangi yollardan geçerek ulaştıklarını görmek de sevdaya dahil.
Son Akşam YemeğiRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 202526 okunma
4/10
·480 syf.··
2026 11. kitabı
Veyl Kötülerin Şehri, fikir olarak beni heyecanlandıran ama okudukça potansiyelini kullanamadığını düşündüğüm bir kitap oldu. Kitabın konusu aslında oldukça ilgi çekici suçluların toplumdan tamamen dışlanıp özel bir ada hapishanesine gönderildiği, burada işledikleri suçlara göre renklere ayrıldığı ve her bölgenin kendi öncüsü tarafından yönetildiği bir sistem kurulmuş. Katiller, hırsızlar, kaçakçılar ve diğer suçlular aynı adada kendi düzenlerini oluşturuyorlar. Ana karakter Yekta ise bir Gri yani suçunun ne olduğu kesinleşmemiş, neden burada olduğunu bilmeyen ve hafızasını kaybetmiş bir karakter. Kâğıt üzerinde bakıldığında oldukça güçlü bir distopya fikri var ne yazık ki kitap bu fikrin derinliklerine inmeyi tercih etmek yerine çoğu zaman romantik ilişkilere ve karakterler arasındaki çekişmelere odaklanıyor. En çok adanın kendisini merak ettim bölgeler arasındaki güç savaşlarını, öncülerin politik hamlelerini, insanların nasıl hayatta kaldığını, bu düzenin nasıl işlediğini görmek istedim. Çünkü yazarın kurduğu dünya buna son derece müsait. Fakat hikâye ilerledikçe bunların çoğu arka planda kalıyor ve yerlerini karakterler arasındaki flörtleşmeler alıyor. Oysa bu kadar ilginç bir evren varken sayfalar boyunca imalı konuşmalar, laf sokmalar ve romantik gerilim okumak bana büyük bir fırsatın kaçırılmış gibi hissettirdi. Dünya ile karakterlerin birbirine uymaması bize anlatılan yer katillerin, suçluların ve şiddetin kol gezdiği bir ada hapishanesi. İnsanların sürekli ölüm tehdidi altında yaşadığı söyleniyor. Fakat karakterlerin davranışları çoğu zaman bu dünyanın ciddiyetini yansıtmıyor. Özellikle bazı sahnelerde kendimi bir distopya değil de romantik gençlik romanı okuyormuş gibi hissettim. Sürekli birbirine laf atan, imalı konuşan, gereğinden fazla rahat davranan
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025500 okunma
8/10
·360 syf.··
2026 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:50
Descartes’ın "Ruhun Tutkuları (Duygular ya da Ruh Halleri)" eseri az önce bitenler arasındaki yerini aldı. Sevincin, nefretin, kederin, kibrin ve daha adını sayamadığımız birçok duygunun kökenini, oluşum sebebini rasyonalist bir bakış açısıyla, ayrıntılı bir şekilde incelemiş yazar. İnsanın doğasına ve hislerine dair adeta rehber niteliğinde bir eser sunmuş bizlere. Ben çok severek okudum; insan psikolojisinin doğrudan duygular ve ruh halleri üzerinden analiz edilmesi, kitabı oldukça sürükleyici ve okunabilir kılmış. Herkesin rahatlıkla anlayabileceği ve kendinden bir şeyler bulabileceği bu eseri kesinlikle tavsiye ederim
Duygular ya da Ruh HalleriRené Descartes · Alfa Yayıncılık · 2015273 okunma