OKUMADAN ÖNCE LÜTFEN AMA LÜTFEN DÜŞÜNÜN
Ben kitapları çok fazla yarım bırakan biri değilimdir ancak bu kitabı bitirmeye çalışırken ömrümden ömür gitti ve en sonunda devam edemeyeceğime karar vererek yarısında bıraktım. Konusu çok ilgi çekici olduğu için bir şans vermek istedim ve satın aldım. Ama kitabın ilk bölümlerinden itibaren çok fazla mantık ve sıralama hatası var. Ayrıca doğru düzgün diyebileceğim betimleme yok, olan betimlemeleri de o kadar mide bulandırıcı ki anlatamam. Kim sayfalar boyunca erkek karakterin baklavalarını, kaslarını, kadında arzu (?) uyandıran bakışlarını falan okumak ister? Yazarın ilk kitabı mı bilmiyorum eğer ilkse bu amatörlüğe ve iğrençliğe çok küçük bir ihtimal göz yumabilirim ama başka türlüsü mümkün değil. Önermiyorum, keşke almasaydım aldığıma bin pişman oldum.
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024439 okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2026 167. kitabı
Hakan Günday’ın o sert, yeraltından gelen, sınırları altüst eden ve kelimeleri birer jilet gibi kullanan o muazzam ilk kalemiyle; hayatın anlamını şiddette, nihilist bir çöküşte, uyuşturucuda ve dünyanın en tekinsiz köşelerinde arayan iki adamın, Kinyas ve Kayra’nın o karanlık cehennemine daldım. Yazar; Afrika’dan Amerika’ya, oradan Türkiye’nin dehlizlerine uzanan o kanlı ve felsefi yolculukta, insan doğasının en vahşi, en bencil ve en çıplak halini öyle sarsıcı bir dille işlemiş ki iki farklı ruhun varoluşsal sancılarını, sisteme duydukları o derin nefreti ve kendi içlerindeki o mutlak karanlığı adeta ruhumun en derin yerinde hissettim. Türk edebiyatının yeraltı dünyasındaki o en radikal, en acımasız ve aynı zamanda en felsefi zirvesi olan; her satırıyla insanı kendi konfor alanından söküp atan, bittiğinde ise zihinde ömür boyu sürecek bir fırtına bırakan, tam anlamıyla kült ve sarsıcı bir başyapıttı.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Reklam
Çıkışı Bulduğumu Sandığım Anda Kayboldum
10/10
·216 syf.·
2026 84. kitabı
"Beni sadece fotoğraflardan tanıyorsun. Sadece nasıl göründüğümü ve objektife nasıl baktığımı biliyorsun. Ama neler düşündüğümü ve neler hissettiğimi bilmene olanak yok." Azil' i okumaya başladığımda beni nasıl bir kitabın beklediğini bilmiyordum. Hatta kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey şu oldu: Ben gerçekten ne okudum? Çünkü bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı. Beni alıp bir labirentin içine bıraktı. Tam çıkış yolunu bulduğumu düşündüğüm anda başka bir koridor açıldı. Tam her şeyi anladığımı sandığım anda yeni bir soru ortaya çıktı. Kitap boyunca sürekli ilerledim ama aynı zamanda aynı yerde dönüyormuşum gibi hissettim. Bir matruşka gibiydi; her katmanı açtıkça içinden başka bir hikâye, başka bir duygu ve başka bir düşünce çıktı. Azil'in konusu ilk bakışta yalnızlık, kayıp, aşk ve zihinsel çöküş gibi görünüyor. Ancak kitap ilerledikçe bunun çok daha derin bir yolculuk olduğunu fark ediyoruz. Hakan Günday bizi sadece bir karakterin hayatına değil, onun zihnine götürüyor. Gerçek ile hayalin, geçmiş ile bugünün, yaşam ile ölümün birbirine karıştığı bir dünyanın içine giriyoruz. Bu yüzden kitapta bazen neyin gerçekten yaşandığını, neyin karakterin zihninde olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. Ama bence yazar tam olarak bunu istiyor. Çünkü okur da karakter gibi sorgulasın, kaybolsun ve çıkış yolunu arasın istiyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen duygu yalnızlıktı. Karakterlerin yalnızlığı öyle güçlü anlatılıyor ki bazı bölümlerde onların yanında oturuyormuş gibi hissettim. Özellikle "Zaman, gidecek yeri olmayanların evidir." cümlesinin altını çizdim. Çünkü bu cümle bana çok şey düşündürdü. İnsan bazen hayatta öyle bir noktaya gelir ki ne geri dönebilir ne de ileri gidebilir. Böyle zamanlarda elinde kalan tek şey zamandır.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 162. kitabı
Ferenc Molnár’ın o içten, çocuksu ama bir o kadar da derin ve sarsıcı kalemiyle, Budapeşte’nin o tozlu sokaklarında bir avuç çocuğun oyun alanlarını korumak için verdikleri o devasa onur mücadelesini gözlerim dolarak okudum. Yazar; Boka’nın bilge liderliğini, Nemecsek’in o küçük bedenine sığdırdığı kocaman, sadık ve cesur yüreğini anlatırken, arkadaşlığın, vatan sevgisinin ve çocukluk masumiyetinin ne kadar kutsal olduğunu muazzam bir dille işlemiş. Pal Sokağı çocukları ile Kırmızı Gömrekliler arasındaki o amansız arsalar savaşını sadece bir çocuk oyunu olmaktan çıkarıp sadakati, ihaneti, gururu ve büyümenin o sancılı gerçekliğini yüzümüze vuran, bittiğinde ise Nemecsek’in o unutulmaz fedakarlığıyla kalbimizde ömür boyu geçmeyecek o derin sızıyı bırakan, dünya edebiyatının en zamansız ve en dokunaklı başyapıtlarından biriydi.
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
9/10
·200 syf.··
2026 146. kitabı
Söyleme Bilmesinler insanın kalbine oturup sessizce derdini anlatan türden bir kitap. Bu kitabı okurken kendimi birçok kez durup düşünürken buldum. Çünkü anlatılanlar uzak hayatlar gibi gelmedi; aksine hepimizin içinde bir yerlerde sakladığı duygulara dokundu. Aile ilişkileri, sırlar, kırgınlıklar ve yıllarca söylenmeden biriktirilen duygular gibi. Ben bu kitapta en çok, insanların birbirinden sakladığı sırları değil; söyleyemediği sevgileri gördüm. Bazen bir aileyi yaralayan şey büyük olaylar olmuyor, yıllarca söylenmemiş birkaç cümle olabiliyor. Şermin Yaşar'ın kaleminde sevdiğim şey karakterleri yargılamaması. Onları olduğu gibi anlatıyor. Bu yüzden okurken taraf tutmuyor, her karakterin içinde kendinden biraz bir şey buluyorsun. Okurken karakterlere dışarıdan bakmıyorsun; sanki aynı sofraya oturuyor, aynı sessizlikleri paylaşıyorsun. Kitapta bazı sayfalarda gülümsedim, bazı sayfalarda içim burkuldu. Çünkü hayat da böyle değil mi zaten? Aynı sofrada hem kahkaha hem kırgınlık, hem sevgi hem sessizlik yan yana durabiliyor. Kitabı güçlü yapan şeylerden biri de, gündelik hayatın içindeki görünmez yükleri gösterebilmesi. Çünkü bazı ailelerde sevgisizlikten çok, sevgiyi gösterememek vardır. Bir aileyi ayakta tutan şey bazen gerçeklerin yerine, birlikte taşınan suskunluklardır. Bazı sırlar kötülükten değil, insanları koruma isteğinden saklanır. Ama ne sebeple olursa olsun, söylenmeyen her şey bir gün ağırlığa dönüşür. Herkes, anlatamadığı bir hikâyeyi içinde taşır. Bazı sırlar ortaya çıktığında insanın hayatını değiştirmez; sadece yıllardır taşıdığı yükün adını koyar. Ve bir ömür, söylenemeyen birkaç sözün etrafında şekillenir.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Her zaman daha fazlasını isteyen bir Dünyada yeterli olmanın gücü
7/10
·288 syf.··
2026 19. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:11
Mükemmellik dediğimiz şey çoğu zaman zirveye çıkmak değil, hata yapma korkusunu süsleyip erdem diye taşımaktır. Curran’ın en sarsıcı iddiası şu: Modern dünya bize özgürlük vaat ederken aslında sürekli performans sergilememizi bekliyor. Kendimizi geliştire geliştire kendimizden uzaklaşıyoruz. Çünkü insan kusurlarını yok ederek değil, onlarla yaşamayı öğrenerek bütünleşiyor. Kitabın bende bıraktığı cümle ise şu olurdu: Belki de mesele kusursuz olmak değil; eksiklerimizle de masaya oturabilecek kadar cesur olmak. Çünkü insanı tüketen hata yapmak değil, hata yapma ihtimaline karşı ömür boyu nöbet tutmaktır.
Mükemmellik TuzağıThomas Curran · Kronik Kitap · 2023221 okunma
Reklam
Reklam