Selman Yıldız

Selman Yıldız
@omrselman
Optisyen
17 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
10/10
·334 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
Amak-ı Hayal (hayalin derinlikleri) dilimizde ilk defa yazılan tasavvufî ve felsefî bir romandır. Edebiyatımızda benzeri olmayan türde, çok derin mânâların rüyalar âleminde anlatıldığı bu kitabın İlk yayınlanma tarihi 1910. Hikayede iki ana karakter var; kabristanı mesken edinmiş, kendini gizleyen bir Velî olan Aynalı Baba ve iyi tahsil görmüş, materyalist düşüncelerin etkisine kapılmış fakat hakikat hususunda kalbi mutmain olmayan Raci. Raci kitabın başlarında bir inanç kriziyle karşılar okuyucuyu. Materyalist felsefe içinde kendini tamamen rahat hissedemez. Çünkü dinine bağlı pek iyi bir annenin tam özenli bakımıyla geçen çocukluğu, Raci'nin üzerinde sökülmez bir hiss-i dinî ve yıkılmaz bir düstûr-i ahlâkî bırakmıştır. İslam medeniyeti ile dünya medeniyeti arasında sıkışan Raci Hâkikate giden yolu aramaktadır. Bilirsiniz bizim bilhassa tarihi kabristanlarımız, mezar taşlarına yazılmış hat yazıları ve ince bir ruhun işlediği taş süslemeleriyle dikkat çeker. Buhranlar içinde ki Raci'de böyle güzelliklere ilgili olduğundan bir gün yol üstündeki mezarlığa kayar gözleri. İşte orada hayatını kökünden değiştirecek olan ve sorularına cevap bulacağı Aynalı Baba'yla karşılaşır. Aynalı Baba pek az konuşur, kahve içer ve neyini çalar, Raci bu esnada uykuya dalar ve cevapları rüyalar âleminde bulur. İşte bir sual ve cevap: -Ey Beşeriyet otur rahat et ve sualini sor. -Bana söyleyiniz, merhamet ediniz, mademki hayattan tiksinip, iğrenmeme rağmen vazgeçemiyorum o halde saâdet nedir? Bu sırada reis geldi, meseleyi anladı ve huzzâra: -Buyurunuz şu dertlinin müşkülünü hallediniz, dedi. Hz.İbrahim "Saâdet, çalışmak, kazanmak ve kazancını hem-cinsiyle paylaşmaktadır" Hz.Musa "Saâdet, nefsini tutkular firavunundan kurtarmaktadır" Hz.Adem "Saâdet, şeytana uymamak ve Havva'ya
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201622,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
İlk yayınlanma tarihi 1932 olan Camilerimiz kitabı, Sadullah Yıldız adında genç bir kardeşimizin zeyiliyle zenginleştirilmiş ve Büyüyen Ay yayınları tarafından harika bir baskıyla tekrar yayınlanmıştır. Kitabın tasarımı ve sayfa düzeni, fevkalade güzel. Anlatım dilinin, kelime dağarcığımızı genişletmesi bakımından verimli olduğunu söyleyebilirim. Okurken sözlük karıştırırak bir çok kelimeyi not ettim. Kitapta İstanbul'da ki 60'a yakın tarihi cami, yapım tarihine göre eskiden yeniye doğru sıralanmış. Bu açıdan cami mimarimizin akıp giden zaman içinde nasıl gelişip yükseldiğini ve sonra da gerilemeye başladığını, dönemin akımlarından ne derece etkilendiğini görebiliyoruz. Kitabın müellifi Halil Edhem Eldem, köklerinden filizlendiğimiz büyük devlet Osmanlı'nın bölündüğü, parçalara ayrıldığı, savaşların ve yıkımların yoğun olduğu bir dönemde yaşamış. İbn-i Haldun der ki; "Her toplum doğar, gelişip yaşar ve sonrada yaşlanarak yok olur, insanlar gibi devletlerinde ömrü vardır." Osmanlı ömrünün son demlerini yaşarken, medeni Batıdan(!) gelen çağdaş insanlar tarafından adi bir hırsızlığa maruz kalmıştır. İçimizdeki kıymet bilmezlerin de yardımlarıyla ecdat yadigârı cami ve türbelerimizin pek kıymetli çinileri, mermerleri, panoları ve mihraplarından çalınan parçalar bugün Avrupa müzelerinde sergi edilmekte. Müellif bu parçaların nerelere ait olduğunu da açıklamış kitapta. Bunlar yaşandıktan sonra İstanbul'un tarihi binalarını bir felaket daha bekler; Modern şehirleşme! Merhum Halil Edhem, böyle bir zaman da çalınıp yurtdışına kaçırılan eserleri kurtarmak, imar bahanesiyle yıkım kararı alınan ecdat yadigârı yapıları korumak için 1917'de Âsar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti'ni kurar. Bu müessese yetkililerle sürtüşerek bazı eserleri yıkılmaktan kurtarır. Fatih'te ki Millet
CamilerimizHalil Edhem Eldem · Büyüyen Ay Yayınları · 20197 okunma
9/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Başlarda bir kitap okumaya başladığımı sanmıştım. Satırları okumamla birlikte yazılanların özelde bana genelde ise insanlığa hitaben yazılmış mektuplar olduğunu anladım. İçeriklerini, geçmişte yaşayıp dünyada iz bırakan yazar, şair, düşünür ve filozoflardan da konular nispetinde alıntılar yaparak güzel bir bakışla harmanlamış yazarımız Ali Ural. Şimdi üzerime sağnak sağnak yağan, zihnimi ve kalbimi ıslatan mektuplara cevaben: Sevgili Dost, Altmışbir mektubuna karşılık yalnız bir mektup yazıyorum sana. Bu orantısızlığı üzerine alınma sakın zira mektuplarına tek tek cevap yazacak kadar dolu değil sözcük heybem. Ama bilki yazdıkların gönlümde yer etti. Sevgili dost, bir mektubunda bana "Merhameti gördünmü" diye sordun, demek yirmi yıl öncede kayıptı ve sen onu arıyordun. Sevgili dost, merhameti ben de arıyorum fakat o daha da kaçar oldu insanlardan. Bazen ona hak vermiyor da değilim, insanlığın geldiği şu nokta da. Mektubunun devamında "Bari hayatta olup olmadığını haber ver" dedin, evet o hayatta ölmedi merhamet biliyorum, minik kalplerin içinde o varlığını seziyorum, lakin minik kalpler büyürken merhamet küçülüyor! İşte tam o anlar da kayıplara karışıyor merhamet. Sevgili Dost, yarattığı her bir varlığa, çok çok merhamet eden Rahman ve Rahim olan Allah'a c.c. dua edip merhameti aramaya devam edeceğiz. Selametle.. Posta Kutusundaki MızıkaPosta Kutusundaki Mızıka A. Ali UralA. Ali Ural
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
Kutlu fetih gerçekleşmiş, Konstantinapolis İstanbul'a dönüşmeye başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet Han tarihiyle, coğrafi konumuyla yüksek bir değere sahip olan ve fethi yüzyıllar önce müjdelenen bu güzide şehri imar yönünden geliştirirken aynı zamanda ilmî yönden de zenginleşmesine büyük önem vermiştir. Şehrin kapılarını âlim ve sanatkarlara sonuna kadar açmış, ilim ve sanat çalışmaları hususunda her türlü imkanı sunacağını beyan etmiştir. Ali Kuşçu, Molla Hüsrev, Sinan Paşa(Hoca Paşa), Molla Lütfi ve daha pek çok ulemâ bu dönemde şehri ve İmparatorluğu ilmî yönden ihya etmek için çabalamışlar. Böylelikle Osmanlı'yı ilimde ve sanatta zirveye taşıyacak bir sonraki kuşağın tohumları kök salmaya başlamıştır. Kitap işte böyle bir dönemde Osmanlı ulemâsının arasında meydana gelen bir fitneyi konu ediniyor. Fitne ateşini sinsice körükleyen bir kafir, ilmiye ricâlinin arasına sızmış, akla hayale gelmeyecek kötülüklerle, fikri ayrılıkları olan ûlemayı birbirine düşürmüştür. Bu tertibi planlayan Ornio'nun amacı Osmanlı Devlet düzeninde bir delik açıp gemiyi batırmak, Batı'nın "Büyük Kartal" diye andığı Fatih Sultan Mehmet'i öldürmektir. Ve tüm bunları yapabilmek için hitabı tesirli, kimseden çekinmeyen, alaycı ve çok bilmiş mizacıyla ulemâ meclisinin en keskin âlimlerinden Molla Lütfi'yi kendine hedef seçer.
İtirafİskender Pala · Kapı Yayınları · 20198,3bin okunma
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
Ramazan, iman etmiş gönüller için huzur ve sekînet ayıdır. Bu kutsî ayda Allah'ın rızasını gözetip, oruç tutarak Müslüman olmanın beş temel şartlarından birini yerine getirmeye gayret ederiz. Oruç tutmak sadece yemeden, içmeden kesilip vücudu aç bırakmakta değil elbette. Midemizle tuttuğumuz orucu kalbimizle de tutabilirsek işte o zaman hakikâtli bir oruca kavuşmuş oluruz. Nureddin Yıldız hocamız, "Ramazan Risalesi" kitabında Oruç ve Ramazan ayının faziletlerini ve önemini anlatırken oruçla ilgili her Müslümanın bilmesi icap eden fıkhî bilgileri de okuyucuya aktarıyor. Başından sonuna rahmet ayı olan Ramazan nasıl değerlendirilmeli? Neleri yapmalı, nelerden uzak durulmalı? İtikaf, Kadir Gecesi, teravih ve fitre hakkında bilinmesi gerekenler bu küçük hacimli güzel kitapta açıklanıyor. Son bölümde okuyanı düşüncelere sevkeden "Ramazan Katliamı" başlığında 26 sayfalık bir yazı var, Osmanlı'nın son dönemlerinde başlayıp günümüze kadar uzanan Ramazan eğlenceleri(!) ve sonradan uydurulan adetler konu edilmiş.
Ramazan RisalesiNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 20103,061 okunma