Büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.
Aytmatov'dan daha önce Beyaz Gemi'yi okumuştum. O da oldukça dokunmuştu ancak Toprak Ana bir başka be arkadaş! Savaş atmosferi, kuraklık, kıtlık, özlem... Bir insan bu kadar mı güzel betimler her şeyi, herkesi! Oldukça akıcı da, çabuk kapın bir tane :)
Demiri nasıl tavanda dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı atmak hiç de kolay olmuyordu.