Bir bakışın, bir kelimen hatta sadece orada oluşun bile çok fazla şeyi değistirebiliyor. Sıradan olanı özel ve güzel yapıyor benim için. Sanki dünya daha az gürültülü oluyor seninleyken. İçimdeki karmaşa biraz olsun diniyor.
Çöl bir insanın yalnızlığı gibi Çöl hayata küsmüş bir bakış, bir tuzak, hesaplaşması, insanın kendisiyle, Oralarda yok oluşun izleri… Aşkın, hayat ile yeniden yüzleşmesi Ben seni sevmeyi göze alamıyorum, Bir çöl gibisin. Geçemiyorum Necmettin Can
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Entropi kanunu, bize her oluşun bir gün yıkıma ugrayacagını, her tohumun bir gün çürüyeceğini öğretir. Ancak bu, hayatın anlamsız olduğu anlamına gelmez; aksine, her anın, her nefesin, her tebessümün değerini artırır. Böyle bir dünyada anlamsız hırsların peşinde koşmak bunun için kendini üzmek ne kadar anlamlı ki?
O çöl, sadece Hz. Hüseyin ve beraberindeki yetmiş iki canın mübarek bedenlerinin paramparça edildiği bir yer değildir; Kerbela, insanlığın, merhametin ve adalet duygusunun da paramparça edildiği yerdir. Peygamber çiçeği Hz. Hüseyin, haksızlığa, zulme ve karanlığa karşı boyun eğmemenin bedelini canıyla, evlatlarıyla ve her şeyini feda ederek ödemiştir. Oklarla, kılıçlarla parça parça edilen o aziz bedenler, aslında asırlar boyu sönmeyecek bir meşalenin, asla eğilmeyecek bir duruşun harcı olmuştur. Bugün tencerelerde kaynayan Aşure, sadece bir geleneğin ikramı değil, Kerbela'da parça parça olan o yüce ruhların, tek bir Hak davası etrafında yeniden bir araya gelişinin, birliğin ve matemin sembolüdür. Kerbela parçalandı, canlar toprağa düştü ama onların savunduğu adalet ve onur sancağı asla yere düşmedi. Bugün bizlere düşen; o paramparça oluşun acısını yüreğimizde taşırken, Hz. Hüseyin'in bıraktığı o soylu mirasa, yani her ne pahasına olursa olsun doğrunun ve mazlumun yanında durma iradesine sahip çıkmaktır. Kerbela şehitlerini, Şah-ı Şehidan
Din
Entropinin Fısıltısı
Maddenin ve zamanın henüz biçimlenmediği o ilkel çocukluk evreninde, yeryüzünün katı kurallarıyla yeni yeni tanışan yedi yaşında bir çocuk olarak yürüyordum sokakta. Gündüz vaktiydi ama güneşin ışığı insanı ısıtmaktan ziyade, bu kasvetli caddenin kirli detaylarını açık etmek için parlıyor gibiydi. Kalabalığın ritmik monotonluğu içinde, sadece benim görebildiğim o keskin anomali belirdi. Oradaydı. Bakışlarındaki o statik, hiç kıpırdamayan yoğunluk, bir insanın taşıyabileceği türden bir hacme sahip değildi. Kulaklarımda yankılanan ses ise yeryüzünün tektonik hareketlerini andıran, kelimelerden arınmış antik bir dildi; çok uzaktan geliyordu ama beynimin tam merkezinde rezonansa giriyordu. Etraftaki insanların o konforlu körlüğüne sığınarak onu görmezden gelmeyi seçtim. Bakışlarımı kaçırdım, adımlarımı sıradanlaştırdım. Fakat zihnimde açılan o yarık kapanmıyordu; arada bir gözüm kayıyor, onun sarsılmaz varlığıyla göz göze geliyordum. Bu durumun gerçekliğini kimseye fısıldamamam gerektiğini biliyordum; çünkü o yaştaki bir çocuk bile bilirdi ki, tekinsiz olan ancak gizli tutulduğunda gücünü yitirirdi. Tam o esnada gökyüzünün tavanı çatladı. Geometrik bir kusursuzlukla beliren o devasa üçgen silüet, şehre yaklaşan kozmik bir felaketin, mutlak bir yok oluşun habercisiydi. Hava ağırlaştı, tüm dünya altüst olacakmış gibi bir tehlike hissi şehri sardı. O panik anında, zihnim çocukluğuma aşılanmış en güvenli sığınağa, caminin o soğuk ve taştan duvarlarına kaçtı. Elimde fiziksel bir telefon olmamasına rağmen, aileme bir şekilde ulaşıp oraya sığınmalarını söylediğimi, onları o korunaklı mabedin içine sakladığımı gördüm. Onlar güvendeydi. "Oraya sızamaz," diye düşündüm. Büyük bir yanılgıydı. Onun mekânı aşmak için kapılara ihtiyacı yoktu. Duvarların moleküler yapısını bozmadan, bir
HK
Mümin kişinin sermayesi ne? Sermaye denince aklımıza ne geliyor? Kapital mi? Kapital nedir para mı? İşin merkezine ne koyacağız? Bir mümin İşin başına neyi koyar Süreci neye bağlı olarak yürütür Nihayetinde neyi hedefler Komunizme karşı kapitalizmi halka çıkış kapısı kılan akıl aradaki çatışma ile ne kazanım sağlıyor? Vahyin Kuranındaki islam oluş din adı altınaki matbuatlarda anlatılmıyor ve bu da mevcut sömürü düzenine zemin sağlıyor diyoruz Peki Vahyin Kuranındaki islam oluş ile dini matbuatlar arasında ne gbi farklar var ki bu mevcut sömürü düzenine hizmet eder oluyor? Sayılacak çok şey var da Müminin sermayesi ne? Sorusuna mukabil Bir konuyu işlemeye çalışalım Mevcut dini matbuat ahiret kavramını ölümden sonrası olarak işliyor ve dünya hayatı kavramını tek boyutlu bir gerçeklik olarak kullanıyor Bu vahyin kuranındaki gerçekliğe kesinlikle uymuyor ve işin esasında vahyin kuranındaki gerçekliği örtüyor Dünya hayatı Darul ahirah
1000Kitap