biz kırıldık daha da kırılırız
ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
hırsız da bilmiyor çaldığını
biz yeni bir hayatın acemileriyiz
bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
şiirimiz, aşkımız yeniden,
son kötü günleri yaşıyoruz belki
ilk güzel günleri de yaşarız belki
cemal süreya, yarımada
Mâlik olmak saadetinin yanından ayrılmayan bir ızdırap da vardır: Mahrum olmak korkusu. Saadetin peşi sıra giden bu ızdıraptır ki, ekseriya, duyduğumuz tatların tadını kaçırır ve saadetle felaket, hazla keder arasındaki mevhum hududu siler.
Bir zamanlar neler yaşadığını, ne zorluklardan geçtiğini, neler hissettiğini insan en iyi kendi yazdıklarından anlayabiliyor. Ufak çaplı bir ileti gözden geçirmesi bunu çok iyi hatırlattı tekrar.
Cumhuriyet döneminden önce olduğu gibi, şeriatın insan beynini kemirici, aklı ve mantığı kemirici, düşünme gücünü yitirici, özgürlük duygusunu yok edici, yaratıcı zekâyı körle-tici, insan varlığını "kul" kertesine indirici, kadınları küçültücü ve daha doğrusu insan varlığını her türlü gelişme olasılığından uzak kılıcı verileriyle eğitilmekte, aklen ve ruhen şekillendirilmektedirler.