İhtiyâre, gitmiş oğlunun hücresine; bakıyor ki
oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. 0
riyâzâttan zafiyetiyle vâlidesinin şefkatini celbetmiş. Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs'ın yanına şekvâ için gitmiş. Bakmış ki Hazret-i Gavs kızartılmış bir tavuk yiyor.
Nazdarlığından demiş: "Yâ Üstâd! Benim oğlum açlıktan ölüyor. Sen tavuk yersin!"
Hazret-i Gavs tavuğa demiş:
قم باذن الله!
O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mu'temed ve mevsûk çok zâtlardan Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyâca meşhûr
bir zâtın bir kerâmeti olarak ma'nevî tevâtürle
nakledilmiş.
Hazret-i Gavs demiş: "Ne vakit senin oğlun da
bu dereceye gelirse o zaman o da tavuk yesin."
İşte Hazret-i Gavs'ın bu emrinin ma'nâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese o vakit leziz şeyler yiyebilir...
Kötü iş görüşmeleri neticesinde, ailem sekreter veya yönetici asistanı ilanlarına başvuru yapmamam gerektiğini söyledi. Açıkçası ben de korka korka yapıyordum. Böyle bir karar almak beni üzdü, ama asla iş dünyasına atılmaktan vazgeçmeyeceğim, asla.