Puan vermedi·%17 (50/280 syf.)·
“Olympia” yayinlarindan okumaya calistim ve 50. Sayfada yarim biraktim. Rezalet bir çeviri ve bolca imla hatasi vardi. Kitap hakkinda yorum yapamayacagim
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,2bin okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 00:00
Dikkat spoiler içerir. Malorie, kız kardeşi Shannon'un haberleri izlemesi ile bir olayı öğrenir. Rusya'da başlayan olaylarda birileri birden delirip kendini öldürmektedir. Ama Alaska üzerinden ABD'ye de sıçramıştır bu olaylar. Malorie ise hamile olduğunu öğrenir. Gözünü kapalı tutmaya başlar. Çünkü gözünü açıp etrafa bakanlara bulaşmaktadır. Shannon kendini öldürür ve evi terk eder Malorie. Bir gün bir ev bulur ve onlardan yardım ister. Onu eve alırlar. Jules, Felix, Cheryl, Tom, Don ona yardımcı olur. 3 hafta sonra gelen başka bir hamile Olympia ve kardeşi Frank'ten kaçar Gary'yi de alırlar. Ama Gary gariptir. Don'u etkiler ve anlattığı gibi biri değildir. Defterini bulan Malorie evden kovulmasını sağlar. Ama aslında evden gitmemiştir. Tom ve Jules Victor dışında 2 köpek bulur ve kuşlar alırlar. Erzakları azaldıkça dışarı çıkıp erzak toplarlar. Olympia ve Malorie aynı gün doğurur ama Gary gelir ve bağışıklığı olduğunu söyler. Don pencereleri açmıştır. Herkes ölür. 2 çocuğu alan Malorie, telefonda Rick'i duyar. Nehirden onlara gelmesini söylemiştir. 4 sene boyunca çocukları eğiten Malorie sonra tekne ile yola çıkar. Kurtlar saldırır ve ısırır. Acaba Rick ve arkadaşlarına ulaşabilecek midir? Körler okulu nasıl bir yerdir? Çocuklar gözünü açacak mıdır? Soluksuz okunan bir roman.
KafesJosh Malerman · İthaki Yayınları · 201814,7bin okunma
Reklam
9/10
·168 syf.··
2026 16. kitabı
·
68 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 21:07
Psikanaliz Defterleri 2, çocukla çalışmaya dair bakışımı yeniden kurmama neden oldu. Okurken sık sık şunu fark ettim: çocukla çalışmak çoğu zaman sadece çocukla çalışmak değil. Daha çok, onun ait olduğu yapıyla, çoğu zaman da onun üzerinden konuşan bir şeyle karşı karşıya kalmak gibi. Kitap, İrem Erdem Atak’ın annenin bedenini ele aldığı metinle birlikte en başa götürüyor. Anne bedeni burada sadece biyolojik bir yer değil, daha çok ilk temasın, ilk anlamların ve belki de ilk kayıpların kurulduğu bir alan gibi. Klinik olarak zaman zaman hissettiğimiz ama adını koymakta zorlandığımız o erken deneyimler, bu metinle birlikte biraz daha görünür hale geliyor. Çocuğun dünyayla kurduğu ilişkinin temeli de sanki burada atılıyor. Masallar üzerine yazılan bölümde tanıdık bir şey başka bir yerden açılıyor. “Bir varmış bir yokmuş” ifadesi, çocuğun iç dünyasına oldukça benziyor. Masallar burada sadece anlatı değil; bilinçdışının dili gibi çalışıyor. Çocuğun korkuları, arzuları, yasakları… Hepsi bu hikâyelerin içinde hem saklanıyor hem de kendini belli ediyor. Aile sırları üzerine olan metin, kitapta beni en çok düşündüren yerlerden biri oldu. Klinik odada bazen tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz ama hissedilen bir şey olur. Sanki çocuk, kendine ait olandan biraz daha fazlasını taşıyordur. Bu metin, o fazlalığın çoğu zaman aile içinde konuşulamayan, bastırılmış ya da inkâr edilmiş şeylerle ilgili olabileceğini düşündürüyor. Didier Houzel’in terapötik işbirliği vurgusu ve Talat Parman’ın sorusu, çerçeveyi ister istemez genişletiyor. Çocukla çalışmak, çoğu zaman ebeveynle çalışmayı da içeriyor. Analitik oda teoride iki kişilik gibi. Ama pratikte çoğu zaman öyle değil. Ebeveynler içeride olmasa bile, söyledikleriyle ya da söyleyemedikleriyle orada kalmaya devam ediyor. Otistik bir
Psikoloji
Çocuk, Ergen ve AilesiŞeyda Postacı · Yapı Kredi Yayınları · 201949 okunma
7/10
·255 syf.··
2020 330. kitabı
Manet, 1832’de Paris’te dünyaya gelmiş, empresyonistlerin (izlenimcilerin) yolunu çizmiş; Monet, Bazille, Renoir ve Sisley kendisinden 12 yaş büyük olmasına rağmen, onu ustaları olarak görmüşler. Manet’nin sanatı, kırlarda nü resim yapmayı gerektiriyordu ve onun için “nü” sanatın ilk ve son sözcüğü ilgilenmiş. Ortaya çıktığı dönemde eserleri bolca eleştirilen, sergilere kabul edilmeyen ve akademi kurlarını hiçe sayan çalışmaları, eleştirmenlerce sertçe eleştirilmiştir. Bu yüzden, ressamın tanınması ve halka ulaşması da hayli zaman almış. Manet, aslında Türk edebiyatı için Şinasi ne ise 19. yüzyıl ve sonrası içinde resim alanında ilklerin sanatçı olarak tanımlamak yanlış olmaz. Çevredeki havayı betimlemek için rengi kullanan ilk ressamdır. İçgüdüsel çalışıp resim sanatını ilk sadeleştiren; yarış atlarını ilk tasvir eden; görsel sanatlarda ilk kez bir resmin fotoğrafla karşılaştırılmasını sağlayan; yalnızca resimsel nedenlerle resimler yapılabileceğini çağdaşların ilk aklına sokan ressam olmuştur. İspanyol sanatından etkilenen ressam, İspanya geleneklerini resmeden eserler yapmıştır. Şüphesiz kompozisyona önem veren bir tarafı vardı ama, Manet, Venedik akımına hayrandı ve Venedik ressamlarının renge olan ilgisi ona da bulaştı; Velazquez, Goya ve Rembrandt gibi isimleri oldukça benimsedi. Hatta, “Maximilen’in İdamı” eserinde Goya’nın “3 Mayıs 1808” tablosunun etkileri, duygusal gerilimi yakalanabilir. Manet, peyzaj çalışmalarında yine eleştirilen şey ise, denizi tek bir renge ve sade şekilde boyamasıydı. Ressamın eserleri, bu yüzden “ayrıntıdan yoksun” şekilde eleştirilmiş. Çevresi ressamlarla dolu sanatçı; Degas, Zola, Baudelaire, Renoir, Bazille, Monet, gibi entelektüel ordusuyla örülüydü. Zola, hayatı boyunca ona destek olacak yazılar yazdı. 1883’te sol bacağının
ManetEsin Eşkinat · Yapı Kredi Yayınları · 201117 okunma
8/10
·123 syf.··
2018 35. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2018 00:00
Kitap, Michel Foucault’nun 1971’de Tunus’ta verdiği bir konferans metni aslında. Kitaplaştırılmış. İyi ki yapılmış diyorsunuz, inanılmaz lezzetli bir bilgiler içeriyor; sanat tarihi, felsefe, sosyoloji ve diğer düşünce sistemleri hakkında. Foucault, Manet’nin, resim sanatı tarihinde, 20. yüzyıl modern sanatı başlatan kişi olarak gösterir. Manet’nin 13 tane eserini inceliyor kendisi. Özellikle “Demiryolu” eserinde, ressamın seyirciye oynadığı oyunu ifşa etme konusunda, inanılmaz bakış açısı ve perspektif tahlili ayrıntılarıyla gösteriyor. Manet’yi zaten muziplik ve oyunbaz ressam olarak çokça tarif ediyor. “Folies-Bergere’de Bir Bar” isimli tablosuna ise, Manet’nin perspektif çarpıklığına gönderme yapıyor. Tablo, akslarıyla seyircinin tek yerden değil, birçok yerden bakabilme ihtimaliyle çizilme hikayesini aktarıyor. Her ne olursa, harikulade bir düşünce bu bence. Mimes (doğanın taklidi) karşı çıkmıştır ressam. ⠀ Quattrocento’ya (Rönesans) döneminde ortaya çıkan sanatsal yaygınlıklardan biridir; bu tarz, mimari inşaların siyah-beyaz çizilmesi gerektiğini savunurken, mimarinin içinde, yanında bulunan insanların ise, kıyafetlerinin ise, kırmızı, yeşil ve maviye boyanmasına dayanır. “Balkon” isimli eseriyle, bunu tersine çevirir Manet ve insanlar siyah-beyaz iken, balkondaki panjurlar yemyeşildir. 1750’de seyircinin bakış açısı, mevcudiyeti ressamları sıkıntıya sokmuştur. Temsil edilen karakterlerin, seyircinin kendisine baktığı hissi, esere onu düşünerek üretme çabası, ister istemez yapaylığa neden oluyordu. Bu soruna karşı, Chardin, Courbet ‘ye kadar bazı ressamlar, çözüm olarak çizdiği karakterlere “dalgınlık” hissi vererek çözüm aramışlardır. Eylemle meşgul olan resimdekiler, dalarak seyirciyi unutur. İkinci durum ise, seyirciyi tuvalin içine çekmektir. Courbet
ManetMichel Foucault · İletişim Yayıncılık · 201857 okunma
Das Kapital Nedir ve Okunmalı mıdır?
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
Özel mülkiyetin varlığının en nihayetinde bir çeşit emek sömürüsü ile sonuçlanacağını resmen bilimsel bir şekilde temellendiren bir kitap olmakla beraber en çok atıfta bulunulmuş kitaplar arasında yer alan bir ustalık eseri. Karl Marx hayattayken yalnızca ilk cildi yayımlanmış olan üç ciltlik Das Kapital'in temel fikrini anlamanız bu kitapla mümkündür. Ayrıca kitabın sonunda konuyla yakından uzaktan ilgili her türlü meseleyede değiniliyor bu nedenle emek sömürüsü mefhumunun sebeplerini ve sonuçlarını kavramanız muhtemeldir. Kitap, bir çoğu insanın zannettiği gibi komünizmle veya sosyalizmle ilgili değildir. Adından da anlaşılacağı üzerine kapitalizm eleştirisidir. Yapılan bir araştırmaya göre (ki sizlerde orjinal Das Kapital'in tamamını PDF olarak bulursanız bakabilirsiniz) kitapta komünizm kelimesi neredeyse hiç geçmemektedir. Marx komünizmi insanlığa Engels ile birlikte yazdığı Komünist Manifesto kitabı ile duyurur. Das Kapital'in ilk cildi sermayenin üretim sürecini ikinci cildi sermayenin dolaşım sürecini üçüncü cildi ise kapitalist üretimin tamamını ele alır. Marx "Ulusal zenginlik, doğası gereği halkın sefaleti ile aynı şeydir" diyerek aslında bir devletin zenginliğinin genellikle üst sınıfta toplandığını söyler. Kapitalizmin sömürüsüne ise "Kapitaliste düşebilecek her şeyi (kapitalist açısından) o ancak işçinin artıemeğinden alabilir; çünkü işçi yaşamak zorundadır" cümlesi ile çok kabaca bir özet geçilebilir. Bu kitabın modern köleliğin ve sömürünün mekanizmasını anlamamız için elzem olduğu kanaatindeyim. Herkese tavsiye ederim ancak ben Olympia'nın özetinde bazı yazım hataları ve eksiklerle karşılaştım. Dolayısıyla daha kaliteli bir yayınevinin özetini okumanızı öneririm.
Siyaset
Das KapitalKarl Marx · Olympia Yayınları · 20222,282 okunma
Reklam
Reklam