Bir ruh ki en uzun merdivene sahiptir ve en derine inebilir:
Kendi içinde en uzağa koşabilen, yolunu şaşırıp gezinebilen en geniş ruh;
Kendini rastlantıya zevkle bırakabilen em gerekli ruh;
Oluşun içine dalan, var olan ruh;
Kendisi her şeye sahipken istemek ve arzulamak isteyen ruh,
Kendinden kaçan, kendini en geniş daire içinde yakalayan, deliliğin en tatlı dille seslendiği en bilge ruh;
Kendini en çok seven; içinde tüm şeylerin akıntısını, karşı akıntısını, yükselişini ve alçalışını barındıran ruh…
Sayfa 86 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
(...) Mutlulukta, dünyayla ilgili olan her şey kendi yok oluşuna can atar ama yok oluş ona sadece mutlulukta vaat edilmiştir. Oysa kabul edilmelidir ki, kalbin ya da inziva halindeki ruhun dolaysız mesiyanik gerilimi, ıstırap gibi bir talihsizlikle kazanılır. Ölümsüzlüğe götüren Restitutioin integrum'un [eski hale getirme] tinsel hareketine, yok oluşun ebediliğine götüren dünyevi bir eski haline getirme tekabül eder ve bu ebedi olarak geçici dünyevi varoluşun, hem mekansal hem zamansal bütününde geçici olan varoluşun ritmi, bu Mesiyanik doğanın ritmi, mutluluktur.
Sayfa 10 - yazarın burada bahsettiği mesiyanik anlayışı, geleceğe doğru süregelen bir akışın içerisinde kırılan, bireysel eksenli döngülerdir denilebilir..·Kitabı okuyor
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Nüfus kütüğüne göre sen ölüsün. Ölü olduğun için de askerlik yapamazsın, vergi ödeyemezsin, evlenemezsin. Ama yaşıyorsun... İşte buna da 'Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz' derler."
Eğer insan toplum içinde bozulmamış olsaydı, kendini tabiatın etkilerine bıraksaydı tabiat ona merhametin derin bir şeklini, gerçekten ilahi olan şefkati açıklayacaktı. Tabiat eğer konuşabilseydi, ondan çıkan Allahın sesi olacaktı. Allah, tabiattaki kendiliğinden oluşun içinde kalbe doğmaktadır.