Serhat Omaç

Serhat Omaç
@omac_serhat
"nereye gidiyorsun ey sâreban?"

Serhat Omaç

, 2018 okuma hedefini ekledi.
2018 OKUMA HEDEFİ
30/72 kitap - %42 tamamlandı
30 kitap okudu
72 kitap
5,1bin sayfa
0 inceleme
13 alıntı
Reklam

Serhat Omaç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·55 syf.·
2018 28. kitabı
Halil Cibran
7.5/10 · 85,4bin okunma
"Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve "Ey kavmim!" dedi, 'Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun!" Yasin Suresi, 20-21 Benim kahramanım o adam. Şehrin öte ucundan kan ter içinde koşturup gelen adam. Kavmi elçileri yalanladığında, uğursuzlukla itham ettiğinde, zarar vermeye hazırlandığında koşarak gelen adam benim kahramanım. Can havliyle koşturmasını hayal ediyorum. Elçilere zarar gelmesin diye, hakikate omuz vermek için koşturduğunu hayal ediyorum. O adam bizim şehrimize de koşarak gelse diyorum bazen. Gelse ve yanımıza otursa. Bize hayatı anlatsa. İyilikten söz etse, gökyüzünden gelen kutlu sözleri hatırlatsa sabırla. Bir çay ocağında otursak. Hani oyunsuz olandan, hani o tabureleri olandan, hani o Fatih'te Malta'dakine benzer birinde. Otursak ve onu dinlesek. Terini silse, demli bir çay söylesek ve anlatmaya başlasa. O adam bizim şehrimize de gelse. Bütün kirlerimizden arındırsa bizi. Rahmân'ı anlatsa. Bizden hiçbir karşılık beklemeyen mübarek Elçi'yi ve dostlarını. Haydar'ı Kerrar'ın cenklerini, Sıddık'ın geniş yüreğini, Hattab'ın oğlunun adaletini ve Zinnureyn'in utanma duygusunu. Koşarak gelse. Biz tükenmeden, ruhumuzu tüketmeden önce gelse."
Sayfa 10 - PROFİLKİTAP, 14. Baskı·Kitabı okudu
"Uzunca bir zaman, karşılaştığım ve karşılaşabileceği her soru için bir cevabım olmasını önemsedim. Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öğreniyorum. Anlıyorum ki bu dünya, cevap verebileceğim türde soruları barındırmıyor. Vazgeçtim cevaplardan. Ellerimi cebime koyup, yerdeki çizgilere basmamaya gayet ederek yürüyorum. Cevaplar için sürekli başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyordum, oysa kafamda o kadar çok soru var ki artık etrafımda kimsecikler olmasa da olur. Kutsal bir yalnızlığa yürüyorum şimdi."
Sayfa 74 - PROFİLKİTAP, 14. Baskı·Kitabı okudu
"Biz," dedi Cafer, "mahlukatın en şereflisi değil miyiz?" "Niçin 'en' diye sıralamak zorundasın?" dedi Süleyman. "Eşek yahut bir deveden daha şerefli olmanın sana kazandıracağı bir şey mi var?" "Ama eşref-i mahlukat deyince böyle olmuyor mu?" "Yani sen diyorsun ki, biz her yaratıktan daha şerefliyiz. Ben de sana diyorum ki, biz neden 'daha' olmak zorundayız? "Ama bütün mahlukat bizim hizmetimize verilmedi mi? Mesela kesip yiyoruz, faydalanıyoruz." "Daha şerefli olduğumuz için mi kesip yiyoruz?" "Değil mi?" "Hayır, bence daha savunmasız oldukları için yapıyoruz bunu. Düşünsene, koyunlar silah kullanabilse, herhalde barışa giderdik. Üstelik bu dediğinde büyük bir tehlike var. Şöyle düşünsene: mesela ben herkesten daha şerefliyim diyen bir cahil digerlerinden faydalanma hakkını kendinde görecektir." "Peki, o zaman ne için eşref-i mahlukat biziz?" "Tam aksine çocuk, sorumluluklarımız olduğu için. Bu ayrıcalık değil, bu başka bir vazife. Şeref lafzına biz sahibiz ya. Gereğini bizim yapmamız gerek."
Sayfa 308 - Everest·Kitabı okudu
Tarih
Reklam